Kırım muharebesinden sonra Rusya, Batıda işlek bir siyaset güdemiyeceğini takdir ettiğinden, Güneyde ve Orta-Asya’da fetihlere girişti. Güneyde Kafkasya’nın doğusunu (1859) ve batısını aldıktan sonra (1864), Orta-Asya’da evvelce başlamış olup da bir müddet için terk etmiş olduğu istilâ siyasetini yeniden ele aldı. İranlı Nadir Şah ve Kerim Han ile anlaşarak 1865 ile 1873 yılları arasında Türkistan hanlıklariyle Hiyve hanlığını ortadan kaldırdı ve buralara yerleşti.
22.09.2020 05:02
1 yorum
1.129 okunma
RUSYA’NIN PANİSLAVİZM SİYASETİ
İsmail Aydın

                 Kırım muharebesinden sonra Rusya, Batıda işlek bir siyaset güdemiyeceğini takdir ettiğinden, Güneyde ve Orta-Asya’da fetihlere girişti. Güneyde Kafkasya’nın doğusunu (1859) ve batısını aldıktan sonra (1864), Orta-Asya’da evvelce başlamış olup da bir müddet için terk etmiş olduğu istilâ siyasetini yeniden ele aldı. İranlı Nadir Şah ve Kerim Han ile anlaşarak 1865 ile 1873 yılları arasında Türkistan hanlıklariyle Hiyve hanlığını ortadan kaldırdı ve buralara yerleşti.

                Rusya, içerde ıslahat, Güneyde ve Doğuda fetihler yaparken, Batıda da bilhassa Osmanlı İmparatorluğuna zarar veren İslavcılık hareketini sistemleştirerek, Doğu-Avrupa hakkındaki tarihî ihtiraslarını gerçekleştirmek için zemin hazırlamaya gayret etti.

                İslavcılık fikri, 19. Uncu yüzyılın ilk yarısında, Rusya’nın dışında, Alman memleketlerinde yaşıyan ve İslav kökünden gelen topluluklar arasında gelişmeye başlamıştı. Bu fikrin kaynaklarından biri Alman filozoflarından Herder ile Fichte’nin ve talebelerinin ırk ve milliyet hakkındaki nazariyeleri olmuştur. Fichte, insanlık tarihinin felsefesinde İslavlara da geniş yer yermiş ve bunların büyük bir geleceğe namzet oldukları kehanetinde bulunmuştu. Bu fikir, Slovenler, Hırvatlar, Rutenler, Karadağlılar, Sırplar ve Bulgarlar arasında etki yaptı ve bu sahada yapılan çalışmalara siyasî literatürde Panislavizm adını aldı.

                Rusya’da yapılan ıslahatın şevk ve heyecan uyandırması, Panislavizm hareketinin ilmî ve edebî kılığından çıkarak, siyasi bir doktrin halini almasına sebep oldu. Rus Slavcılarının birçoğu bu doktrine kendilerini vakfettiler.

                "Doktrinin parolası otokratçılık, ırkçı-milliyetçilik ve Ortodoksluk oldu. Mihail Nikiforoviç  Katkof, bu doktrinin en hararetli önderlerinden biri idi. Bu zat, evvelce liberal ve hürriyetçi iken, sonradan panislavist olmuştu. Rusya’nın temsil etmekte olduğu büyük İslav ırkçılığı için hürriyetin feda edilebileceğine bile kanaat getirmişti. Bu suretle panislavist doktrini, birdenbire Rusya için ikinci bir din haline geldi. Panislavistler, bu yeni dinin yardımiyle de Rusya’yı ideallerinde yaşıyan hale getirmek için üç yönden çalışmasını gerekli buluyorlardı.

                1-Doğuda yeni fetihlerle Rus emperyalizmini geliştirmek. 2-Rusya'nın hâkimiyeti altında bulunan türlü ırkları Ruslaştırmak. 3- Rusya dışında kalan İslav topluluklarını Rus hâkimiyetine bağlamak. Panislavcılar, bu üçüncü noktada, Osmanlı imparatorluğunda yaşayan İslavları kurtarmak suretiyle işe başlamayı uygun görüyorlardı. Zaten bu işin bir tarihçesi de vardı. Petro’dan beri Rusya Ortodoksluğa dayanarak Osmanlı Ortodokslarını tahrik ve himaye etmişti. Bundan böyle, ırkçılığa dayanarak aynı iş devam edecekti". (Karal, a.g.e.  Cilt VII, Sayfa 57-58)

                Mesela, Rusların Büyük Petro dedikleri deli Petro, daha 1709 da Karadağ'da Vladika tabir olunan piskoposla Türklere karşı ittifak yapmıştı. Viladikaların, Rus çarlarından para yardımı görmeleri Rusya'ya kuvvetli bir şekilde bağlanmalarına sebep olmuştur.

                Yukarıda ismi geçen milletler birer ikişer kışkırtılarak Osmanlı devletine karşı isyana teşvik edilmiş ve meskûn oldukları topraklar zaman zaman Rusya’nın hâkimiyeti altına girmiştir. Rusya, Osmanlı tebaası olan farklı milletleri, ırkçı-milliyetçi duygularla tahrik edip isyana teşvik ederken, hâkimiyeti altına aldığı milletleri da Ruslaştırma yoluna gitmiştir. (Gelecek hafta, İstilâlarla Gelen Ruslaştırma)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Yalnızlık
Burudan şu sonuç çıkar.Öteden beri söylendiği gibi Türkiyenin dostu yoktur.Halkı Müslüman olan Araplar ve Türk dünyasın dan da beklenen yüksek ses çıkamamaktadır.O bakımdan anlaşılan bu coğrafyada askeri yönden güçlü olur ve öyle kalabilirsek yaşama şansımız vardır.
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     26.09.2020 09:51:17
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya