Batı’nın seçilmiş insan anlayışı, geçmişte dini inançları içindi. Bugünse “Biz Tanrı tarafından insanlara medeniyet götürmekle görevliyiz”
17.08.2020 01:11
3 yorum
1.237 okunma
İSTANBUL SÖZLEŞMESI NELERi MEŞRULAŞTIRIYOR.
İlhan Akkurt

Batı egoisttir ve egoist insanı sever. Batı toplumlarının aydınlanma ile kurdukları Çağdaş Uygarlık diye yutturdukları medeniyetleri, seçilmişlik ve faydacılık anlayışı üzerine kurulmuştur. Batı’nın seçilmiş insan anlayışı, geçmişte dini inançları içindi. Bugünse “Biz Tanrı tarafından insanlara medeniyet götürmekle görevliyiz” vehmine kadar uzanır. Kapitalizmi esas alan medeniyetlerinin oluşmasına hizmet eden temel alt yapıdan ikincisi, eski Yunan’da Kyrene okulu, Filozof Epikür’den gelen ve Jeremy Bentham, James Mill ve John Stuart Mill gibi düşünürlerin başını çektiği “Faydacı Felsefedir. Bu anlayışa göre insan hazları-zevkleri peşinde koşar ve acıdan kaçar. Buradan hareketle, her türlü nefsi özgürlüğü kapsayan, “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ilkesine dayalı kapitalist sebest pazar eknomisini kurmuşlardır. Bu yüzden Batı’nın insan tipi bu iki ilkeden dolayı Hedonist (hazcı), Egoist ve Narsist insandır. Böyle yetişen bir insan her türlü ilişkide çıkarını düşünür ve nefsi zevkleri peşinde koşar. Seküler bir hayat analyışına sahip olduklarından, bütün ilişkileri bir çıkara dayanır ve nefsani zevklerinin önünde din, iman, gelenek, kültür gibi hiç bir kural tanımaz.

Bu amaca yönelik önlerindeki bütün engelleri gericilik, özgürlük, insan hakları, kadın hakları diyerek algı operasyonlarıyla bir bir kaldırmaktadırlar. İşte “İstanbul Sözleşmesi” adıyla ülkemizin İstanbul şehrinde düzenlenen bu  sözleşme de nihayi hedeflerine varmak için tam bir algı operasyonudur. Bu sözleşme görünürde kimselerin itiraz edemeyeceği çok masum ve haklı bir nedenlere dayandırılmaktadır. Amaç kadına şiddeti ve aile içinde şiddeti önlemek. Buna kim itiraz edebilir ki? Avrupa Konseyi adına ülkemizde hazırlanıp “İstanbul Sözleşmesi” adını alan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011`de İstanbul`da imzaya açılan sözleşmedir. Mart 2019 itibari ile 46 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan İstanbul Sözleşmesi’ni Türkiye, 2011 yılında ‘ilk imzacı devlet’ olarak imzalamış ve 2012’de TBMM’de Kabul edilmiştir. Daha sonra sözleşmeyi destekleyici  kanunlar hazırlanarak 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi. Bugüne kadar Avrupa Konseyi'ne üye 47 devletten 34'ü tarafından onaylanıp yürürlüğe konuldu. İçinde İngiltere’ninde bulunduğu İmzacı 11 ülkenin meclisi bu sözleşmeyi henüz onaylamamıştır. Ancak sözleşme bir çok ülkede tartışılmaya başlandı. Her uluslararası sözleşme gibi İstanbul Sözleşmesi de taraf bir devlet tarafından feshedilebilir. İstanbul Sözleşmesi’nin 80’inci maddesi "Taraflardan herhangi birinin, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle istediği zaman sözleşmeyi feshetmesine" olanak tanıyor. Polonya, sözleşmeyi "Polonya anayasasının ilke ve hükümlerine göre uygulayacağını" bildiren bir açıklama yaptı. Hırvatistan, Litvanya ve Letonya da Avrupa Konseyi'ne benzer açıklamalar yaptı.    Avusturya, Finlandiya, Hollanda, Norveç, İsveç ve İsviçre ise Polonya’daki uygulamanın sözleşmeye aykırı buldu. Sözleşmenin genel durumu bu. Şimdi gelelim bu sözleşmenin sakıncalarına. Yani algı operasyonlarına.

Bu sözleşmenin güya asıl amacı kadını şiddetten korumak. Gelin şimdi kadının yanı sıra başka neler korunup meşrulaştırılıyor onu görelim.

Sözleşmenin 4. maddesinin 3. bendinde, "Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir." Burada açıkça kimseye karışmayın isteyen istediği cinsel tecihini yapsın. Öyle doğuştan erkek ve dişi olunacak diye bir kural yok. Bu sözleşmeyle,   anlatılan; “Cinsel yönelim,” adı altında toplanan dünün bütün sapıklıkları (homoseksüellik, biseksüellik, lezbiyenlik vs. gibi), LGBT bayrağı altında sokaklara döküldü.  Bu tür kişiler, size ev kiralamak için geldiklerinde, bu gerekçelerle veremeyeceğinizi bildirmeniz halinde, “Toplumsal cinsiyet ayrımı yapma” suçlamasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

 11-Maddenin 5. fıkrasında;  “Taraflar (Yani

Türkiye), kültür, gelenek, görenek, din veya sözde “namus” un işbu sözleşme kapsamındaki her hangi bir şiddet eylemi için, mazeret oluşturmamasını sağlar” denmektedir. Yine bu sözleşmenin 12. Maddesinin 1. Fıkrasında; “Kadınlar ve erkekler için, alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan ön yargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü farklı uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla, kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli tedbirleri alır” denmektedir.

Bu da yüzyıllar içinde inanç örf ve adetten oluşan, ailede ana baba kalıplarını kırmakta, karı koca sorumlulukları hiçe sayılmaktadır. Yani evin hanımı veya kızı oğlu istediği kişiyle istediği saate kadar gezer tozar, kimse onlara “sabahın bu vaktine kadar kiminleydin neredeydin” diye soramaz. Mesela bir otel veya pansiyon işletmecisisiniz ve evli olmayan çiftler geldinde “evlenme cüzdanınızı göreyim” diyemezsiniz.

Daha bitmedi. Bir de bu sözleşmedeki konulara insanları eğitilmesi gerekmektedir. 13.madde,  “Taraflar, işbu sözleşme kapsamındaki, her türlü şiddetin ve farklı tezahürlerinin önlenmesi gerektiğinin, toplum içinde anlaşılması ve buna ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, başta kadın örgütleri olmak üzere, ulusal insan hakları kurumları ve bunlara denk organları, sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içerisinde, düzenli aralıklarla ve her seviyede farkındalık yaratma kampanyaları geliştirir veya yürütür,” demektedir.

Durum böyle olunca  bu güne kadar sapkınlık olan bilinen bütün LGBT eğilimleri meşrulaştırılmış oluyor. Kadın erkek hepsi sokaklara dökülüp göbek atmaya başladı. Önüne geçilmezse korkarız ki bu iş ensest ilişkileri ve pedofiyi meşrulaştırmaya kadar uzanır. Olur ya birileri bu iş çocuğun tercihi derse ne olur. Bu konuya sahip çıkan ana muhalefet partimiz de bu işi geçen 23 Nisan Bayramı’nda taa çocuklara kadar vardırdı.

Özetlersek kadın, erkek, çoluk çocuk insan, hayvan her varlık siddetten korunmalıdır. Kadın, çocuk ve hayvanlar için bir miktar pozitif ayrımcalık ta yapılabilir. Ancak bu sözleşme cok art niyet taşımaktadır. Bir çok Avrupa ülkesi bu konuya sakıncalı bakarken bizim muhafazakar hükümetimiz anlamadan dinlemeden ilk onaylayan olup, kraldan fazla kralcı olamanın alemi yoktur. Neyseki kamu vicdanı bu komploya karşı uyandırıldı ve Cumhurbaşkanı, 18.02.2020’de bir açıklama yaptı: “İstanbul Sözleşmesi’ni bir daha gözden geçireceğiz.” Yine 28.07.2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemlerde cinsel sapkınlara verilen desteğe işaret ederek, "İnancımıza ve kültürümüze aykırı bu tür marjinal akımları destekleyenler bizim gözümüzde aynı sapkınlığın ortaklarıdır", "Halkın lanetlediği hiçbir yanlışın bu ülkede kök salma ihtimali yoktur" diyerek yasaya karşı suç işlemiş olsa  da bu sözün arkasını bekliyoruz. “Zina yasasında hata ettik” diyerek bir çözüm ortaya konmaması gibi olmasın. Kimse kusura bakmasın çok açık yazıyorum. Bu sözleşmeye göre taraflar şikayetci olmazsa, yani sokaklarda haykırdıkları gibi “size ne bu vücut benim istediğimle birlikte olurum”, “namus apış arada değildir” gibi söylemlere sahip hedonist bir anlayış için pedofil-sübyancılık ta ensest ilişki sorun olmaz. Bu sözleşmeye göre de kimse bu ilişkiye tek laf edemez bu böyle biline.

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
3 yorum yapıldı
LGBT
Bu hükümetin Siyasileri nerede, Milletvekillerinin bu kadar danışman çalıştırıyorlar bunlar nerede, bunca büratlar var ama nerede bu hükümet kimsesiz ve garip Sayın cumhurbaşkanım bunları sorgulanmalı ve gereken cezalar derhal verilmelidir. Müslüman Türk Milletini Lut kavmi yapıyorlar.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     17.08.2020 17:55:21
Tekrar okudum
Tekrar okuma ihtiyacı duydum. Belki de zor anlayabilen biri olduğum için ya da yazı içeriği dolu dolu olduğu için.(Bence ikinci seçenek). Gerçekten bu güne kadar bu konuda okuduğum en iyi yazılardan birisi. Yüreğinize ve cesaretinize sağlık...
Yorum Ekleyen: Mehmet Parlak     17.08.2020 14:28:22
Harika bir yazı
Batı medeniyetini! özetleyen harika bir yazı olmuş. Yüreğinize sağlık.
Yorum Ekleyen: Mehmet Parlak     17.08.2020 13:37:02
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya