Şevket Süreyya Aydemir için Enver Paşa;” Başı Dumanlı Emel Yolcusu” dur.Yazar,”Enver Paşa’yı ve serüvenini, akıl ve mantık kriterleri ile değil, bu ruh vasıflarının ve kendilerini yetiştiren şartlarla, kendilerini verdikleri hayal ve ümitlerin ölçüleri ile muhakeme etmek, şüphe yok ki en doğrusudur.
26.01.2019 19.06
461 okunma
“Enver Paşa”  (3)
Av. Sabri Turhan

 Şevket Süreyya Aydemir için Enver Paşa;” Başı Dumanlı Emel Yolcusu” dur.Yazar,”Enver Paşa’yı veserüvenini, akıl ve mantık kriterleri ile değil, bu ruh vasıflarının ve kendilerini yetiştiren şartlarla, kendilerini verdikleri hayal ve ümitlerin ölçüleri ile muhakeme etmek, şüphe yok ki en doğrusudur.

O başka türlü bir ülkenin, başka türlü bir neslin, başka türlü bir insanı  idi” der..

 

Enver Paşa, kendinden beklenmeyecek  işler yapmaya kendini aday görür. Bunları yapmak için de kimseden çekinmez. O ülkenin kalkınması için ordunun gençleştirilmesini  kafasına koymuştur.Bunun için her çareye baş vurur. Bunu başarır da .34 yaşında iken general rütbesine  terfi ettirilerek, şimdiki ismi ile Milli Savunma Bakanı ve Genel kurmay başkanı olur. Kendinden yaşlı subayları tasfiye eder. Orduyu gençlere bırakır. Aldığı ani kararları ile insanları  şaşırtır. Geçen yazımda da izah ettiğim gibi suç işlemiş olsa ile nasılsa, hakkında işlem yapılmaz .Mesela Babıali Baskınını yapar, insanlar ölür, hükümet devrilir, kimse O’na bir şey yapmaz.

 

                                               Başı dumanlı emel yolcusu

 

Enver Paşa’nın ideali büyüktür. Bu hedefi bazıları anlayamaz bile. O bunların olup olmayacağına bakmaz. Sadece hedefe kitlenir. Hedefi sadece ülkenin içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması değildir,tüm Türk –İslam dünyasını da kurtarmak ister.

 

Verdiği kararlarla ani olarak Osmanlı, l.Cihan Harbine  girmiştir. Sarıkamış’ta uğradığımız facia,diğer cephelerdeki hezimet, O’nun ağır ağır etkinliğini ve otoritesini azaltacaktır ama, Aydemir’in alıntı yaptığı bazı yazarlar ve eski komutanlar,Enver Paşa’nın ülkeyi terk ettiği zaman bile halk tarafından sevilen biri olduğunu yazar. Bunun sebebi son 200 yıl içinde ülkede otoriter, mert ve metin bir komutan görülmemiştir.

 

Şimdi buraya bir nokta koyalım. Enver Paşa’nın hayallerinin ve kafasındaki ve ruh halindeki hali izah etmek için Şevket Süreyya  Aydemir’in Kazım Karabekir’in “Harbe Nasıl Girdik” isimli  eserinden atıf yaptığı  bir metini buraya aktaralım: ”.Enver Paşa bana büyük bir İran haritası getirmemi istedi.Hemen

getirdim. Ortadaki masanın üzerine  tam cihetine yaydım. Üstüne pergelimi de koydum. İran’ın yol ve telgraf haritasıydı bu. Haritanın başına geldi. Kısa bir göz gezdirdi. Tahran üzerine  şahadet parmağını koydu. Kazım, biliyor musun  ne düşünüyorum? Düşünmek değil yapmak istiyorum. Bir tümen ile en kısa yoldan şu İran’ı işgal etmeli .Orada Rus nüfuzunu kırdıktan sonra, Türkistan, Afganistan ve Hindistan’da da Ruslar aleyhine hareketler yaptırmalı .Bu iş için en ideal insan bizim Halil’dir” (Halil, geleceğin Halil Paşa’sıdır. Kuttul  Amera savaşı komutanı )

 

Evet, Enver Paşa böyle ideali olan, olup olmayacağı belli olmayan bir emelin sahibidir. Ülkeyi terk ettikten sonra da zaten Türkistan’a  gitmiş, aşağıda  izah edeceğim gibi orada Pamir Dağlarının eteğinde bir köyde kurban bayramı  günü  Ruslarla mücadele ederken   şehit olmuştur.

 

Ben, Enver Paşa ile ilgili kitabı okurken, Şevket Süreyya Aydemir’in ilk defa Enver Paşa’yı tenkit ettiğini gördüm. Diğer ciltlerde pek tenkit etmiyor, yaptığı yasa dışı işler için bile  bir fikir vermiyordu. Bu defa Aydemir yukarıda okuduğum anılardan  için; “ ..bu rüya içinde rüyadır ”diyor.

 

Enver Paşanın  söyledikleri  O’nun bir emel peşinde  olduğunu  gösterir.İleride Buhara gönlerinde de altılatılacağı gibi büyük Türk bilgini ve yazarı Zeki Velidi Togan ile Enver Paşa,Buhara’da görüştüğünde de Zeki Velidi Toğan;  O’nun anlattıklarının  olmayacak şeyler olduğunu söyler.

 

Sonra Enver Paşa’nın hayalini anlatmak  bakımından bir olayı daha anlatmak gerekir.Ülkeden  ayrıldıktan sonra eşi   Naciye Sultana yazdığı bir mektupta oğlu Ali’nin doğumunu kutlar,”O, benim yapmak istediğim işleri yapacak, dünyanın değişik yerlerindeki  400.00 müslümanı içinde bulunduğu zilletten kurtaracaktır ”der.

 

Çanakkale  Savaşlarında Türk ordularının  genel komutanı Liman Van Sanders  Paşa da hatıralarında “Enver Paşa, Kafkaslar’dan sonra Hindistan ve Afganistan üzerine yürümek istiyordu ”diye yazar.

 

Şimdi gene yurt içine dönelim..Enver Paşa, hırsı ve gözü pekliği ile 34 yaşında general olmuş,Genel Kurmay Başkanı Ve Savunma Bakanı  olmuştur.

 

Balkan bozgunundan sonra Rusların  sınırlarımızdan  saldırıları  ile başlayan olaylardan sonra iki Alman gemisinin Çanakkale Boğazı’ndan geçmesine  Enver Paşa inisiyatif kullanarak izin vermiş, bu gemi  Karadeniz’e açılıp, bir Rus kentini bombalaması üzerine  biz de kedimizi l.Cihan Harbinin içinde bulmuşuzdur. Aydemir’in alıntı yaptığı bazı yazarlar ve  eski komutanlar hatıralarında  “Biz l.Cihan harbine gözü kapalı girdik” derler.

 

l.Cihan Harbinde  çok cephede mağlup olduk. Bunların en önemlisi Sarıkamış faciasıdır.Sarıkamış’ta beklenmeyen doğa şartları  sebebiyle  binlerce askerimiz  karıldı. Soğuktan.. Mevzi başarılar olsa da şehitlerin  sayısının çok oluşu  bunu gölgeledi.

 

Yol vermez dağlarda kış şartları harekatı  güçleştirdi. İlk baştan zaten 3.Ordu komuta Hasan İzzet Paşa harekata karşı çıktı. Her dediğinin yapılacağını bekleyen Enver Paşa, Genel Kurmay Başkanı idi.Karşı çıkan ise 3.ordu komutanı .Ama o komutan, Enver Paşa’nın Harp Okulu’ndan hocası ve komutanı idi. Hocası 3.Ordu komutanı, Sarıkamış’ta harekata karşı çıkınca Enver Paşa son derece sinirlendi.”Hocam olmasaydın, seni idam ettirirdim” dedi ve O’nu görevinden aldı. Yerine kendisi geçti. İş ,yani Sarıkamış faciası böyle başladı.

                                         “Yaşasın dinim, yaşasın vatanım , yaşasın padişahım!..

 

Asker düşmanı da vurdu.Kendisi de hem Ruslara, hem soğuğa vuruldu. Çevirme harekatı yapalım   derken biz çevrildik. Düşmanı imha edelim derken, kendimiz  imha olduk.

 

Öyle zamanlar oldu ki,bütün ümitler tükendi adeta. Enver paşa bile orada öleceğini düşündü. Bir vasiyet hazırladı. Vasiyetin  hapsini yazmaya gerek yok.Son cümlesi en önemlisi. Bu cümle O’nun ne kadar  vatanperver olduğunu gösteriyor. Vasiyetin son cümlesi şöyle:”Yaşasın dinim, yaşasın vatanım, yaşasın padişahım..”

 

Ruslarla savaşlar devam ederken ,bu sefer, İngilizler Çanakkale  Boğazı’ndan girmek istedi. Burada Türk tarihinin en önemli savaşlarından  birisi oldu.Düşmanı Boğazdan içeriye  sokmadık.O zaman da Enver Paşa Genel  Kurmay Başkanı idi.Hatta zaman zamar Gelibolu’ya ve Çanakkale’ye gelerek birlikleri denetledi. Çanakkale destanından az zaman  sonra İngilizler, bu sefer, Irak’da bir cephe daha açtılar. Burada da Enver Paşa’nın dirayeti ile  Kuttul  Amare savaşını kazandık. Ama diğer cephelerde bozgunlar durmadı, 4 yıl boyunca..

 

                                           İttihatçılar ve Enver Paşa ülkeyi terk ediyor

 

1918’e geldiğimizde l.Cihan  Harbi  bitmiş biz de mağlup olmuşuz. Devleti yöneten İttihat ve Terakki hükümeti  ve Sadrazam Talat Paşa bütün bunların  sorumluluğunun kendilerinde olduğunu anlayarak ”bizim siyasi  hayatımız  bitti”dedi.İttihat ve Terakki kendine  feshetti.Galip devletlerin İstanbul’u işgali an meselesi idi.Peki, İttihatçılar  ne yapayacaktı ? İçlerinde Enver Paşa,Talat Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte 7 İttihatçı  bir Alman denizaltısı ile  ülkeyi  terk etti.

 

Artık bundan sonra onlar için  vatandan  ayrı günler başlamıştı.

 

Şevket Süreyya Aydemir, kitapta her bir İttihatçının yurt dışı hatıralarını  azar azar da olsa anlatır. Ancak biz sadece  Enver Paşa’nın yurtdışı maceralarını  kısa kısa yazıp konuyu bitirmek istiyoruz.

 

Enver Paşa, önce Almanya’ya  gitti. Oradan değişik bir çok  ülkede dolaşıp,diplomatik ve askeri görüşmeler yapar. Rusya’ya da  gider.Orada bir süre kalır.Taraftar toplar.Tekrar ülkeye dönmeye çalışır. Bu arada evi işgalciler tarafından tahliye edilmiş, eşi Naciye Sultan da yurtdışına  yasal olmayan yollardan çıkmıştır. Berlin’e yerleşmiştir. Ancak, Enver Paşa sürekli  dolaştığı için evine  pek az uğramaktadır. Zamanının çoğunu Rusya’da geçirir .Rus yetkilerle görüşmeleri olur. Orada başka ülkelerden temsilcilerle de  görüşür. Bu arada Rusya’da Bolşevik ihtilali olduğundan yeni yönetimle daha başka şartlarda anlaşma ihtimali  de vardır. İhtilalciler, Çarlık Rusya’sı ile kavgalı olduğundan ihtilalcileri  bir umut olarak bile görür.

 

Enver Paşa, Batum’a yerleşip, yakın temas kurmak  fırsatını bulup ülkeye girmeye çalışır.Bu arada mevcut yeni(Ankara) hükümeti ile sürtüşmeler de olur.Mesela Halil Paşa, Trabzon’dan kovulur.Bu Enver Paşa’yı son derece sinirlendirir.

 

Bu arada Sakarya Meydan Savaşı kazanılmış, ülkede Mustafa Kemal Paşa’nın büyük bir otoritesi oluşmuştur. Sakarya Savaşı  ile Enver Paşa’nın ülkeye girme umudu tamamen kaybolur.

 

Batum’dan yanında bulunan Kuşçubaşı Eşref’in  kardeşi Kuşçubaşı  Hacı Sami ve eski yaveri Muhiddin ile Buhara’ya gitmeye karar verir. Buhara’ya  gitme fikrini O’na  Hacı  Sami empoze eder.

 

Buhara’da  bir süre kalır sonra Doğu Buhara denen şimdiki Tacikistan’a  geçer. Buhara’da bir kurultay havası yoktur. Buralarda Baskıcılar denen asi gruplar vardır. Bunlar Ruslara karşı mücadele veren bağımsız, çoğu cahil ve samimi olmayan insanlardır. Enver Paşa’nın asıl niyeti bu baskıncıların başına geçip, buralarda bir hareket başlatmaktır. Halk kendini sevgi  ile karşılar. Halifenin damadı diye saygı gösterirler.Ama baskıncıların  bazısı  hele Lakay İbrahim, hiç bir sebep yokken Enver Paşa’yı yanında bulunan bir çok zabiti ile esir alır. Enver Paşa 3 ay Lakay İbrahim eşkiyasının elinde esir kalır.Lakay İbrahim her gittiği yere O’nu da götürür.3 ay sonra Enver Paşa  serbest bırakılır. Ama silahları verilmez. Onlara sadece bir kaç at verirler. Enver Paşa değişik yerlerle temas arar .Afganistanla temas kurmaya çalışır. Ama netice alamaz.Yukarıda anlattığım gibi, Zeki Velidi Togan ile de görüşür. Zeki Hoca O’ndan  “Türkistan hakkında Avrupa neşriyatının yazdıklarından  bile haberdar olmayan bir insanın bu yaptığı, maceraya sürüklenmektir” der.

 

                                                         Ruhun şad olsun deli fişek!..

 

Bütün çabaları orada bir nüve teşkil edip, bir hareket meydana  getirmektir. Bağımsız sultanlarla görüşür. Kendisine bir miktar asker bulur.l50-200 kadar..Abuderya köyünde karargah kurar.Etrafında silahlı adamları  vardır. Burası  Pamir Dağlarının eteğinde bir yerdir.Kurban Bayramının  l.günü Ruslar köyü basar.Enver Paşa atına biner, mitralyözlerle saldıran  Ruslara  karşı yalın kılıç hücum eden Enver Paşa,bütün askerleri ile birlikte vurulur. Yere yıkılır. Atı da vurulur.

 

Sonra köyün  imamı, onları bulur. Cenazeleri köye getirirler. Namazını kılarlar  ve oraya bir ceviz ağacının  altına defnederler. Türk dünyasına ve İslam alemine  büyük hizmetler ideali için yola çıkan Enver Paşa’nın  42 yılık hayatı bir Bayram  günü   Pamir Dağlarının  eteğinde böylece son bulur.

 

Yazar Aydemir, Enver Paşa’nın Buhara’daki  yaşamı ile ilgili bilgilerin  çoğunu, Paşa’nın oradan eşi Naciye Sultan’a  yazdığı mektuplardan edinmiştir.

 

Enver Paşa’nın kabri, yıllar sonra Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı  iken  Türkiye’ye  getirildi.Tekrar cenaze namazı kılındı. Namaza Cumhurbaşkanı  da katıldı. İmam, namazda  cemaate sordu: Enver Paşa’yı  nasıl bilirsiniz? Cemaat, İyi biliriz dedi..Biz de iyi bilirdik. Ruhun  şad olsun deli fişek!..

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya