Televizyonda “Kadın” diye bir dizi film var.Her salı O’nu izliyorum.Fakir insanların küçük şeylerle nasıl mutlu olduklarını görüyorum.Bu arada özentiye meyledenleri,yanlışlıkları,pişmanlıkları da izliyorum.
23.11.2018 17.02
345 okunma
Mutluluğun resmi yoktur..
Av. Sabri Turhan

Mutluluğun resmi yoktur..

 

Televizyonda “Kadın” diye bir dizi film var.Her salı O’nu izliyorum.Fakir insanların küçük şeylerle nasıl mutlu olduklarını görüyorum.Bu arada özentiye meyledenleri,yanlışlıkları,pişmanlıkları  da izliyorum. Dizide dostluklara ve aile bağlarına verilen önem ayrı bir takdir konusu.Sosyal ve ahlakı değerlere verilen önem ise daha başka takdire şayan bir konu. Kaybolan Sarp çıkıp gelince,gelmeyecek diye Bahar ile samimi bir evlilik yapma hazırlığındaki Arif,Sarp’ın geri geldiğini görünce  ve çocukların babalarına düşkünlüğünü anlayınca ; “.aşkım için çocuklarla savaşamam ”diyor.

 

Filmde; küçük insanların büyük hedeflerinin maddi bir şey olmadığı hissediliyor..

 

Dizide ,üvey baba Terzi Enver,evdeki eski bulaşık makinesini,üvey kızına ve torunlarına götürüyor.”Biri yenisini almış da, eskisini ben aldım size getirdim ”gibi yapıyor.Aslında kendi evindeki eski makineyi onlara getiriyor. Kendi evinde artık bulaşık makinesi yok. Bu, bir fedakarlık tabi..O evde “ bulaşık makinemiz oldu “diye herkesin, özellikle çocukların  yüzü güldü.Annemiz az  yorulacak diye sevinen çocuklar, o gün akşam çayına, bunu kutlamak için herkesi çağırdı.Evde bir  sevinç, bir sevinç..

 

Bu,küçük şeylerle mutlu olmayı bilmektir.Hem de eski bir şeyle..

 

xxxxxxxxxxx

 

Bizim ofisin bulunduğu Eminönü bölgesinde bir avukat Ali abimiz vardı.”İnsan küçük şeylerle de mutlu olmasını bilmelidir ”derdi.Küçük bir şey ,başkasının önem vermediği bir şey,bazıları için çok önemli olabilir. O zaman o insan, küçük bir iş yaptığında başkaları tarafından takdir edilmişse onun mutluğu da sonsuzdur.Kendi eyleminden mutluluk duyanları görmek, insanı da mutlu eder çünkü.

 

Mustafa, ilkokul 3.sınıfa gidiyordu.Babası;”koyunları meraya sür,ondan sonra okula git” dedi.Çocuk koyunları meraya kattıktan sonra, sırtında çanta, okula ağaçlı ve patika yoldan gitti.Yolda,maki çalıları

arasında alıç ağaçcıkları vardı. Alıç mevsimi idi o zaman.Alıç,çalı tipi bodur bitkilerde olur. Mustafa, yeni yeni kızarmaya başlayan  alıçları topladı. Ceplerine doldurdu.Okula vardığında sınıf arkadaşlarının hepsine üçer-beşer tane alıç verdi.Daha alıça siftah etmeyen çocukların hepsi, Mustafa’ya  imrenerek  baktı.Gözleri ile ve gülüşleri ile O’na teşekkür ettiler.Mustafa, arkadaşlarına  o zamana kadar  ilk defa alıç veren kişi olduğuna,bunu onlara tattırdığına sevindi.Sınıfta  bir sevinç yumağı oluşmuştu.

 

Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek ayrı bir şeydir.Hem küçük, hem değeri az şeylerle..Kimi zenginler için  bunlar, önemli değildir.Eve yeni bir bulaşık makinesi  gelmiş.Veya buzdolabı alınmış.Hatta yeni ve 2.bir araba alınmış..Bunun kutlanacak bir yanı yoktur.Onlar için sanki bunlar sıradan bir iştir.

 

Hatta çalının başından alıç toplamak onlar için  bir hiçtir.Belki onlar mutluluğu başka büyük bir işte arıyorlardır .Bu konular izafidir diyelim de tartışmaya  girmeyelim en iyisi..

 

xxxxxxxxxxxx

 

Şair Tahir Yüksel arkadaşımızdı.Bir hikaye anlattı.Yağmurlu bir günde; Tahtakale’nin ve Yeşildirek’in tüm  suları sanki yokuş aşağı Eminönü’e akıyor gibi olmuş.İnsanlar ellerinde şemsiyeler,paketler ve poşetlerle aşağı  doğru ıslanmamak için hızlı hızlı yürüyorlar koşarcasına ..Yerler sel suyu.Basacak yer yok.Telaş ve korku ile kalabalıklar arasından ilerlemeye çalışıyorlar ..Ezilenler,düşüp düşüp kalkanlar.. Herkes homurdanıyor.Öfkeli öfkeli yürüyüşler..Derken birisinin bağcığı iyi bağlanmamış ayakkabısı  ayağından çıkıyor.Sel sularına  karışıyor.Geri dönüp almak mümkün değil.İnsanlar koşarcasına yürüyor çünkü ve bu kalabalık  arasında ezilme korkusu davar.Bir taftan ıslanmak endişesi de.Geri dönemiyor adam ve ayakkabı gidiyor.Alamıyor o hengamede.Zaten ayakkabıyı da sel,alıp götürmüş .İlk yerinde

 

değil zaten.. Öfkelene öfkelene ve homurdana homurdana ve de seke seke biraz yürüyor.Otobüs durağına geldiğinde sıranın uzun zaman kendisine gelmeyeceğini  anlıyor.Ama çare yok,bekleyecek Tek ayakkabı ile ve çıplak ve ıslanmış ayağının ökçesine basarak duruyor sırada.Az ileride  bir adam görüyor.Adamın bir ayağı  yok.İki koltuk değneğine yaslanmış.O da otobüs bekliyor .Bir yandan da ıslanmamaya çalışıyor.Olmayan bacağına geçirdiği pantolonunu  baldırına  kadar sıvamış ve çatal iğne ile üst tarafa tutturmuş ucunu..

 

Bir kendine bir de koltuk değneğine dayanmış adama bıkıyor.”Benim ayakkabı giyecek ayağım var gene hiç olmazsa” diyor.”Bunun ayakkabı giyeceği  ayağı bile yok”diyor. Adamın sızlanmayan vakur duruşuna hayran kalıyor. Ve o anda  kızmalarına ve ağlayıp öfkelenmelerine   pişman oluyor (Tahir arkadaşımız, yüreğinin güzellini anlatmış.Tahir,iki sene önce vefat etti.Üsküdar Şakirin Camii’nden kaldırılan  cenazesine ben de katılmıştım)

 

Derken,Dr.İbrahim, ortak olduğumuz whatsapp gruplarımızdan birine  Sabancı’nın resmini ve kısa bir konuşmasına atmış.Merhum:”Fabrikalar yaptırdım,iş yerleri açtım.Binlerce işçi çalıştırdım.Ama sakat oğluma bir ayakkabı alıp, O’nunla gezemedim”diyor.Malum, O’nun yatağa mahkum oğlu Metin,ömür boyu babasının  dediğini yapamayacak durumda..

 

İnsan elindekinin kıymetini  iyi bilmelidir.”denmiştir.İnsan her şeyden  mutluluk payı çıkarabilir.Bunun ne zaman geleceği ve şeklinin nasıl olacağı  belli olmaz.Umutvar olmak gerekir.Asıl mutluluğu yakalayıncaya kadar var olanlarla  idare de olunabilir.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya