Mısır’da gelişen olaylar karşısında Fransa ile İngiltere arasında tam bir fikir birliği yoktu. Çünkü menfaatleri çatışma halindeydi, İkisinin de Mısır üzerinde ayrı hesapları vardı.
15.05.2020 12:08
1.060 okunma
MISIR’DA İNGİLİZ FRANSIZ MENFAAT ÇATIŞMASI
İsmail Aydın

                Mısır’da gelişen olaylar karşısında Fransa ile İngiltere arasında tam bir fikir birliği yoktu. Çünkü menfaatleri çatışma halindeydi, İkisinin de Mısır üzerinde ayrı hesapları vardı.

                Gerçi Napolyon’un, Mısır’ın eski bir medeniyete sahip olduğunu ilim adamlarına tespit ettirmiş olması; Süveyş kanalının Fransızlar tarafından açılması; varlıklı ailelerin çocuklarını Fransa’da okutmaları gibi sebeplerle Fransa, Mısır’da İngiltere’den daha çok prestij sahibi gözüküyordu.

                Ancak İngiltere, Fransa’nın bu prestijinden endişe etmekte idi. Kaldı ki, onun Nil havzasını Fransa müstemleke imparatorluğuna katmak hususundaki gizli emellerini muhafaza ettiğini biliyordu. Tunus’u almakla Mısır’a yaklaşmış bulunuyorlardı. Bir fırsat çıktığında Mısır’a yerleşmeleri ihtimal dâhilinde idi. Bütün bunlar Mısır’a İngiltere’nin müdahalesi için İngilizlerce geçerli ve yeterli sebeplerdi. İngilizler için daha başka sebepler bulmak da kolaydı. Mesela, ortada sömürge ihtirasları kabaran bir İtalya vardı. Almanya ile Avusturya’nın, İtalya’yı müttefik edinmek suretiyle Mısır’ı ona vaad etmeleri tehlikesi vardı.

                Bütün bu sebeplerle Londra hükümeti, Hindistan yollarının kilit noktasını teşkil eden Mısır’da, nüfuzunu artırmaya önem vermeye başlar. Hıdiv’in borçlarını vesile tutarak ilkin Fransa ile birlikte siyasî müdahalelerde bulunmuştu. Fakat bu iki devletin uzun zaman beraber hareket etmesi mümkün olamazdı. Birisinin silinmesi, diğerinin de kesin bir şekilde Mısır’da yerleşmesi siyaset mantığı icaplarındandı. İki devletin müşterek de olsa müdahaleleri, Kahire’de İngiliz nüfuzunu zamanla Fransa’nınkine üstün kılıyordu.

                Bunu fark eden Fransa, 2 Haziran 1882’de, Mısır işini görüşmek üzere, Berlin anlaşmasını imzalamış devletler arasında bir konferansın toplanmasını teklif eder.

                Konferans 23 Haziran’da İstanbul’da toplanır. Başka meselelerin görüşülmeyeceğine dair teminat vermelerine rağmen Osmanlı hükümeti konferansa katılmaz. Sadrazam Sait Paşa, konferans fikrine taraftar idi ve Mısır’a kuvvet gönderilmesini de muvafık görüyordu.

                               KONFERASTA ÇARPIŞAN TEZLER

                Konferansa katılan devletlerden Fransa ve İngiltere bir tarafı; Avusturya, Rusya, Almanya ve İtalya da adeta diğer tarafı temsil ediyorlardı. Dört devlet, İngiltere ile Fransa’nın Mısır’da hareket serbestisini kısıtlayacak tedbirler üzerinde duruyorlardı. Nitekim konferansın üçüncü toplantısında, “Devletlerin Mısır’da münferit müdahalelerde bulunmayacaklarını” tespit ederler. Ancak İngiltere elçisi bu karara “Mücbir sebep görülmediği takdirde” suretinde bir muhalefet şerhi ile katılmıştır. Zira İngiltere, münferit müdahale kapısının kapanmasını istemiyordu. Bu şekilde devam eden konferans çalışmaları İngiltere’yi endişeye düşürür ve Mısır meselesini kendine has usullerle başka bir kalıba dökerek halletmeye karar verir.

                               İNGİLTERE HAREKETE GEÇİYOR

                Bahane kolaydı. Temmuz başında İskenderiye önünde bulunan İngiliz filosu Amirali Seymour, sahilde tahkimat yapıldığını öne sürerek şikâyette bulunur. İngiliz Hariciye Nazırı, tahkimata devam edildiği takdirde bombardıman edileceğini Mısır hükümetine ve Babıâli’ye bildirmiştir.

                Tabii, tahkimat işi bahane idi. İngiltere istediğini yapacaktı. Amiral Seymour, 9 Temmuzda gemilerini harp nizamına sokar. Kabul edilemeyecek taleplerde bulunur ve reddedilir. Artık bombardıman muhakkaktı. Fransız filosu, Direktuvar devrinde Mısır’a karşı böyle bir bombardıman yapmış olduğu için “bu sefer sıra İngilizlerindir” diye nezaket göstererek denize açılmıştır. (Direktuvar devri Fransa’da, 1795-1799 tarihleri arasında,  Beşyüzler ve İhtiyarlar meclisi olmak üzere iki meclisli dönem. İ. Aydın)

                İngiliz filosu 13 Temmuzda İskenderiye’yi topa tutar. Arabî Paşa, Napolyon’un Moskova’da uğradığı akıbeti İngilizlere mukadder kılmak için İskenderiye’yi yakmıya teşebbüs ederek kuvvetlerini şehrin dışına çekmiştir. Fakat bu düşünce bir hayalden ibaretti. Amiral Seymour kuvvetleri 15 Temmuz’da İskenderiye’ye çıkarak şehri işgal eder. İngiltere artık Mısır’a ayak basmıştır. (1882)

                “Amiral Seymour, Büyük Britanya’nın Mısır’ı fethetmeyi ve onun imtiyazlarına halel getirmeyi hiçbir suretle düşünmemekte olduğunu ilan etti. İstanbul’daki İngiliz elçisi Dufferin de, İngiltere’nin Mısır’da hiçbir imtiyaz, hatta iktisadi imtiyaz bile aramadığı hususunda teminat verdi. Mısır’daki İngiliz kuvvetleri komutanı da İngiliz ordusunun, Hıdiv’in otoritesini yeniden tesis etmek için geldiğini beyan etti.” (Karal, a.g.e. Cilt VIII. Sayfa 96)

                Gelecek hafta, Babıâli Tatmin Edilmiş Göründü Ama…

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya