Önceki bölümlerde geçtiği üzere Napolyon III., çatmak için fırsat kolluyor, İngilizler de Rusya’yı Tuna’nın gerisinde tutmanın hesabını yapıyordu.
14.09.2020 02:45
1.401 okunma
KIRIM HARBİNİN GERÇEK SEBEBİ
İsmail Aydın

                Önceki bölümlerde geçtiği üzere Napolyon III., çatmak için fırsat kolluyor, İngilizler de Rusya’yı Tuna’nın gerisinde tutmanın hesabını yapıyordu.

                “Sinop felâketinden sonra Kraliçe Viktorya ile Napolyon III., Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında bulunan anlaşmazlığı çözmek için tavassut teklif ettiler. Çar Nikola reddetti. Bunun üzerine Londra ve Paris kabineleri, Rusya’ya bir ültimatom verdiler, Bunda, Eflâk ve Buğdan’ın derhal boşaltılmasını, Osmanlı İmparatorluğu’nun mülk tamlığının tanınmasını, Ortodoks tebaa üzerinde himaye iddiasından vazgeçilmesini istediler. Eflâk ve Buğdan’ın boşaltılmaması harp sebebi olarak kabul edilecektir.” (Karal, a.g.e. Cilt V, Sayfa 236)

                Çar, ültimatomu rededdikten başka, ordularına Tuna’yı aşmak emrini verir. Bunun üzerine İngiltere ve Fransa Rusya’ya harp açarlar. (12 Mart 1854) Fransa ve İngiltere, Kromvel’den beri ilk defa olarak müşterek bir düşmana karşı birlikte hareket etmeyi kararlaştırıyorlardı.

                Netice, Osmanlı, Fransız ve İngiliz orduları, Rusları Kırım harbinde yenerler. Hindistan yolunu tehdit eden Rus donanması İngilizler tarafından yakılır. Müttefiklerin başarıları, Çar Nikola’nın ölümü ve yerine Aleksandr II.nin geçmesi, Ruslar’da harbi zaferle bitirme ümitlerini silip süpürmüştü. Yeni Çar’ın, şerefli bir barış yapmaya hazır olduğunu bildirmesi üzerine Paris konferansı toplanır.

                               PARİS KONFERANSI PRESTİJ SEBEBİ

                 Fransa, harpte hiçbir şey elde edememiş olmakla beraber, konferans Paris’te toplanmıştı. Bu durum, Fransa için başlı başına bir prestij sebebi sayılıyordu.  Napolyon III, Mısır işgali teşebbüsüyle Fransa’ya karşı oluşmuş olan Osmanlı-İngiliz-Rus siyasi cephesini parçalıyor,  Doğu Akdeniz’de Rus yerleşmesi endişesini üzerinden atmış oluyordu.

                 İngiltere ise Rus donanmasını yakmak ve Karadeniz’i Ruslara kapatmak suretiyle, Hindistan’ın yol güvenliğini teminat altına almış oluyordu.

                 İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’ne yardımı mihnetli bir yardım idi. Harpten galip çıkmasına rağmen Osmanlı devleti İstanbul’un güvenliğini sağlamanın dışında hemen hemen hiçbir şey elde edemedi. Üstelik Müslüman tebaa ile Hıristiyan tebaa arasında tam bir eşitlik ile yabancıların mülk almalarını mümkün kılacak Islahat Fermanı’nı yayınlamayı taahhüt etti. İngilizler ve Fransızlar, böyle bir fermanın yayınlanmasını Kırım Harbi’nin ön şartı olarak ileri sürmüşlerdi.

                 Sinop felâketi, İngiltere ve Fransa’nın, Rusya’nın Karadeniz’deki kuvvetini anlamaları için bir işaret vazifesi görmüştü. İstanbul ile Boğazlar tehlikede idi. Rusya’nın hesapları ile İngiltere ve Fransa’nın Akdeniz hesapları çatışıyordu. Tarafların elde ettiği kazançlara bakılırsa, Kırım harbi aslında Fransız ve İngiliz hedefleri için çıkarılmıştı. (1854) Osmanlı devletine yardım gerekçesi işin paravan kısmıydı.

                               KIRIM HARBİNE RUSLARIN BAKIŞI

                “Ruslar, harbe kutsal bir karakter vermeye çalıştılar. Balkanlara sızan Rus ajanları, Ortodoks tebaaya, Çar’ın İstanbul’u Yunanlılara kazandırmak için silâha sarıldığını yaydılar. Bu propagandanın tesiri görüldü. Rumlar arasında gülünç inançlar ağızdan ağza dolaşmaya başladı. Bir yıl içinde Osmanlı hâkimiyetinin sona ereceği ve patriğin Ayasofya’da âyin yapacağı rivayetleri en çok Rum vilâyetlerinde kredi kazanmaya başladı. Epir’de, Etolya’da ayaklanmalar oldu. İsyan hareketi az zamanda Teselya’da da yayıldı.” (Karal, a.g.e Cilt V, Sayfa 237)

                               RUS SİYASETİNİN ANA HEDEFİ VE TAKİP ETTİĞİ YOLLAR

                "Rusya’nın, Avrupa siyasetinde kuvvetli bir rol oynamağa başladığı günden beri Osmanlı imparatorluğunu tasfiye etmeyi ana siyaset olarak benimsediğini görüyoruz. Bunu tahakkuk ettirmek için de, devletlererarası münasebetlerin verdiği imkânlara göre kullanılmak üzere üç yol tutmuştu: "Birinci yol, Osmanlı topraklarını, Rus imparatorluğuna katmak; ikinci yol, imkân hâsıl olduğu takdirde aynı toprakları alâkalı Avrupa devletleriyle paylaşmak; üçüncü yol da, Osmanlı arazisi üzerinde muhtar veya müstakil devletler kurulmasını sağlamak ve bu devletleri günün birinde kendi himayesi altına almaktı". (Karal, a.g.e. Cilt VI, Sayfa 15)

                Paris andlaşması ilk iki yolu tıkıyor ancak üçüncü yolun açık olduğu düşüncesinden hareketle Rusya, Ortodoksların avukatlığı görevine soyunuyordu.

(Gelecek hafta, Rusya’nın Panslavizm Siyaseti)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya