Ocak ayı başında (9 Ocak 1853) Çar Nikola, Osmanlı toprakları hakkındaki görüşlerini bildirmek üzere, Sen-Petersburg’un kış sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisi Sir George Hamilton Seymour’a yaklaşarak şunları söyler:
21.08.2020 12:17
1.356 okunma
OSMANLI TOPRAKLARINI PAYLAŞALIM
İsmail Aydın

                  Ocak ayı başında (9 Ocak 1853)  Çar Nikola, Osmanlı toprakları hakkındaki görüşlerini bildirmek üzere, Sen-Petersburg’un kış sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisi Sir George Hamilton Seymour’a yaklaşarak şunları söyler:

                “İngiltere için beslediğim duyguları bilirsiniz. Bence iki hükümetin, yani İngiliz hükümeti ile hükümetimin anlaşması esastır. Böyle bir anlaşmayı gerektiren şartlar hiçbir vakit bugünkü kadar önemli değildir.

                “Biz anlaştıktan sonra, Batı Avrupa devletleri umurumda bile değil. Ne düşünürlerse düşünsünler, bence hiçbir değeri yok.

                “Türkiye’ye gelince, bu bambaşka bir problemdir. Bu memleket buhranlı bir durumdadır. Başımıza pek çok işler çıkarabilir.”

                İngiliz elçisi, Çar’dan Türkiye hakkındaki düşüncelerini açıklamasını rica edince Nikola I. Şöyle devam eder:

                “Kollarımız arasında hasta bir adam var. Çok hasta. Size açıkça söylemeliyim ki, gereken bütün tedbirleri almadan önce onu günün birinde kaybetmemiz büyük felaket olacaktır.

                “Türkiye ansızın ölebilir. Bu takdirde üzerimizde kalacaktır. Ölüleri diriltemeyiz. Türkiye ölünce, bir daha dirilmemek üzere ölecektir. İşte bunun içindir ki, size soruyorum: Böyle bir olay karşısında kargaşalık, anarşi ve hatta Avrupa harbi karşısında kalmaktansa, önceden tedbirler almak akıllıca bir hareket olmaz mı?”

                Elçi şu cevabı verir:

                “Niçin daima Türkiye’nin öleceğini hesaba katarak bu felâketten önce veya sonra tedbirler almayı düşünmüyoruz? Niçin hastayı tedavi etmeyi düşünmemeli?”.

                Çar, elçinin sözlerinden ümitsizliğe düşmeyerek, Osmanlı topraklarının paylaşılması yolundaki plânını açığa vurur:

                “İstanbul’un Ruslar tarafından devamlı bir işgalini isteyecek değilim. Fakat bu şehrin Fransızlar, İngilizler veyahut başkaları tarafından işgal edilmesine de razı olamam.

                “Eflâk ve Buğdan bugün fiilen himayem altında bulunuyor. Bu durum devam edebilir. Sırbistan ve Bulgaristan da himayem altına girebilirler. Mısır’ın İngiltere için önemini takdir ediyorum. Bu yerle Girit adası da pek âlâ İngiliz hâkimiyetine girebilir". (Karal, a.g.e.  Cilt V, Sayfa 221-222)

                İngiltere hükümeti, Çar’ın elçi tarafından bildirilen bu tekliflerini açık bir dille reddeder. Çar, bunun üzerine hasta adamın mirası hakkında tek başına tedbirler almaya kalkışır.

                RUSYA HEDEFİNE VARMAK İÇİN HER YOLU DENİYOR

                İngiltere’den beklediği ilgiyi göremeyen Çar Nikola, hedefine varmak için her yolu deniyor, her fırsatı kolluyor, Ortodoksluğu ve Kutsal yerleri bile bu amaç için istismar ediyor. Bu defa hareket noktası, tarihe "Kutsal Yerler" problemi olarak geçmiş olan Kudüs civarındaki Kamame kilisesi, İsa’nın kabri, Meryem’in türbesi ve bitişiğindeki bahçe, Beytü’l-Lahim’deki büyük kilise gibi yerlerdir.

                 Çar, “Kutsal Yerler” problemini ele almıştır.  Gelecekteki Rus çarları da, öncekiler gibi Osmanlı imparatorluğundaki Ortodoks tebaanın hâmisi rolünü oynamaya devam ederler. Bu suretle Rusya, Fransa’ya göre üstün bir durum sağlamış olur.

                "Rusya, Osmanlı İmparatorluğunu yıkmak, başka devletlerle pay etmek veyahut onu himayesine almak yolundaki politikasında dinden de faydalanmaya karar vermişti. Rusya Ortodoks idi. Osmanlı İmparatorluğu tebaasının da büyük kısmı Ortodoks kilisesine bağlı idi. Kutsal yerlerdeki Ortodoks çıkarları ve hakları, Katoliklerinkinden çok eski idi. Bunu göz önünde bulunduran Çar politikası, ilkin Rusya'yı Ortodoksların hâmisi durumuna getirmeye çalıştı. Kaynarca muahedesiyle (1774) İstanbul'da, Rusya elçisinin himayesinde olmak üzere bir Rus Ortodoks kilisesinin kurulmasıyla, Rus hacılarının Kudüs'e seyahatlerini sağladı." (Karal, a.g.e., V. Cilt, Sayfa 225)

                Ancak bu sıralarda sahneye Lui Napolyon (Napolyon III) çıkar.

(Gelecek hafta, Kutsal Yerler ve Lui Napolyon.)

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya