Günümüz İngiltere’si, ortalıkta pek gözükmüyor, Fransa kadar adı sanı fazla duyulmuyor, ismi esamesi pek okunmuyor gibi görünse de, Suriye ile ilgilenen diğer önemli Avrupa ülkesidir. Esasen bu şekilde duruş, İngiliz siyasetinin meslek icaplarındandır. Bu prensibe dayanan tipik İngiliz siyasetini şöyle formüle etmek mümkündür: Ortalıkta fazla gözükmemek ama fırsatları kollayarak işin tam ortasında bulunmak…
04.04.2020 08:52
2 yorum
3.323 okunma
ŞU İNGİLTERE
İsmail Aydın

                Günümüz İngiltere’si, ortalıkta pek gözükmüyor, Fransa kadar adı sanı fazla duyulmuyor, ismi esamesi pek okunmuyor gibi görünse de, Suriye ile ilgilenen diğer önemli Avrupa ülkesidir. Esasen bu şekilde duruş,  İngiliz siyasetinin meslek icaplarındandır. Bu prensibe dayanan tipik İngiliz siyasetini şöyle formüle etmek mümkündür: Ortalıkta fazla gözükmemek ama fırsatları kollayarak işin tam ortasında bulunmak…

                İngiltere'nin, İngiliz menfaatlerini gözeterek daima fırsatları kollamış bir ülke olduğu öteden beri bilinmektedir. İngiliz siyasetinin temel prensibi şudur: İngiltere’nin geleneksel dostlukları ve geleneksel düşmanlıkları yoktur, geleneksel menfaatleri vardır.

                Gerçekten, "İngiltere’nin Suriye ile gerçek ilgisi Hindistan imparatorluğu sebebiyle idi. Görünürdeki sebep, misyonerlerin Protestanlaştırdığı az sayıdaki Suriyeli idi. İngiltere sağlam bir müdahale noktası bulmak için Fransa’nın gittiği yolu tuttu ve Paris antlaşmasında atıf yapılan Islahat Fermanı’na dayanarak, Protestanlaştırdığı Suriyelilerin hamisi rolünü oynamaya başladı. Bu ilgi, Napolyon Bonapart’ın Mısır ve Suriye seferleri sırasında başlamış ve Mehmet Ali Paşa’nın  Suriye üzerinde hâkimiyet iddiaları üzerine artmıştı.(Karal, a.g.e. Cilt VI, Sayfa 36)

                               İNGİLTERE İÇİN DOĞU AKDENİZ VE BOĞAZLARIN ÖNEMİ

                18. Yüzyıla gelinceye kadar İngiltere, Osmanlı imparatorluğu ile yalnız ticaret bakımından ilgilenmekte idi. 18. Yüzyılın ikinci yarısında, 1768-1774 Osmanlı-Rus harbi sıralarında, Doğu Akdeniz ve Boğazlar, İngiltere için hiçbir ehemmiyet taşımıyordu. O kadar ki, bu harp içinde bir Rus filosunun Baltık denizinden Akdeniz’e gelerek Yunan adalarını ve Mora’yı işgal etmesi, İngilizlerin müsamahası ve kılavuzluğu ile mümkün olmuştu.

                Fakat 18. Yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’nin, Doğuda kurmuş olduğu İmparatorluğun büyük önemini kavradığı görülür. Bu imparatorluğa giden yolların güvenliğini sağlamak, İngiltere politikasının başlıca amacı olur. Hindistan ile Avrupa arasında en kısa yol Akdeniz’den geçiyordu. Bu sebeple bu deniz İngiltere için yalnız ekonomi bakımından değil, fakat politika bakımından da değer kazanmıştır. Akdeniz egemenliğini kimseye kaptırmamak, İngiltere için temel problemler arasına girer. Bu maksatla, Atlas denizi ile İber yarımadasının en güneyinde bulunan ve Akdeniz’in kapısı olan Cebelitarık’a 1713’te yerleşmişti. Cebelitarık, Avrupa’da bugün hâlâ bir İngiliz sömürgesidir. Stratejik önemi haiz Malta adasına 1802'de, Kıbrıs’a da 1878’de yerleşmiştir.

                 Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı istilâ sebeplerinden biri, İngiltere’yi sömürge yollarında vurmaktı. Fransa’nın bu niyetini iyi kavrayan İngiltere, Türkiye ve Rusya ile birlikte hareket ederek Fransa’yı Mısır’dan çıkarmak için işbirliği yaptı. Bu olay kendisine az önce ifade ettiğimiz gibi Akdeniz’in orta yerinde stratejik önemi haiz Malta’yı kazandırdı.

                İngilizler, bir aralık geçici olarak yerleştikleri Mısır’ı bile işgal etmeyi düşündüler. Çünkü Hindistan’a giden yolların en önemlisi buradan geçmekte idi. Hindistan yollarından bir başkası da Dicle-Fırat vadisinden Basra körfezine uzanan yoldu. Bu yol da Osmanlı egemenliğinde bulunuyordu. İngiltere’nin, kurtlar sofrasında Osmanlı topraklarının tamlığına taraftar olması işte bu yollar sebebiyledir. İngiltere, bu yolların Fransa’nın veya Rusya’nın eline geçmesini önlemek için Osmanlı imparatorluğu ile devamlı surette işbirliği yapmayı politikasının temel prensiplerinden biri saymıştır. İngiltere, aynı gayelerle, Süveyş kanalının inşası ve açılması konusunda da Fransa ile karşı karşıya gelecektir.

(Gelecek hafta, İngilizlerin Mısır’a Yerleşmesi)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Diplomatik Ders
İsmail Bey sizin yazılarınızı zaman zaman okuyup yorumlamaya çalışıyorum. Gerçekten bu yazıları bizim diplomatlarımızın okuması gerekir. İngiliz, Fransız, Rusya gibi devletlerin ne hedeflediklerini, nasıl bir politika izlediklerini öğrenerek bu göre siyaset geliştiririz. Kalemine sağlık evde kal sağlıkcakla kal ve böyle güzel yazılar çıkar.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     14.04.2020 10:45:03
Ingiltere
18. Asırda ingiltere nin ilk hedefi belliki menfaatleri idi peki ülke olarak hedefe koyduğu ülke hangisiydi
Yorum Ekleyen: Recai Özsoy     13.04.2020 21:20:25
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya