Çar Nikola, Rus ültimatomunun Bâbıâlî tarafından kabul edilmemesi üzerine ne yapmak düşüncesinde olduğunu soranlara, “Padişah’ın tokadının acısını hâlâ yüzümde duyuyorum” cevabını vererek, kuvvete başvurmak niyetinde olduğunu açıklamıştır. Bunun üzerine General Gorçakof komutasındaki Rus kuvvetleri, 22 Haziran 1853’te Eflâk-Buğdan’a girerler.
07.09.2020 02:21
2 yorum
1.521 okunma
EFLÂK VE BUĞDAN’IN RUSLAR TARAFINDAN İŞGALİ
İsmail Aydın

                Çar Nikola, Rus ültimatomunun Bâbıâlî tarafından kabul edilmemesi üzerine ne yapmak düşüncesinde olduğunu soranlara, “Padişah’ın tokadının acısını hâlâ yüzümde duyuyorum” cevabını vererek, kuvvete başvurmak niyetinde olduğunu açıklamıştır. Bunun üzerine General Gorçakof komutasındaki Rus kuvvetleri, 22 Haziran 1853’te Eflâk-Buğdan’a girerler.

                Rusya’nın Eflâk - Buğdan’ı istilâ etmesi, Osmanlı İmparatorluğu kadar Avusturya ve Prusya’yı da ilgilendiriyordu. Çünkü bu iki devlet, Doğu Avrupa’nın ve Balkanların dengesi ile öteden beri meşgul oluyordu. Avusturya bu sebeple Rus hareketini protesto eder ve sınırlarına kuvvet yığmaya başlar. Prusya, Rusya ile dost olmasına rağmen o da Avusturya gibi protesto eder. Çünkü Rus istilâsının genel bir Avrupa savaşı doğurmasından ve Fransa’nın Ren’e saldırmasından korkmaktadır. İngiltere ve Fransa’ya gelince; bu iki devlet Rusya’nın siyasetini tehlikeli ve menfaatlerine aykırı görmekle beraber henüz harbe karar vermiş değildiler.

                Avusturya’nın isteği üzerine, Rusya ile Türkiye’nin arasını bulmak için İngiltere, Fransa, Avusturya ve Prusya’nın katıldığı Viyana Kongresi toplanır. Kongreye katılan dört devlet temsilcileri bir nota hazırlarlar. Çar, notayı Prusya’nın ısrarı üzerine kabul eder, ancak Türkiye tarafından da herhangi bir değişiklik istenmeden, olduğu gibi kabul edilmesini şart koşar. Tabii nota, Rum-Ortodoks imtiyaz ve masunluğunun Rus tavassutu ile korunduğu manası çıkacak şekilde ve Osmanlı İmparatorluğu aleyhine sonuçlar doğuracak bir biçimde hazırlanmıştı. Halbuki buna gerek yoktu. Daha önce de ifade edildiği gibi, Osmanlı imparatorları, daha İstanbul’u aldıklarında, kendi arzuları ile Rum-Ortodoks kilisesinin imtiyazlarını tanıdıkları vakit, Rusya’nın ortada henüz ismi bile yoktu. Din ve vicdan hürriyeti, Türk siyaset anlayışının en gerçek değeri idi. Katolik Macarlar, Ortodoks Balkanları Katolikliğe zorlarken, Murat Hüdavendigâr “Din ve Vicdan Hürriyeti” ile güneyden kuzeye doğru yerleşiyordu. Notanın içeriği, Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümranlık haklarıyla telif edilebilecek durumda değildi, iç işlerine doğrudan müdahale niteliği taşımasından dolayı notayı Bâbıâli reddeder.

KIRIM HARBİNE DOĞRU

                “Bu sıralarda İslâm kamuoyu İstanbul’da kabarmış bir durumda idi. Talebe-i ulûmun harp lehine yaptığı nümayişler, halka ve hükümete tesir etti. 25 Eylülde Çırağan sarayında Mustafa Reşit Paşa’nın başkanlığında 160 devlet adamı ile ulemayı içine alan büyük bir meclis kurularak durum yeniden incelendi. Sonu gelmiyen devletlerarası siyaset görüşmelerine nihayet verilerek, harp durumunun kabul edilmesi için padişahtan ricada bulunulmasına oybirliği ile karar verildi. 29 Eylülde Abdülmecit bir hatt-ı hümâyun ile Meclisin ricasını kabul etti. Abdülmecid’in, Meclisin ricasını kabulü, Rusya ile harp yapılması demekti. Bunun üzerine Şumnu’da bulunan Osmanlı ordusu komutanı Ömer Paşa’ya gereken talimat verilir.

                Paşa, 4 Ekimde, Rus orduları komutanı Gorçakof’a bir ültimatom vererek, on beş gün içinde Eflâk - Buğdan’ı boşaltmasını ister. Gorçakof reddeder. Bunun üzerine Türk ordusu Tuna’yı geçmek için harp hazırlıklarına başlar. Bu suretle Osmanlı Rus harbi başlamış oldu…

                Rus ordusunun ilk amacı Vidin olabilirdi. Bu şehrin alınması, Ruslara Niş-Sofya yolunu kazandıracak ve Balkanları çevirmelerini sağlıyacaktı…

ÖMER PAŞA’NIN BAŞARILARI

                Rumeli’de Osmanlı ordusu komutanı Ömer Paşa, zeki, bilgili ve anlayışlı idi. Rusların planlarını önceden gördü. Önlemek düşüncesiyle Tuna’yı geçerek Vidin’in karşısında Kalafat’ı aldı. Yalancı bir manevra ile düşmanı Oltenitza üzerine çekti; üç günlük bir muhabere sonunda Ruslar pek çok ölü ve yaralı bırakarak çekildiler. Ömer Paşa, Kalafat’ı savunmaya elverişli bir duruma koyduktan sonra Tuna’nın sağ kıyısına kuvvetlerini çekti. Bu suretle düşmanın saldırış planı önlenmiş oldu. Osmanlı ordusunun bu hareketlerde göstermiş olduğu başarı, yeni düzenin değeri hakkında sağlam bir fikir vermektedir. Yeniçeri ordusunun başıboşluğundan ve düzensizliğinden ve kötü hatıralardan başka bir şey kalmamıştı.” (Karal, a.g.e. Cilt V, Sayfa 232-234)

SİNOP FELÂKETİ-RUS VAHŞETİ

                Rumeli ve Anadolu’da kazanılan zaferler, imparatorluk umumî efkârı üzerine çok iyi bir tesir bırakır. Abdülmecid’e “Gazi” unvanı verilir. Padişah, bir aralık ordunun başına geçmek arzusunu bile göstererek, karargâhını Edirne’de kuracağını ilân eder. Ne yazık ki bu sevinç ve heyecan çok sürmez. Zira Batum’daki Türk kuvvetlerine yardım götürmekte olan Osmanlı filosu, 30 Kasım 1853’de Ruslar tarafından Sinop’ta batırılır veya yakılır.

                “…Birkaç saat içinde Türk gemileri yok edildi. İki fregat havaya uçuruldu. Diğerleri de batırıldı veya yandı. Limanı korumak için vazifelendirilmiş olan bataryalardan biri müstesna diğerleri tahrip edildi. Ruslar, Sinop İslâm mahallesini ateşe verdikleri gibi, felâketten kurtulmak için su üstünde bocalayan er ve subayları da yağlı paçavra atarak yaktılar.” (Karal, a.g.e. Cilt V, Sayfa 235)

                Sinop felâketini öğrendiği vakit İngiliz elçisi Stratford, “Tanrı’ya şükürler olsun harp başlıyor” demişti. Elçi, İngiltere ve Fransa’nın Rusya’ya karşı harbe girmesini çoktan beri istemekte idi.(Gelecek hafta, Kırım Harbi’nin Gerçek Sebebi.)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Tarihçi
Sayın Aydının yazarlık dışında Tarih profesörü olduğunu da öğreniyoruz.Elinize ve beyninize sağlık.Düşmanımız çok dostumuz az diye de hayıflanmamıza gerek yok.Bize dost olarak ALLAH yeter.Saygılarımla
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     10.09.2020 11:21:14
Moskof
İsmail bey Osmanlı İmparatorluğu bu Moskoflardan çok çekmiş hala da çekiyor.Kalemine sağlık güzel bir tarihi ders olmuş saygılarımla...
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     7.09.2020 16:25:17
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya