Türk gibi başladık. Heyecan, özgüven ve yeterli maskemiz vardı. Maskeleri beşer beşer bedava, önlemleri peşi sıra alıyorduk. Bilim Kurulu çok iyi kararlar alıyor ve yetkililer bunu uyguluyordu. İlk dalgayı fazla hasar görmeden atlatmıştık. Avrupa ülkeleri normalleşme karar verince, biz de eski yaşantımıza temkinli olarak yavaş yavaş dönmeye başladık. Kurallardan çok sıkılmıştık, normal hayatımıza balıklama daldık. Tabi her zaman olduğu gibi kuralları çabucak çiğneme kararlılığı gösterdik. Çok geçmeden korona virüse karşı vurdumduymaz bir hal aldık. Yazlıklar, tatiller, şehirlerarası yolculuklar derken iyi kaynaştık.
23.09.2020 11:14
1.123 okunma
Maske
Ali Akça

“İnsanları yorgun kılan hayat değil, taşıdıkları maskelerdir.”
William Shakespeare

 

Türk gibi başladık. Heyecan, özgüven ve yeterli maskemiz vardı. Maskeleri beşer beşer bedava, önlemleri peşi sıra alıyorduk. Bilim Kurulu çok iyi kararlar alıyor ve yetkililer bunu uyguluyordu. İlk dalgayı fazla hasar görmeden atlatmıştık. Avrupa ülkeleri normalleşme karar verince, biz de eski yaşantımıza temkinli olarak yavaş yavaş dönmeye başladık. Kurallardan çok sıkılmıştık, normal hayatımıza balıklama daldık. Tabi her zaman olduğu gibi kuralları çabucak çiğneme kararlılığı gösterdik. Çok geçmeden korona virüse karşı vurdumduymaz bir hal aldık. Yazlıklar, tatiller, şehirlerarası yolculuklar derken iyi kaynaştık.

Geleneksel törenlerimiz kalabalıktı. Düğün-dernek, cenaze, asker gönderme gibi kalabalık adetlerimiz disiplinimizi çabuk bozdu. Alınan önlemler istikrarla sürdürülemedi. Bizim çocuk bina okuyor, ancak dönüp dönüp yine okuyordu. İyi başladığımız işin kontrolünü kaçırıyorduk. Aile içi, apartman, mahalle, köy ve sokaklarda bulaşmalar başladı. Güya önlem alıyorduk ancak torunu sevip öpmeden duramıyorduk. Dünya liderleri hastalığı baştan ciddiye almadıkları için vatandaş ölümlerinin çoğundan sorumluydular. Sonra tüm dünyada üstü kapalı bir sürü bağışıklığı modasına karar verildi. Yöneticiler insanlığın tükenişini çaresiz izliyorlardı. 

Dünyayı kasıp kavuran salgın gündelik hayatımızı tamamen değiştirmişti. Evden çıkarken aklımıza ilk maske geliyordu. Markete, Pazara, Camiye maskesiz girilmiyordu. Korona şimdiden bir milyona yakın insanı alıp götürmüştü. Kalanlar ise korku içindeydiler. Birçok aşı çalışması olmasına rağmen henüz kesin bir çözüm bulunmuş değildi. Şimdilik tek çözüm, yegâna çare hastalıktan kaçmak, bu amansız virüse karşı mevcut imkânlarla savaşmaktı.

Bilim Adamları ve hastalıktan kurtulanlar topluma uyarıcı bilgiler vermesine rağmen henüz insanlar tehlikenin ciddiyetini anlayıp umursamış değillerdi. Virüsten korunmak için “Maske, Mesafe ve Mekân (temizlik, hijyen)” üçlüsüne titizle uyulmak gerektiğini anlatmayan uzman kalmadı. Ancak sosyal mesafe, el yıkama ve maskenin önemi bir türlü anlaşılamadı. Maske takmak kulak ardı yapıldı. Oysa maskeyi doğru biçimde takmaya özen göstermek insanlık vazifesi ve sosyal bir sorumluluktur. Ayrıca içinde bulunulan durum virüsün ülkemizde görüldüğü ilk aylardan daha vahim bir hal alıyordu. Entübe sayısı giderek artıyordu.

Gelinen noktada; hızla yayılan virüse karşı yenik düşüp, zorluklar içinde hastalığa atlatıp kurtulanlar çektikleri tarifsiz acıları anlatıyorlardı. Hiçbir sevdiklerinin yanlarına yaklaştırılmadığını, nefes alamadıklarını, üzerlerinden sanki tır geçmişçesine ağır yük altında hissettiklerini, kan, ter ve ateşler içinde yandıklarını, bütün etlerinin dayak yemiş gibi ağrıdığını, koku alamadıklarını ve hiçbir şey yiyemediklerinden bahsediyorlardı. Maske takmayanlara adeta yalvarıyorlardı. “Ne olur hasta olmayın!” diyorlardı.

Ülkemizde 300 bin koronalı aramızda dolaşırken; hastalığa yakalanmış ve acılar içinde kıvranmış kişilerin yalvarırcasına maske takma uyarılarına kulak verilmelidir. Hem de maske ciddiyetle takılmalıdır. Oysa, kimileri arabanın dikiz aynasına cerrahi maske asmakta; çocuklar bisiklet ve kaykaylarının tutamaklarına maske takmaktalar. Sokaklarda park etmiş arabaların koltuk başlığında ve vites kolunda maskelerin takılı olduğu görülüyor. Yürüyüş alanlarında insanlar maskeyi çene altında sıkıştırıyorlar, dirseklerinde aksesuar gibi taşıyorlar. Her yerde kullanılıp öylece yere atılmış maskeler var. Zorunlu alanlara girerken yahut polis ekibi görünce cebinden katlanmış maskeleri açıp yüzüne takanlar gözlemleniyor. Sanki hastalığa yakalanma veya ölüm korkusundan değil de ceza korkusundan maske taşıyanlar var. AVM’lerde maske çene altı koruyucusu olmuş. Taktın, takmadın kavgaları var.

Maskeler çeşit çeşit en yaygın kullanılanı cerrahi maskeler. Kimileri evinde N95 ve her tür maskeleri koleksiyonu yapmış durumda. Maske koruyucu olarak kullanılmakta ağız ve burun tamamen kapatılmaktadır. Böylece sıçrayan, püsküren, damlayan iri tanecikleri engellenir. N95 solunum maskeleri çok küçük tanecikleri engellediği için sağlık çalışanları tarafından kullanılan bir maskedir. Dileğimiz korona virüsün yok olması, yoksa Vendetta’nın dediği gibi uzunca süre maske takılırsa insan altındaki gerçek kişiliği unutabilir.

Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma sonucu maskenin kaçınılmaz önemi şöyle özetleniyor: “Bir insan düzenli ve kurallara uygun maskesini takarsa korona virüs kapsa dahi hastalığı ya çok hafif geçiriyor ya da hiç semptom vermeden hastalığı atlatıyor”. Dolayısıyla eğer bir toplumun sürü bağışıklığına ulaşması hedefleniyorsa, bu sonuca insanların maske takmalarıyla varılacaktır. Maske takma sayısı çoğaldıkça, hastalığı hafif geçirenlerin ve iyileşenlerin sayısı sürü bağışıklığına hızlı kavuşmaya olumlu etki yapacaktır.

Korona virüs aşı çalışmaları sürerken, çoğu uzmanlar riskli insanlara zatürre ve grip aşının da vurdurulmasını öneriyorlar. Aile sağlık merkezlerinde riskli kişilere aşı vuruluyor. Ancak burada da bir düzenin olmadığı gözden kaçmıyor, kuyruklarda kavgalar oluşuyor. Yeni tip virüs hızlı yayılıyor, çok bulaşıcı, önceki dört tip korona virüs gibi evirilecek mi, yoksa kaybolup gidecek mi? Aşı ne kadar süre etkin olacak, kaç kez vurulacak? Bunlar henüz bilinmiyor. Ayrıca korona virüsün önümüzdeki yıl karşımıza nasıl çıkacağı da bilinmiyor. Bunu anlamak için enfeksiyon geçirenlerin ve korona aşısı olanların takip edilmesi gerekiyor.

Birçok ülke aşı bulduğunu ve çok yakında vatandaşlarına sunacağını iddia etse bile, şu an için maskenin aşıdan daha önemli olduğunu iddia eden bilim adamaları var. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Direktörü Robert Redfield, "Maskenin işe yaradığına ilişkin çok net bilimsel kanıtlarımız var, hatta şunu bile söyleyebilirim, yüz maskesi Covid-19'a karşı korunmamız noktasında aşıdan daha garantili."  Bu son ifadeleri okuyup da hala maske takmamak hayattan bıkmış olmak ve ölüme davetiye çıkarmaktır.

Ortada ne algı yönetimi, ne de siyahı beyaz gösterme çabası var. Pandemi dünyayı sarmış herkesi kıskacına almış vaziyettedir. Korona virüs hakkında olduğumuz gibi görünmek için doğru veri açıklanmalıdır. Verilerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tartışmasından çok daha önemlisi; durumun ciddiyetinin anlaşılmasıdır. Asıl yapılması gereken, kişilerin birbirine virüs hediye etmemek için hem kendini, hem de sevdiklerini maske takarak korumalarıdır.

Maskeni doğru, dürüst tak,
Güven içinde keyfine bak!

Dostlukla…

Ali AKÇA

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya