ORDU ÜSTÜNE DEĞİL , TÜRKİYE AYAĞA KALKTI !
Ordu'da bir Üniversite Öğrencisi olan kızımız Ceren ÖZDEMİR'in, Cezaevi firarisi, 12 suçtan mahkum, madde bağımlısı olduğu da söylenen SİCİLİ BOZUK bir Kanun Kaçağı tarafından evinin önünde VAHŞİCE öldürülmesi üzerine; sadece Türküsünde söylendiği gibi "ORDU üstüne kalkmadı", bütün TÜRKİYE AYAĞA KALKTI.
07.12.2019 14.26
601 okunma
ORDU ÜSTÜNE DEĞİL , TÜRKİYE AYAĞA KALKTI !
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Ordu'da bir Üniversite Öğrencisi olan kızımız Ceren ÖZDEMİR'in, Cezaevi  firarisi, 12 suçtan mahkum, madde bağımlısı olduğu da söylenen SİCİLİ BOZUK bir Kanun Kaçağı tarafından evinin önünde VAHŞİCE öldürülmesi üzerine; sadece Türküsünde söylendiği gibi "ORDU üstüne kalkmadı", bütün TÜRKİYE AYAĞA KALKTI.

Ben de bir Türk Vatandaşı olarak bu menfur olayı şiddetle kınıyor ve LANETLİYORUM.  Benzeri "cinsel taciz" gibi her menfur olay üzerine İDAM İSTERİZ seslerine de, nefesim yettiği ve sesim çıktığı en yüksek AVAZIM ile katılıp haykırıyorum. Yüce Allah kitabında, "Ey akıl sahipler! Kısasta  sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız" (Bakara/179) buyuruyor. Peygamber Efendimiz de, "Acımayana acınmaz!" buyurmuştur. "Modernizmin HÜMANİSTLİK / insana ve insan hayatına saygı" düşüncesiyle CANİYE MERHAMET adına "idama karşı olan" anlayışı da KINIYORUM. Esas bu anlayışın, "modernlik adına" merhametin israfı bir İLKELLİK olduğunu düşünüyorum.

Kanunlar, kırlangıçların yırtıp geçtiği, sineklerin takılıp kaldığı bir ÖRÜMCEK AĞI oldukça daha çook CEREN lerin ardından ağlarız.

Bilindiği gibi SUÇ VE CEZA kanunlarının öncelikli amacı CÜRET VE CESARETİ KIRMAK, sonra da vicdanları adalet ile teskin ve tatmin etmektir. "Yapanın yanına kâr kaldığı, olanın ÖLENE olduğu" kanunlarla suç azalmıyor; tersine SUÇLU AZGINLAŞIYOR. "Müebbet / ömür boyu hapse mahkum olanların bile, bugüne kadar  "hapisten ölülerinin çıktığını" hiç görmedik. Adına İYİ HAL denilen, hapishanede USLU MAHKUM sağlamaya yönelik çeşitli bahanelerle HAFİFLETİLEREK sonunda salınıveriyor.  Bu uygulamanın "caydırıcılık ve vicdani tatmin" neresinde? Bir gören varsa, Allah için söylesin de biraz da benim vicdanım rahatlasın ve tatmin olsun !

Emekliliğimden önce Vaiz ve Müftü olarak aktif görevlerde iken Cezaevlerine "İrşad Hizmeti" için gittiğim dönemlerden edindiğim kanaatime göre: Birçok Suçlu Profesyonel Mahkumlar, kendi suç alanlarının ceza yönüyle de PROFESÖRÜ olmuşlar. Haklarında hüküm kesinleşmeden önce, hapiste ne kadar yatacaklarını aşağı-yukarı biliyorlar. Bunun için de,  girdiği andan itibaren çıkmanın çarelerini düşünmeye başlıyorlar. İrşad görevlisi olarak biz,  hapsin bir nefis muhasebesi anlamında "Islah Evi" kabul edilmesini; hayata yeni ve temiz bir başlangıç için planlar düşünülmesini; bunun için de PİŞMANLIK gerektiğini; dinimizdeki TEVBEDEN örnekler vererek öğütlüyoruz.  Ancak, ikna olmak istemeyen mantığı hiçbir güç irşad edemiyor. İrşad için gittiğim bu cezaevlerinden birinde bir mahkumun şu sözlerini hiç unutamam: "Hoca, boşuna nasihatinle bizi kandırmaya çalışma! Seni buraya Devlet para vererek "bizi  kandırsın" diye gönderiyor. Biz burada enayiliğimizin cezasını çekiyoruz. Bizden daha suçlu "gözüaçıklar" dışarıda serbest dolaşıyor.." demişti.

Hastalıklarla mücadelede TIPTA KORUYUCU HEKİMLİK denilen bir metod vardır. "Hastayı yakalamadan önce, hastalığı önlemenin çarelerine başvurarak hastayı kurtarmak" olarak kısaca tanımlayabileceğimiz bu mücadele metodunun aynısını, SUÇU VE SUÇLUYU ÖNLEME  metodu olarak uygulamalıyız. Bu da önce âilede sonra da okulda EĞİTİM ile olacaktır. Özellikle "ağır cezalılar" denilen UZUN SÜRELİ mahkumiyetlerde  "Pişmanlık ve ıslahı" düşünen yok; bukadar mahkumiyetle nasıl olsa batmışım, çürümeden buradan nasıl kurtulurum?"  hesabı yapılıyor. Bunun için de en kolay KURTULMA YOLU FİRAR düşünülüyor.

"Suç cezanın muadili" olduğuna göre; Cezaevlerinde disiplini sağlamak için USLU DURANLARA CEZA İNDİRİMİ İYİ HAL, adaletli bir sistem değildir; suçluyu ÖDÜLLENDİRMEKTİR. Aynı zamanda, işlenen suçun MAĞDURUNUN hakkını gasp etmektir. Devletin güvenliği, dört duvar içindeki mahkuma hâkim (sahip) olamayacaksa, mahkumiyetin NE ANLAMI VAR? Kimin hakkı.kime veriliyor? Bu İNDİRİM USLULUK ÖDÜLÜDÜR. SUÇLU ÖDÜL İLE USLANMAZ, CEZA İLE AKILLANIR. Ben Yurtdışı görevim esnasında da Türk mahkumları İrşad için  oradaki Cezaevlerini de ziyaretlere gittim. Hiçbirinde bizdekiler kadar RAHATLIK görmedim. Gördüğüm bir gerçek vardı; "Yurtdışındaki cezaevleri, sessiz ve ruhen soğuk MEZARLIKTAN farksızdı". Oradaki bu ortamın onları nasıl etkilediğini;  azdırdı mı, bezdirdi mi bilmiyorum ama dışardan bir saatliğine ziyarete gelen biri olarak bana; "Allah sevdiği kulunu buraya düşürmesin" diye DUA ettirdi. Orada mahkum Türklerden, -cezalarını Türkiye'de çekme- taleplerinin kabul edilmediğini dinledim.

Dini İrşad Görevlisi olarak zaman zaman Hastanelere de aynı maksatla ziyaretlerim oldu. Bu ziyarelerimden kendime, sizinle paylaşacağım şu öğüdü çıkardım: SAĞLIĞIN kıymetini bilmek için arada bir HASTAHANELERİ, HÜRRİYETİN kıymetini kavramak için de arada bir HAPİSHANELERİ ziyaret etmek gerektir.

Yüce Allah'tan "her ikisinde yatanların da ISLAH olarak ve ŞİFA bularak çıkmalarını" niyaz ederim !

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı