Değerli arkadaşlar! Yavaş yavaş sohbetimizin sonuna geliyoruz. Son sözü Akif söyleyecek. Akif’e söz vermeden önce, aziz Atatürk’ün Çanakkale şehidleri için söylediği küçük bir cümleyi bir anekdot içinde nakletmek istiyorum.
05.11.2019 12.13
1.913 okunma
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ VE ATATÜRK
İsmail Aydın

                Değerli arkadaşlar! Yavaş yavaş sohbetimizin sonuna geliyoruz. Son sözü Akif söyleyecek. Akif’e söz vermeden önce, aziz Atatürk’ün Çanakkale şehidleri için söylediği küçük bir cümleyi bir anekdot içinde nakletmek istiyorum.

                Yıldız Sarayı’nda din görevlileri ve fasıl heyeti vardır. Atatürk’ün, bu heyet içinden elinden tutup Çankaya’ya getirdiği kişi Hafız Yaşar Okur’dur. Hafız Yaşar, Atatürk’ün ölüm tarihi olan 10 Kasım 1938’e kadar yanından hiç ayrılmamıştır. “Atatürk’le 15 Yıl” isimli hatıralarını 1962’de yayınlamıştır. Postnişin bir babanın oğludur, 17 yaşında hafızdır, 29 yaşında (1914) Saray Hanedanlığı hizmetinde üsteğmen, Sultan Reşad’ın emriyle 1917’de Saray Baş Müezzini. Hilâfetin 1924’te ilgası üzerine, Atatürk’ün isteğiyle Ankara’da teşkil edilen Riyaset-i Cumhur ince saz heyetinde görev yapmış, daha sonra Fasıl Heyeti Şefliğine tayin edilmiştir. Atatürk’ün özel Hafızıdır. Şehitlerimizin ruhları için hatm-i şerif okutmak üzere Atatürk onu yanında tutuyor, akşamüzerleri de Atatürk’e Kur’ân okuyor.

                Atatürk, her yılın Ramazan ayında Gülcemâl Vapuru’nu hafızlarla, halktan kişilerle ve devlet görevlileriyle doldurur Çanakkale’ye gönderirmiş. 1932 Ramazan’ında mevlid-i şerif merasiminin Şehid Mehmet Çavuş âbidesinde yapılmasını istemiş ve bu iş için İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi görevlendirilmiş. Heyette Hafız Yaşar’dan başka Saadettin Kaynak, Süleymaniye Baş Müezzini Hafız Kemal, Hafız Burhan gibi hafızlar var.  Gülcemâl vapuru hınca hınç dolu. Akşam saatlerinde Gelibolu’ya hareket eden vapurda gece boyunca hatm-i şerif ve mevlit okunuyor. Kameralar dolu olduğundan hafızlar geceyi güvertede geçiriyorlar. 

                Ertesi gün motorlarla Gelibolu’ya çıkılıyor. Açık bir ova… Zümrüt gibi yeşillik. Misafirler için çardaklar hazırlanmış. On hafızdan mürekkep bir heyet kürsünün etrafında toplanıyor ve sıra ile mevlit okuyorlar. Tam velâdet-i Peygamberî okunacağı zaman, merasime Başkanlık eden İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi, Hafız Yaşar’a “Bu bahsi siz okuyacaksınız” diyor. Hafız Yaşar başlıyor okumaya ve  “Bir acep nur kim güneş pervanesi” mısraına gelince, birden bire bir fırtına kopar. Arkasından, bardaktan boşanırcasına yağmur yağar. Kürsünün etrafındakiler çardaklara sığınır. Fakat Hafız Yaşar, sırılsıklam olduğu halde okumaya devam eder. Mevlit biter. Beş dakika sonra yağmur diner, hava açılır, ortalık günlük güneşlik.  Hafız Fehmi Efendi’nin yaptığı dua ile merasim biter.

                Hafız Yaşar, ertesi gün Dolmabahçe sarayına gider. Atatürk’e Çanakkale merasiminin tafsilatını verirken, söz fırtına bahsine gelir ve “O zümrüt yeşili ovada şehitlerimizin kokusu esmeğe başladı” der. Hafız Yaşar, Atatürk’ün, “ O yağmur ve rüzgâra rağmen Mevlide devam edişime o kadar mütehassis oldu ki hiç unutmam “ der ve Atatürk’ün şu sözlerle iltifatta bulunduğunu ilave eder:

                “-Aferin Hafızım, çok güzel yapmışsın… Vazife başında iken taş yağsa, insan yerinden kıpırdamaz.”

                On Kasım söyleşisinde hemşehrim Prof. Reşat Genç de, Hafız Yaşar’ın, “Şehitlerimizin kokusu esmeğe başladı” sözü üzerine Atatürk’ün gözyaşlarına hâkim olamadığını ve şöyle söylediğini ilave etmişti:

                - O yavruların ölüm emrini ben verdim.

                Evet! Ne yazık ki, Atatürk’ün bu yönü, 1938’den itibaren halka unutturulmuştur. Belki biraz sert olacak ama olsun çünkü hak ediyorlar. Atatürk’ü unutturanlar, sözüm ona çoğu kalem erbabı kimi hain, kimi gafil, kimi cahil adamlar. İçlerinde Ford vakfından para alanlar var. Sanki Atatürk Yunan’la savaşmamış gibi “Yunan klasikleri okunmadan medeni olunmaz” diyenler var. Dalkavuklar var. Bunların arasında, Çanakkale’de “göğsünü siper eden” Mehmetçiğin inandığı gibi inanmayanlar var, Mehmetçiğin inandıklarına inanmakta zorluk çekenler var. Evet, bu adamlar unutturdular Atatürk’ü. Bunlar Atatürk’ü anlatmadıkları gibi bir de unutturma yolunu tuttular. Yazık! Gerçekten çok yazık! (Gelecek hafta, Kahraman Atalarımız Örneğimiz Olsun)

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya