Avrasya ve Ortadoğu enerji denkleminde gerek sahada askeri gücü ile ve gerekse masada diplomasisi nin denge politikaları ile OYUN kurucu rolünü kararlı bir şekilde devam ettirmektedir.
25.12.2018 14.10
147 okunma
Enerji denkleminde Türkiye
Şazeli Çügen

                TÜRKİYE

                Avrasya ve Ortadoğu enerji denkleminde gerek sahada askeri gücü ile ve gerekse masada diplomasisi nin denge politikaları ile OYUN kurucu rolünü kararlı bir şekilde devam ettirmektedir. 

Gerek Karadeniz enerji havzasında gerek Hazar ve Akdeniz enerji havzasında ve gerekse MUSUL-HALEP körfez hattında hem çok iyi bir PAZAR ve hem de çok güvenli bir ENERJİ depolama ve TRANSİT ülkesi olarak bölgesinin ve tüm AB ülkelerinin tek güvenilir MERKEZİ ülke konumunu bir kez daha perçinlemiş bulunmaktadır.

Türkiye nin bölgesinin en güvenilir MERKEZİ ülke konumda olması

Sadece ENERJİ hatlarının TÜRKİYE üzerinden geçmesinin ekonomik olmasından kaynaklanmamakta aynı zamanda TÜRKİYE NİN bölgesinin BARIŞ HUZUR ve GÜVENLİK açısından en güvenilir en istikrarlı ekonomisi ve savunma gücü ile devasa nüfusu ile büyük bir ÜLKE olmasından kaynaklanmaktadır.

TÜRKİYE bölgesinin YEREL güçleri ile BÖLGESEL devletleri ile ve de KÜRESEL güçleri ile “Reel politik” eksende yaptığı ısrarlı istikrarlı ve güvenilir DENGE diplomasi uygulamaları ile bölgesinde BİR numaralı OYUN kurucu ülkesi olma konumuna yükselmiştir.

  1. ABD açısından Irak Suriye ve Akdeniz enerji denkleminde TÜRKİYE NİN oyun kurucu rolüne baktığımızda
  1. ABD Ortadoğu bölgesinde TÜRKİYE ile olan tarihi ittifak ilişkilerini gerginleştirmeyi çok fazla ileriye götürüp NATO ittifak zincirinden KOPARTMAK istememekte ve de TÜRKİYE ye bölgede ister istemez tavizler vermek zorunda kalmaktadır. KÜRT kartını saklı tutarak Irak Suriye enerji ve güvenlik hattında TÜRKİYE NİN Musul Halep ekseninde GÜVENLİKLİ bir alan oluşturması iradesine fazlaca direnmek istememektedir.
  2. İSRAİL açısından Irak Suriye enerji ve güvenlik denklemine baktığımızda

Akdeniz enerji havzasında her ne kadar güney KIBRIS üzerinden Mısır ve Yunanistan ile enerji ve güvenlik ittifakı yapmış olmuş olsa da MEDYA da üstü örtülü tutulsa da TÜRKİYE ile yaptığı “güvenlik ve enerji anlaşmasına” sadık kalarak hem kendi agresif politikalarını ve hem de ABD üzerindeki politikalarını çok fazla ileri noktalara götürerek TÜRKİYE ile olan tarihi bağlarını koparmak istememektedir.

                TÜRKİYE nin

JEOPOLİTİK konumu ve stratejik DERİNLİĞİ itibariyle oyun kurucu olarak sert gücü ve yumuşak gücü dikkate alındığında Ortadoğu bölgesinde en güvenilir ve istikrarlı ülke konumunda oluşu

Hem ABD ve AB açısından NATO nun en güçlü savunma hattı oluşu ile GÖÇÜ absorve eden ülke oluşu ve hem de İSRAİL açısından uzun vadede beka davasında GÜVENLİK ilişkilerini sürdüreceği en istikrarlı ülkesi olarak görülmesi TÜRKİYE yi ABD AB ülkeleri ve de İSRAİL açısından MÜTTEFİKLİK ilişkilerinin devamını KARŞILIKLI olarak zorunlu kılmaktadır.

  1. RUSYA açısından Karadeniz Ortadoğu ve Akdeniz enerji denkleminde TÜRKİYE NİN oyun kurucu rolüne baktığımızda

RUSYA bölgesinin en büyük doğal enerji kaynaklarına sahip bir ülkesi olarak

 

  1. Enerji pazarlama konusunda sadece kuzey dağıtım hattı olan UKRAYNA ya bağımlı kalmak istemediğinden TÜRKİYE üzerinden Karadeniz’in altına döşediği iki boru hattı ile hem TÜRKEYEYİ çok güvenilir bir ittifak ve Pazar olarak görmekte ve hem de AVRUPA ülkelerini bu güvenilir ENERJİ hattı üzerinden besleyerek enerji politikalarındaki hatlarını çeşitlendirerek tekel konumunu sürdürmek istemektedir.
  2. Akdeniz enerji havzasında Suriye güvenlik ittifakı nedeni ile “Lazkiye ve Tartus” üzerinden sağladığı İKİ üs üzerinden enerjideki SÖZ hakkını hem sahada ve hem de masada koruyarak bölgedeki küresel gücünü korumayı istemekte ve de TÜRKİYE Yİ en güvenilir en istikrarlı bir MÜTTEFİK olarak görmektedir.

Bu iki ana nedenle

RUSYA Irak Suriye enerji hattında Ortadoğu’da kendine enerji ALTERNATİFİ oluşturacak uydu bir PKK devletçiği koridoru oluşumuna asla güvenli olarak bakmamaktadır. Bu nedenle RUSYA da KÜRT kartını saklı tutarak TÜRKİYE NİN Musul Halep hattında bir GÜVENLİK alanı oluşturmasına da nispeten sıcak bakmaktadır.

İNGİLTERE FRANSA ve de ALMANYA açısından enerji denkleminde

TÜRKİYE NİN bölgesindeki oyun kuruculuğuna baktığımızda

FIRANSA “sykes pkot” bu yana SURİYE üzerindeki garantörlük hakkını ve Akdeniz enerji havzasındaki SÖZ hakkını korumak için hem sahada ve hem de masada olmak kararlılığını sürdürmek istemektedir.

BİRLEŞİK KRILALLIK ise hem “sykes pkot” anlaşmaları üzerinden SURİYE ve IRAKTA ki garantörlük hakkını korumak ve hem de KIBRIS taki üsleri üzerinden Akdeniz enerji havzasındaki payı konusunda hem sahada ve hem de masada olmayı sürdürmektedir.

ALMANYA ise her zamanki gibi sessiz ve derinden siyasi ve iktisadi politikalarını sürdürmeye devam etmektedir.

                Yukarıdan beri yaptığımız kısa analizlere baktığımızda

Söz konusu olan ABD AB ülkeleri RUSYA ve İSRAİL gibi bölgesel ve KÜRESEL güçler 

TÜRKİYE nin jeopolitik konumu ve stratejik derinliği itibariyle bölgenin en güçlü en istikrarlı ve en güvenilir bir partner ülke konumunda olduğunu kabul etmelerine rağmen bölgesinde yapmak istediği doğal ENTEGRASYON çabalarına da hiçbir zaman sıcak bakmamaktadırlar. Tam tersine her daim siyasal iktisadi ve askeri BLOKAJ politikalarını sürdürme planlarını her daim uygulamak istemektedirler.

NİHAYET

Ortadoğu bölgesinin başta İRAN olmak üzere bölgenin diğer başat ülkeleri olan MISIR ve SUDİ ülkelerine ve de IRAK ve SURİYE nin yerel ulusal ve bölgesel politikalarına baktığımızda

İRAN TÜRKİYE ile olan başta ENERJİ olmak üzere siyasal iktisadi tüm bölgesel beşeri ilişkilerini hem güvenilir bir partner ve hem de dişe diş bir rakip olarak hem sahada ve hem de masada tutmak istemektedir.

MISIR ve SUUDİ ülkeleri ise hali hazırda İĞDİŞ edilmiş devletler olarak pasif bir siyasi konuma indirgenmiş durumdalar. Bu iki başat ülkenin KÜRESEL oyuncuların oyuncağı konumunda tutulmaları TÜRKİYE açısından maalesef problem olmaya da devam etmektedir.

IRAK ile olan ilişkilerimiz “Musul” özelinde LOZAN dan itibaren TÜRKİYE zımnen hem bir garantörlük hakkını ve hem de Irak sınırları boyunca KIRK km derinliğinde bir güvenlik hattı oluşturma konusundaki uluslararası yasal bir HAKKINI muhafaza etmek istemektedir.

SURİYE özeline geldiğimiz de ise

“ANKARA anlaşmasına” bir garantörlük hakkı maalesef konulamamıştır. 

Ancak TÜRKİYE Suriye ile en uzun sınırları olan KARDEŞ bir ülke olarak sınır hattı boyunca her hangi bir güvenlik tehdidi oluşturabilecek bir TERÖR devletçiğinin kurulmasına asla müsaade etmeyecektir. Bölgedeki her güvenlik tehdidini bir BEKA meselesi olarak görmekte ve müdahalesini de hiç çekinmeden kararlı bir şekilde sürdürmektedir.

Günün sonunda TÜRKİYE çok yönlü diplomasi yapıp gerekli koordinasyonları da sağlayarak

Yabancı güçlerin KÜRT kartı nı kavmiyet ve ideolojik eksende sürekli olarak manipüle etmelerine karşın KÜRT asabiyetini tarihsel derinlikte KARDEŞLİK ve kaderdaşlık ekseninde temellendirilerek bölgenin Irak ve Suriye özelinde yeniden dizayn edilmesinde TÜRKİYE en güçlü siyasi iktisadi ve askeri inisiyatifi kullanmalıdır.

Suriye de “tarihsel garantörlük hakkını”  “Halep” özelinde mutlaka elde etmeli ve uluslararası bir güvenlik hattı anlaşmasını da sağlayarak ve GÖÇÜ tersine çevirerek bölge halklarının kendi yörelerinde yaşamaları için huzur refah ve güvenliğine zemin hazırlamalıdır.

Bu iki komşu ve kardeş ülke TÜRKİYE için doğal bir ENTEGRASYON alanı olarak görülmektedir.

Çünkü TARİHİN bin yıllık akışı içinde bölgenin yerel halkları aynı MEDENİYETİN anasırı İSLAM olan unsurları olarak aynı kaderi paylaşmışlar aynı güvenlik ekseni içinde hayatlarını idame ettire gelmişlerdir.

KIBRIS özeline geldiğimiz de ise

TÜRKİYE

“Menderes hükümetleri” döneminde rahmetli Fatin Rüştü Zorlu liderliğinde KIBRIS üzerinde TÜRKİYE nin uluslararası GARANTÖRLÜK hakkı elde etmesi ile hem TARİHEN ve hem de KIBRIS TÜRK halkının BEKA davasında en başat bir aktör olma hakkını korumakta ve bölgenin ENERJİ havzası olma konumuna gelmesiyle de sert gücü ve yumuşak gücü ile masada ve sahada oyun kurucu rolünü de kararlı ve istikrarlı bir şekilde sürdürmektedir.

TÜRKİYE NİN hem enerji denkleminde ve hem de güvenlik ekseninde BEKA davasındaki duruşuna

TARİHİ belgelerin ışığında bölgenin DEMOĞRAFİK ağırlıklarına da baktığımızda bölgesinin doğal garantörü olması konumunu haklı olarak muhafaza etmektedir.

KOMŞU ve KARDEŞ ülkelerle çok yönlü ve çok yanlı olan siyasi iktisadi ve güvenlik ilişkilerini ve bölgesel enerji hatları denklemindeki kurucu rolünü de dikkate aldığımızda şu anki konumu ve tutumunu eksiği ve gediği olmasına rağmen elde ettiği politik TECRÜBE birikimi neticesinde İSTİKAMETİNİN doğru olduğu kanaatimizi bir kez daha vurgulamak isteriz.

ANCAK TÜRKİYE bölgesinin merkezi KİLİT taşı olmasındandır ki KÜRESEL GÜÇLER Ortadoğu politikalarında her daim TÜRKİYE Yİ yanlarında planlarının bir parçası olarak tutmak istediklerinden daima İHTİYATLI olmak gerekmektedir.

                TÜRKEYE bölgesinin MERKEZİ ülkesi ve BARIŞ huzur ve GÜVENLİK adası olarak tarihi sorumluluğunu dikkate aldığımızda MEDENİYET inşa sürecindeki büyük BEŞERİ potansiyelini kullanmada başat rolünü asla ihmal etmemelidir.

Vesselam

Şazeli Çügen

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya