İstanbul'umuzun fethinin sembolü olan Ayasofya'mızın 400 yıl CAMİ olarak ibadete hizmetinden sonra 86 yıl MÜZE olarak süren ESARET hayatının, kelepçe misali kapılarındaki kara kilitlerin kırılarak TEKRAR ibadete açılmak suretiyle "hürriyetine kavuşması", tarihte emsali ENDER görülür bir olaydır.
21.07.2020 01:07
825 okunma
ESARET VE CESARET ABİDESİ A Y A S O F Y A M !
Kemal Cengiz

İstanbul'umuzun fethinin sembolü olan Ayasofya'mızın  400 yıl CAMİ olarak ibadete hizmetinden sonra 86 yıl MÜZE olarak süren ESARET hayatının, kelepçe misali kapılarındaki kara kilitlerin kırılarak TEKRAR ibadete açılmak suretiyle "hürriyetine kavuşması", tarihte emsali ENDER görülür bir olaydır.

İstanbul'un fethi ile tarihte nasıl bir çağ (Ortaçağ) kapanıp yeni bir çağ (YENİÇAĞ) açılmış ise; Hıristiyan dünyası BATIYA YARANMAK İÇİN MÜZE yapılan Ayasofya'nın tekrar CAMİYE çevrilmesi de, batı ile olan ilişkilerimizde yeni bir dönemin (MODERN ÇAĞIN) başlangıcı olacağını daha önce de yazmıştım; DUA niyetiyle tekrar dile getiriyorum..

Milliyetçi ve mukaddesâtçı şâirlerimizdan Merhum Arif Nihat ASYA'nın Ayasofya için;

"Utansınlar seni ey mâbedim,

Kapayanlar da açmayanlar da!" dediği gibi; bugün kapayanların da açmayanların da hayatta kalmadığı UZUN bir ESARETTEN sonra Ayasofya'nın tekrar HÜRRİYETiNE kavuşuyor olması; "MİLLİ UTANCIMIZIN DA İFTİHARA DÖNÜŞMESİ" demektir.

İkibin yıla yaklaşan ömr-ü hayatında nice baskınlar, nice işgal ve ihtilâller, nice ihânetler görmüş ve yaşamış olan Ayasofya'nın, bu TALİHSİZ TARİHİNDE başına gelen EN UZUN süreli SERENCAMI, sanırım bu son esaret yıllarıdır. Belki de Ayasofya, "Ayasofya" olalı  böylesi "uzun süreli" bir esaret yaşamamıştır.

Varlıktan sonra "darlığa" düşen insana, "darlık yılları", nasıl çekilmez "zorluk yılları" gelirse; İslâm ile müşerref olduktan sonra Ayasofya'ya bu 86 yıllık ESARETTE MÜZE YILLARI, "yaşadığı en zor dayanılmaz yıllar" olmuştur. Dili olsa da bir anlatsa, gözyaşlarımızı İNANALIM ki tutamayız! "Yapılanlara ağızların mühürlenip ellerin konuşturularak ayakların şahitlik edeceği kıyamet günü" (Yasin, 36/65) bunların hepsini bütün insanlık ibretle izleyecektir!..

Ayasofya'nın bu dayanılmaz çilesini ifade etmesi bakımından yazımın başlığında  "ESARET ABİDESİ" tabirini kullandım. Sonra da, çektiği bunca çileye rağmen bugüne kadar "DİMDİK" ayakta durabildiği için Ayasofya'ya,  "CES RET  BİDESİ" ifadesini uygun buldum.

Yeryüzünde Ayasofya yaşında birçok mabedin şimdi yerinde yeller eserken; Ayasofya'nın hâlâ yaşıyor olmasının hikmeti, "ancak İslam ile müşerref olduktan sonra KUR'AN'dan aldığı ruh ile ayakta kalması" olarak izah edilebilir.

Nitekim, Müslümanlar Ayasofya'nın dört köşesine dikip yere çaktıkları minareleri ve eteklerine ekledikleri yelpaze misali yarım kubbeleri ile etrafına yerleştirdikleri medrese ve külliyeler olarak MÜŞTEMİLATI; Ayasofya'nın bugüne kadar ayakta kalmasını sağlamıştır.

Hal böyle iken şimdi Hıristiyan batının, başta şımarık çocuğu Yunanlıların sahiplenmeye çalışması ZORBALIK ve eşkıyalıktan öte YÜZSÜZLÜK olarak anlaşılmalıdır. Mertçe KILIÇ HAKKIMIZDAN, bizi akılları sıra bizi KALLEŞÇE (siyasi oyunlarla) mahrum bırakabileceklerini sanıyorlar. Arslan avına tav olan çakallar gibi zıpırı zekâlılar böylesi boş hayal etrafında dolaşırlar. FETHİN, anlamını böyle beyinsizlere laf ile anlatmak boşuna bir çabadır. Böylelerine hakikat, ancak işte böyle İCRAAT ile anlatılır. Bu gibi durumlar için atalarımızın çok güzel bir sözü vardır:

"İt ürür, kervan yürür" demişlerdir. Yola çıkmış olan kervanın yolunu kesmek isteyen HARAMİLERİN gerekirse kolu da kesilir, başı da !

HAYDİ BİSMİLLAH !...

Bize bu günleri gösteren Rabbimize "şükür"; 86 yıllık rüyamızı gerçekleştiren  Devlet Büyüklerimize "teşekkür" edelim. Allah yar ve yardımcıları olsun !..

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya