DÜŞÜNCEDE YENİDEN DOĞMAK
İnsanlar biyolojik olarak hayata bir kere doğarlar; ama düşünce hayatında kendini yenileyerek KİŞİLİK olarak birden fazla YENİDEN DOĞMA şansına sahiptirler.
03.12.2019 09.54
382 okunma
DÜŞÜNCEDE YENİDEN DOĞMAK
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

İnsanlar biyolojik olarak hayata bir kere doğarlar; ama düşünce hayatında kendini yenileyerek KİŞİLİK olarak birden fazla YENİDEN DOĞMA şansına sahiptirler. Bu manada HAC ibadetinin  Müslümanın hayatında "Yeniden Doğuş" anlamında yapacağı değişim ve dönüşüme işaret ederek Peygamber Efendimiz, "Makbul bir HACC yapan Müslümanım, annesinden yeniden doğmuş gibi döneceğini" müjdelemektedir. Bu hadis-i şerifte haccın, iyiliğe yönelik olarak Müslümanda KÖKLÜ bir karakter değişikliği ile onu yeni bir insan yapabileceğine işaret edilmektedir.  Dini anlamda insanın BULUĞ (ergenlik) çağı öncesi olan ÇOCUKLUK dönemi ile ergenlik sonrası hayatının "ayrı ayrı" değerlendirilmesi de; insanın düşünce evresinde geçirebileceği dönemler ile değişerek YENİDEN DOĞUMLAR yaşayabileceğini göstermektedir.

Ayrıca, insan hayatının sonuna kadar TEVBE kapısının açık tutularak ona hatalarından dönme şamsının tanınması da, YENİDEN DOĞUŞUN  hayat boyu devam etme imkanı olduğunu göstermektedir.

Bu kıstaslara göre diyebiliriz ki, " insan düşüncesi akıl ve bilgi ile gelişir; iman ve ahlâk ile olgunlaşır; küfür ve inkar ile de taşlaşıp fosilleşir.

Bu değerlendirmeler ışığında toplumumuzdaki bazı düşünce değişimlerine değinmek istiyorum: Emekli bir Müftü olarak evimdeki televizyonumun ilk 20 kanalını, programları HABER ağırlıklı olan televizyonlara ayırdım. Böylece ülkemde her kesimden görüşü takip etme şansım olmaktadır. Bu imkan ve fırsat ile son zamanlarda yayınlarında ülke lehine yönelik olarak ümit verici  DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM içinde olan SOL görüşlere şahit oluyorum. "Hiç değişmez ve dönüşmez"  sandığım SOL görüşlerden bazılarındaki bu değişime sevinirken; SAĞ cenahta "taşlaşmış ve fosilleşmiş" görüşlerinde İSRARLA VE İNATLA devam eden "Kayıp Dostlarımızı" izledikçe de üzülüyorum.

Gölgesine sinek konsa, onu bile kovalayacak TİTİZLİĞİ olan bu kardeşlerimiz, siyasi hırslarının MAĞDURU VE MAHKUMU olarak yenmedik NANELERİ yemektedirler. Böyle bir siyasi GAFLET içinde gittikçe eridiklerinin de farkında değiller. Hayat Rehberimiz olan Kutsal Kitabımız  Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabbimiz  bizi, "inancımıza uymayanlarla aynı meclisi  paylaşıp birlikte OTURUMLAR düzenleyerek onlarla beraber görünmemiz"  konusunda şöyle uyarmaktadır:

"Müminleri bırakıp da inanmayanları dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar. Bilsinler ki bütün izzet Allah'a âittir. Allah bu kitap'ta (Kur'an'da) size şöyle indirmiştir ki, "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini veya  alaya alındığını duyduğunuz zaman, onlar konuyu değiştirip başka bir söze geçmedikçe ONLARLA BERABER OTURMAYIN. YOKSA SİZ DE ONLAR GİBİ OLURSUNUZ. Unutmayın ki, Allah münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır" (Nisa/139-140) buyurmaktadır.

Görüldüğü gibi bu âyetlerde, inançsızlarla bu tür beraberlikler, NİFAK (münafıklık) belirtisi olarak değerlendirilmektedir. Bu ayetlerin işaretine göre; gerek milletlerarası münasebetlerde,  gerekse fertler  ve topluluklar arası ilişkilerde müslümanlar daima müslümanların yanında yer almalı; güç, kuvvet ve şerefi bu beraberliklerde aramalıdırlar. İNANCA saygı duyulmayan  meclislere, toplantılara katılırlar da, buralarda  İNANÇLARINA AYKIRI bir konuşmayı dinlemek durumunda kalırlarsa; "toplantıyı terk etmek" suretiyle bu durumu PROTESTO etmeleri gerekir.

Kur'an'a göre Müslümanın sosyal ortamlardaki  tavrı böyle olması gerekirken; bazı müslümanların böylesi toplantıları FIRSAT VE GANİMET bilerek kendi arzularıyla katıldıklarını görüyoruz. Bugüne kadar böylesi toplantılara katılan müslümanlardan, sözünü ettiğimiz İSLAMİ  TEPKİSEL bir tavır veya PROTESTOYA şahit olmadık. Bir kerrecik olsun "bizim buralarda NE işimiz var?"  diye kendine gelip düşüneni de görmedik. Ne yazık ki, ayette "siz de onlar gibi olursunuz" beyanının gerçekleştiğini ve onlardan farkı olmadığını  görüyoruz. Daha da kötüsü, eskiden "siyasetten Allah'a sığınırız" diyen müslümanların, şimdilerde siyaset adına ŞEYTANA sığındıklarını görüyoruz.

Allah bu düşüncedeki Müslümanlara akıl ve feraset versin; HİDAYET nasib eylesin. AMİİN !

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı