Karadeniz’den kanal açmak..
Karadeniz’den kanal açmanın tarihi, 17.yüzyılın ortalarında başladı. Kanuni’nin son dönemi ile 2. Selim döneminin sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa, Karadeniz’in kuzeyinde bir iç deniz olan Azak Denizi ile Hazar Denizi’ni birleştirmek istedi.
30.12.2019 21.51
2.108 okunma
Karadeniz’den kanal açmak..
Av. Sabri Turhan

Karadeniz’den kanal açmanın tarihi, 16.yüzyılın ortalarında başladı. Kanuni’nin  son dönemi  ile 2. Selim döneminin  sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa, Karadeniz’in  kuzeyinde bir iç deniz olan Azak Denizi ile Hazar Denizi’ni birleştirmek istedi.

Bu proje tamamen siyasi idi ve Osmanlı’nın dış politikasına has idi. O yıllarda İran, Osmanlı’nın Orta Asya’ya  ulaşmasında bir engel idi. Bunun için Orta Asya’ya ulaşmada (arkadan dolanma) politikası  uygulanmak istendi. Azak Denizi ile Volga Nehri arasındaki az mesafeye bir kanal açılacak, Volga zaten  tabii bir kanal olduğundan, Hazar’a dökülen Volga yoluyla Hazar Denizi’ne ulaşılmış olacaktı.

Böylelikle Osmanlı’nın Orta Asya’daki şimdi Türki Cumhuriyetler  dediğimiz topluluklara teması direk olacak, onlara ulaşmak bu yolla kolaylaşmış olacaktır. Proje müthiştir.

Ama her büyük projenin bir muhalifi, kendisine zarar vereceğini düşünenleri, bunun “red cephesi” olacaktır. Tarih boyunca  bu böyledir. Her işe ille bir muhalif grup çıkar. Bazen de bu muhalifler yani “red cephesi” muvaffak da olur.

Karadeniz’den Hazar Denizi’ne kanal projesine Osmanlı girişir. Azak ile Volga arasında kazı çalışması  başlar. Ama Osmanlıya  bağlı Kırım Girayları bu işe baştan karşıdır. O kadar muhalefet ederler ki,kazı çalışmaları durur. O sıralar Osmanlı’da meydana gelen iç gelişmeler işin devamını getirmez. Böylelikle Karadeniz’den ilk kanal açma girişimi akamete uğrar.

Daha sonra başka bir kanal girişimi daha vardır. Bu,Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi’ni birleştirecek  bir kanaldır. Padişah 3.Murat l591’de Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi’nin birleştirilmesini, araya bir kanal açılması  projesini onaylar.Bu işi yapmak için listeler hazırlanır.10.000 İşçi alınır. Kanal için çalışmalar hazırdır. Red cephesi yine devrededir.. (Bazı tarihçiler bunun davamı olduğunu, asıl işin Sapanca’dan Karadeniz’e ulaşmak olduğunu, yukarıda Akçakoca’dan açılacak bir kanala bağlanacağını  da iddia ederler). Bu sefer,yani Sapanca olayında  red cephesi, devletlü değildir. Halktır.O civarda yaşayan insanlar, ağaçlarına zarar verileceğini, ormanların yok olacağını, arazileri  ellerinden alınınca, kendilerinin  ne ile geçineceğini bahane ederek,  kanala karşı çıkarlar. Padişah, bizzarur kanal çalışmalarını  durdurur. Bu çaba da akamete uğrar.

Sonradan bu proje yani Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi’nin bir kanal ile birleştirilmesi  projesi 183 sene sonra 1774’de Padişah 3.Mustafa Devrinde tekrar gündeme geldi. Ama kanal gene yapılamadı.

Her büyük projenin bir muhalifi, bir red cephesi vardır demiştik ya..Geçmiş yıllarda yani Cumhuriyet döneminde de yapılan bir çok büyük projenin de muhalifleri olmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk en

önemli projesi (barajları saymazsak) 1.Boğaz Köprüsü’dür. Köprü çalışmaları, l971’de başladı. 1973’de açıldı.

Köprü yapılacağı açıklandığında ve çalışmalar başladığında  ülkenin ön önemli siyasetçileri ,yazarları ve ilim adamları  köprüye karşı çıktılar.O zaman ana muhalefetin genel başkanı olan Bülent Ecevit,

“Boğaza köprü yapılacağına  Zap Suyu’na köprü yapalım “ dedi.Daha sonra l974’de Ecevit hükümet kurduğunda O’nun Maliye Bakanı olacak olan  Prof. Besim Üstünel;”Ben o köprüden geçmem”dedi.

İsterseniz, o zamanın meşhur bazı şahıslarının bu konuda dediklerini yazalım. Ali Gevgilili (Yazar): Köprü müthiş bir kazık olacak.”Demirtaş Ceyhun(Yazar):”Köprü her geçen gün toplum bünyesinde korkunç tahribat açacaktır.” İlhan Selçuk(yazar):”Bu köprüyle, ne biz övünebiliriz,ne de çocuklarımız.Boğazın iki yakasında evi  olan zenginlere tüketim malları taşıyan kamyonlara yol açmak için çare:Boğaz

Köprüsü.” Prof.Gülten Kazgan:”Köprü yapacağımıza birkaç araba vapuru daha inşaa edelim.Üretken olmayan yatırımlar Türk ekonomisi için büyük bir sıkıntı  teşkil edecektir.”Metin Cizreli(Milletvekili):

“Köprü lüks ve gösteriş tasarımıdır.” Nadir Nadi(gazeteci):”Boğaziçi Köprüsü, kel başa şimşir taraktır” Şiar Yalçın: “Boğaziçi Köprüsünden utanç duyuyoruz”

İnsan,”.bunlar acaba köprüden hiç geçtiler mi? Geçmişlerse, hala bu köprü zararlıdır demişler mi? Veya köprü zararlıdır, yıkılmalıdır demişler mi? Ya da; biz hata etmişiz. Bu köprü iyi imiş  demişler mi diye merak ediyor..

Yukarıda da yazmıştım: Bazı insanlar ne olursa olsun karşı çıkmayı huy edinmiştir.İyi olacağını bile bile karşı çıkmanın başka bir izahı yoktur. Mesela, yıllar önce Fırat Nehri üzerine  Birecik Köprüsü yapıldı. Birecik Köprüsü çok zaruri bir ihtiyaçtı. İnsanlar bir birlerinin sırtında nehri geçiyor,suya düşüp boğulmalar oluyordu. Ya da karşıdan karşıya  sallarla geçiliyor, bu bile zorluklar içinde yapılıyordu.  Bunlar karşısında devlet, Fırat Nehri üzerine köprü yapmaya karar verdi. Çalışmalar başladığında  Birecik Köprüsü’ne karşı çıkanlar oldu.Hatta o zaman bir mühendis,karşı çıkanlar tarafından öldürüldü bile.Yanış hatırlamıyorsam, Fikret Hakan ile Kadir İnanır’ın başrollerini paylaştığı bir filmde bu olay sinemaya da aktarılmıştı.

Bir işe karşı çıkılır mı? Çıkılır.Ancak, bunun hesabını-kitabını  iyi yapmak lazım. Laf olsun diye karşı çıkmak doğru  değildir.Hesaplar iyi yapılmalıdır.

İstanbul’da 2.köprü de yapıldı .3.Köprü de.. Bunlara da karşı çıkanlar oldu. Ne maksatla belli değil.. Karşı çıkmak hakkını kullanmak için karşı çıkıldığı belli. 

Ancak merak ettiğim bir başka  husus var.Şimdilerde inşaatı devam eden bir köprümüz daha var: Çanakkale 18 Mart  Şehitler Köprüsü.. Sessiz sedasız köprünün inşaatı sürüyor. Şimdiye kadar bu köprüye niye bir karşı çıkan olmadı şaşıyorum...

Gelelim Karadeniz’den yeni açılacak  kanal işine..

Birkaç yıl önce Tayyip Bey, ”Çılgın Proje” olarak açıkladı.Yeri değişti. Konseptinde değişmeler oldu. O zamanlar tartışmalar yoktu. kanal şimdi tartışılıyor. Tartışa tartışa bir yere varılacak elbet. Ancak ilk elde bir teklifim var. Buna Kanal İstanbul demek doğdu değildir. İstanbul Kanalı denmelidir. Misalim çok basit. Süveyş Kanalı’na  Kanal Süveyş  diyor muyuz? Panama Kanalı’na, Kanal Panama diyor muyuz?Demiyoruz.. Önce ismi düzetelim. Ondan sonra faydalarını duyalım..Aleyhte olanların tezine  kulak verelim.Onların bazı açıklamaları konusunda ikna edici izahlar yapalım.Yani yapsınlar..

Millet bizim ,vatan bizim. Her şeyin en iyisi olsun ..

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı