İstanbul'da bir Lisemizde, Okullarımızın Yeni Ders Yılına başlanması münasebeti ile (aslında münasebetsizliği ile) bir etkinlik düzenlendi.
16.09.2019 23.23
562 okunma
İSTANBUL'DA YAPILAN NİMETE NANKÖRLÜK GELENEĞİ
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

İstanbul'da bir Lisemizde, Okullarımızın Yeni Ders Yılına başlanması münasebeti ile (aslında münasebetsizliği ile) bir etkinlik düzenlendi.

Sözde GELENEKSELLİK adına yapılan bu etkinlikte, ders için okula gelen öğrencilerin ayaklarının altına SİMİTLER atılarak, Nimete Saygısızlık / NANKÖRLÜK yapılmıştır.

Örf-adetlerimize ve DİNİ İNANÇLARIMIZA aykırı olan böyle bir düzenleme ile, bu Lisede Eğitim-Öğretime adeta "besmelesiz bir başlangıç" yapılmıştır. Daha ilk günden böyle bir TALİHSİZ tertibi ile Yurt genelinde büyük bir TEPKİ toplayan bu Lisemizin İdarecilerini ve Öğretmenlerini KINIYORUM.

Okulun Eğitim-Öğretime ilk açıldığı gün olması hasebiyle bu etkinlikten haberleri olmayabileceğini düşünerek bu Lisemizin Öğrencilerini TELİNİMİN dışında tutuyorum.

Başta Okul İdaresi bu etkinliği programlarken, okullar açılmadan enaz bir hafta önce bütün Öğretmenlerinin katılımıyla yapılan MUTAD ÖĞRETMENLER KURULU TOPLANTISINDA mutlaka bu etkinliği müzakereye açmıştır. İnançlarımıza ve geleneklerimize aykırı olan böyle bir etkinliğin "kamuoyunda tepki toplayabileceğini" düşünemeyen İDARE kadar, bunu Kurul toplantısında İdareye hatırlatmayan ÖĞRETMENLER de kınanmayı hak ediyor. Sadi ŞİRAZİ'nin bir sözü vardır; "İki şey zeka özründen kaynaklanır: Birisi yerli-yersiz konuşmak, diğeri yeri geldiğinde konuşmayıp SUSMAK" der. Acaba o toplantıda yerinde konuşabilecek hiç mi kimse yoktu? Merak ediyorum!

GELENEK; adından da anlaşılacağı üzere, "toplumun iyi ve güzel görüp benimseyerek sürekli yapa geldiği adetler" demektir. "ADET" ise, "yapılması tekrarlanan, iade edilen"  anlamına gelir. Dini Istılahımızda adına "ÖRF" denilen bu tür eylemlerin meşru ve geçerli olması için KİTAP ve SÜNNETE uygun gelenekler olması gerekir. Sistematik İslam Hukukunun  Temel Kaynağı olan MECELLEMİZDE, "Âdet mühkemdir" şeklinde yer alan bu konu, "hakkında ayet ve hadislerde tersine bir hüküm bulunmamak ve Şeriata/Dine uygun olmak şartıyla" diye kayıtlanmıştır.

Bu durumda,  gelenek ve göreneklerin, toplumun inancından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İnancımızda yeri olmayan dış kaynaklı adetlere ise MODA denir.

Nimete saygıyı inancının gereği bilerek başının üstünde TACI yapan bu Müslüman Milletin, nimeti ayaklarının altında çiğnediği nerede ve ne zaman görülmüştür? Bu bir ÂDET olamaz. Moda ise, bunu kim getirmiştir? Bunun Eğitim-Öğretimle ne alakası vardır? Bunun hesabı bu GÖRGÜSÜZLERE gerektiği şekilde TEFTİŞLE SORULMALI'dır! Hem öyle sorulmalı ki, en üstten en alta; İdarecisinden Öğretmenine kadar herkes hakettıği SÜRGÜNÜ görmelidir. Nimete nankörlük yapanın cezası, "ondan mahrum bırakılmasıdır". Memleketin ücra köşelerinde , mahrumiyet içinde canla başla görev yapan bunce Öğretmen ve İdarecilerimiz varken; İstanbul gibi GÖZDE VE GÜZİDE bir şehirde konfor ve emniyet içinde yaptkları götevleri bunlara batmıştır; hak etmiyorlar. "Nİmete nankörlük yapanın, ondan mahrum bırakılması CEZAİ hükmü", aynı zamanda İslam Hukukunun bir onayıdır. Peygamber Efendimiz, "Müslümanların güzel gördüğü, Allah katında da güzeldir" buyurmaktadır.

Bugün nimeti ayaklar altında çiğnetip seyire bakanlar; yarın da kitabı/KUR'AN'ı çiğnetip alkış tutacak zihniyette olabilir. Bu bir DENEME'dir, yanıldıklarını anlamalıdırlar!

Bu NANKÖRLÜĞÜN, köyde-kasabada, kıyıda-köşede DİKKAT çekmeyen bir yerde değil de, İSTANBUL gibi, Fethimizin Sembolü, Türkiyemizin kalbi olan; Eshab ve Evliya Diyarı bir şehrimizde yapılmış olması ise, ayrıca ÜZÜCÜ'dür. Bu ne cürettir, ne biçim cesarettir? "Köpeksiz köyde, değneksiz dolaşma"  deyimimiz, bu tür düşüncesizlikler için kullanılmış olmalı.

İSTANBUL Ki, ŞİVESİ DİLİMİZİN ÖNCÜSÜ; GÖRENEĞİ DİNİMİZİN ÖRFÜ OLMUŞTUR. "Ekmeği ayaklar altında çiğnetme"  geleneği, olsa olsa buradaki bir avuç GAYRİMÜSLİM azınlığın adeti olabilir. Bizim geleneğimizde böyle bir adet yoktur.Yapılacak soruşturmada bu adetin MENŞEİ de araştırılıp ilgililerinden hesabı sorulmalıdır.

Sayın Milli Eğitim Bakanım! Müslüman Memlekette Salyangoz satmaya kalkışanlar, hesabını vermelidir!

Gereğini saygılarımla arz ederim!

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya