İnsan, bazen bir kitabı iki defa okuyor. Birincisi, daha önce okuduğunu bilmeden, ikincisi de bir kitapta okuduğunu başka bir kitaptan teyit etmek için..
17.04.2020 19.32
1.825 okunma
Kitaplarla paylaşım…
Av. Sabri Turhan

İnsan, bazen bir kitabı iki defa okuyor. Birincisi, daha önce okuduğunu bilmeden, ikincisi de bir kitapta okuduğunu başka bir kitaptan teyit etmek için..

Türk edebiyatının özgün yazarlarından Rasim Özdöneren’in “Gül Yetiştiren Adam” ını yıllar önce okumuşum.

Geçenlerde kitapları karıştırırken “Gül Yetiştiren Adam” tekrar elime geçti. Okumaya başladım. İlerledikçe içimden; ‘Ben bunları bir yerden duymuş muydum’ diye geçirdim. Biraz daha ilerledim. Altı çizilmiş sayfalarla karşılaştım. Baktım, çizgiler benim elimin mahsülü.. Neyse kesmedim. Kalan  yerleri de okudum. Böylece o kitap iki kere okunmuş oldu.

Bu günlerde malum, evdeyiz. Kitaplarımızın büyük bir kısmı ofiste kaldı. Evdekilerin arasından okunacak kitap arıyoruz.

Elime ‘Farhad Daftary’ in ‘Şii İslam Tarihi’ isimli kitabı geçti. Yazar, kitabı akademik bir tarz ile yazmış. Eser yazılırken yüzlerce eser ve makaleden istifade edilmiş. İslam bilim tarihi araştırmacımız, medarı iftiharımız Prof. Fuat Sezgin hocamızdan ve diyanet vakfı yayınlarından da istifade edilmiş. Kitap objektif. Herhangi bir yerinde ‘ Şii propogandası görmedim’ diyebilirim.

Kitapta Şia’nın tezahürü, zaman içindeki seyri ve ilerki safhalardaki parçalanışı anlatılıyor. Adı üstünde tarih. Çok fazla şii ritüellerine de girilmiyor.

Ancak kitabın yazarı, Londra’daki İsmaili Araştırmalar Enstitüsü’nün müdürüdür.Her ne kadar kitapta Şia propogandası yoktur demişsek de yazarın Şii dünyada İsmaililierin varlığından dünyayı habderdar etmek istediği farkedilebilir.

Şia şu anda dört gruptur; On iki imamcılar, İsmaililer, Zeydiyeler ve Nusayriler.

On iki imamcılar İran Şia’sı Bunları İran’ın komşuluğu sebebiyle az çok biliyoruz. Galat on iki imamcı olduğu gibi, makul olanları da var. Ama on iki imamcıların genel görüş: Hz Peygamber’in yerine, Hz Ali’yı bıraktığı, diğer üç halifenin tanınmaması hatta onlara küfredilmesi. Namazın üç vakit kılınması ve muta nikahı rezaleti…

Şia tarihine baktığımızda tarihi en derin olanlar, İsmaililer. Bugün dünya yüzünde sayıları çok azalmış olsa da durum bu.

İsmaililik, Hz Ali’nin torunlarından Muhammed Bakır’ın küçük oğlu İsmail’ı kendi sağlığında yerine seçmesi, İsmail’in de birkaç ay sonra babasından önce ölmesiyle başlıyor. Şia inancına göre İmam’ın sözü çok önemlidir. İmam yerine halife seçiyor. O da kendisinden önce ölüyor. Bu imameti tartışamaya sokuyor. İmam nasıl yanılır diye..

İsmaililik, böyle doğuyor. Mısır’da Fatımiler iktidarı ele alıyor. Ve İsmaililer devlet oluyor.

Fatımiler’in, İslam’a, Kuran’a ve Sünnet’e bakışı genel islam geleneğine aykırı. Ayetlerle ve sünnetlerle belirlenmiş kurallar değiştiriliyor. Teravih namazı yasaklanıyor. Bir Müslüman takva sebebiyle, faraza ‘kuşluk namazı’ kılsa cezalandırılıyor. Onlar, ‘öğle namazı niçin zeval vaktinde kılınacakmış, öğleyi akşam üzeri de kılarız’ diyorlar.

İslam’ın genel kurallarına aykırı hareket eden bu devletin en başındaki adama bir de halife yerine ‘Emirül müminin’ diyorlar. Yani peygamberin vekili. Malum o zaman İslam dünyasında Abbasi, Fatımi ve Endülüs olmak üzere üç halife var.

O devirde, 870’li yıllarda bir başka İsmaili grup karmatiler, güney Irak’ta devlet kuruyorlar. Karmatiler de diğer islami grup gibi toplumsal yapıya tepki olarak doğuyor. Öyle ki Karmatiler önlerine geleni yakıp yıkıyor. Bir ara Kabe’nin duvarındaki Hacerül Esvedi söküp Bahreyn’e bile götürüyorlar.

İsmaili grup o yıllarda müthiş görüş ayrılıklarına düşüyor kendi arasında…

Aslında bir İsmaili olan Dürziler, 1017 yılından sonra; ‘İslam şeriatı yetersizdir ve kalkmıştır.’ diyerek ayrı bir grup oldular. Yazar, buna “ Dürziler, İsmaili’den ayrılarak ayrı bir din kurdular diyor. Diğer yandan, şimdiki Suriye devlet başkanının mensubu olduğu Nusayriler de İsmaili’den ayrılıp ayrı bir yol takip ettiler. Nusayriliğin kalesi Lazkiye’dir. Bunlar Hz Ali’yi tanrılaştıracak kadar sapkınlığa girebilir. “Ruh göçü” dedikleri reankarnasyona inanırlar.

Şia’nın diğer bir kolu Zeydiyeler’dir. Zeydiyeler İsmaili değildir. Adını yine Hz Hüseyin’in torunlarından Zeyd’den alırlar. Bunlar şimdi Yemen’de yaşarlar. Zeydi imamlar Yemen’de yönetimi ele alınca ve halkın çoğunluğu da Sünni olunca siyaseten biraz yumuşak bir politika izlediler. Bu sebeple Zeydilik diğer Şii gruplarla mesela On iki İmamcı İran Şii’liği ile biraz farkılık gösterir. Bunlar dört büyük halifenin dördüne de inanır ve saygı duyarlar.

Gelelim bir başka İsmaili gurubuna…

Burada anlatacağım iki İsmaili grup vardır. Birisi halen devam eden, İsmailıler (Ağa Hanlar) diğeri de Hasan Sabbah grubudur.

Konuya girmeden önce o yıllarda İsmaililerin ikiye bölündüğünü birincisine Rizari İsmaililer ikincisine Tayyibiler dendiğini söylemek gerekir.

Hasan Sabbah da Ağa Han da Rizari gruptandır.

Şimdi buraya bir nokta koyalım. Çünkü Hasan Sabbah ve grubunu başka bir kitaptan anlatacağım. (Devamı haftaya)

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya