Harpte ricat, geri çekilme anlamındadır. Geri çekilme bazen taktiktir. Geri çekiliyor veya kaçıyor gibi yapıp, düşmanı şaşırtma şeklinde kullanılabilir ricat..
30.10.2020 03:44
1 yorum
1.225 okunma
Ricatın getirdiği müthiş zafer: Sakarya !..
Av. Sabri Turhan

Harpte ricat, geri çekilme anlamındadır. Geri çekilme bazen taktiktir. Geri çekiliyor veya kaçıyor gibi yapıp, düşmanı şaşırtma şeklinde kullanılabilir  ricat.. 

Bazen de gerçekten büyük bir bozguna uğramamak için, düşmana da teslim olmamak için savaş meydanından kaçıldığı olur. Bu, bir felaketi önlemek için yapılır.. 

Türk tarihinde kaçıyor gibi yapıp, ricat edip, düşmanın şaşırtıldığı çok savaş vardır. Malesef sonucu hezimet olan ricatlar da.. 

Sırasıyla gidersek, Niğbolu zaferinde, Haçlı ordularının bir birliği olan Fransız ordusu ,ricat gibi yapan Türk askerinin tuzağına düşürülmüştür. Önceden uçları sivriltilmiş kazıkların olduğu bölgeye Fransız ordusu Türk  askerlerini kovaladığını sanarak getirtilmiş, düşman, kazıkların arkasındaki Türk okçu birliklerinin  hedefi olmuştur. Savaşın sonunda bütün Haçlı birlikleri  imha edilmiştir. 

Çaldıran Savaşı’nda  sürekli ricat eden Şah İsmail, uygun bir ortam bulup, savaş gücünü toplayıp vaziyet alamayınca ricat bozguna dönmüştür. 

Savaşta en önemli galibiyet  unsurlarının  başında; mevki ,uygun zemin, harp düzeni ve tabiat şartlarının uygunluğu gelir. Bunların tam isabetli  seçimi zaferi getirir. 

Futbolun bile rahat  oynanacağı bir sahanın olmasının gerekliliği gibi, savaşın da yapılacağı, galibiyet için gerekli vaziyetin alınacağı tepelerin, mevzilerin  ve istihkam alanlarını  olması gerekir. İyi savunma hattı kuramayanlara mağlup olurlar. 

Az bir kuvvetle, büyük büyük birlikleri mağlup edenler, savunma  tertibatın iyi kuranlardır. Harp  

taktiklerini iyi kuranlar ve uygulayanlar, mutlaka galip gelirler. Bunda  psikolojik etkenler de çok önemlidir. Önce zaferi kazanacağına inanmak gerekir. 1473’de Otlukbeli’nde ,savaşmadan önce Uzun Hasan, bir tepeden  Fatih’in ordusunu gizlice seyreder. Sonra yanındakilere  ;”Kahpe  Osmanoğlu !. Derya gibi ordu dizmiş” der. Bu, ilk başta üstünlüğü  kabul etmektir. Bunun arkası mağlubiyettir. 

Biz,2.Viyana Bozgunu’nunda da ricat uyguladık. Her  iki ordunun da güçleri denkti. Ama Osmanlıda Merzifonlu’nun emirlerine  uymayan Giray Murat Han ile Uzun İbrahim Paşa işi bozdu. Bir çok cephede mağlup olduk. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, bu iki cephe komutanını cezalandırdı.Kendisi de güçleri toparlamak için Belgrat’a  çekildi. Ama bu ricat  bozuğuna dönüştü. Padişah bozgunun sorumlusu olarak gördüğü  Sadrazamı idam ettirdi. 

Ricat ile ilgisi  yok ama, Sarıkamış felaketi de savaş taktiklerinin  yanında, tahmin edilemeyen hava şartlarının sonucudur. Savaşı  kazanmak için uygun hava şartları  da gözetilir demiştik. Yazlık elbiselerle  Sarıkamış Dağlarında  savaş taktikleri  hava şartları  ile örtüşmemiştir. Neticede 90.000 asker düşman kurşununa  değil, soğuk havaya teslim olmuştur.  

Ricatta gelelim  yakın tarihimize.. 

Sakarya Meydan Savaşı, ricatın getirdiği müthiş bir zaferdir. 

Yunan, Batı Anadolu’yu işgal ettiğinde; her yeri yakıp yıktığında 23 Ağustos 1921’e gelene kadar irili ufaklı olarak bölgede  bir çok savaş oldu. Tarih kitaplarında bu savaşların bir çoğundan Eskişehir- Kütahya  Savaşları diye bahsedilir. Bunlardan ikisi  İnönü Savaşları’dır. Bazıları bu ki savaşa “ İnönü  Meydan muharebeleri ”dese de, onlar, “Meydan Muharebesi” değildir. 

İnönü Savaşları keşif ve istihbarat  için yola çıkar iki alayın  tesadüfen karşılaşması sonucu çıkmış savaşlardır. Hiç bir zaman alaylar meydan muharebesi  yapmaz. Çünkü alaylarda askeri sınıfların hepsi yoktur. Umumi harp için tankçı, piyade, topçu ,istihkam  vs birliklerinin de  ayrı aynı olması gerekir. Meydan Savaşları’nı  tümenler, kolordular ve ordular yapar. Alaylar kesin netice alınacak bir savaş yapamaz. 

Eskişehir-Kütahya Savaşları’nın en büyüğü Nasuhçal  Meydan Muharebesidir. Tarihi yüzeysel olarak anlatanlar, Nasuhçal Savaşı’dan  hiç bahsetmezler. Bu savaştan hiç isim olarak bahsedilmese de Genel Genel Kurmay arşivlerinde  bununla ilgili geniş  malumat vardır.  

Bizi Sakarya Meydan Savaşı’na  götüren ana unsun Nasuhçal  Meydan Muharebesi’dir. 

Şimdi (mutemelen) Kütahya iline bağlı Nasuhçal ismindeki  köyde,köyün  arkasındaki tepelerde Yunan tümeni  Türk tümenine saldırır. Nasuhçal’ın   karşısında Yusufçal Köyü  vardır. O müthiş savaşa bu iki köy şahit olur. Hezimet ve 9000 şehit… Bu kadar  şehit, Sakarya Meydan Savaşı’nda bile verilmemiştir. 

Durumu Ankara’dan  Gazi Paşa izlemektedir. Gelen telgraflar,özel ulaklar O’nu bilgilendirmektedir. 

Gazi Paşa, durumun vahametini anladığından  bir emir vererek, bütün Garp Cephesi birliklerinin 200 kilometre doğuya ,Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesini emreder. Ordular Polatlı ve civarına çekilir ve oralarda konuşlandırılır. Önde Sakarya Nehri deli gibi  akmaktadır. Sanki savaşa o da hazırdır. 

Bu, müthiş bir taktiktir. Düşman bozguna uğrayacağımızı,  hezimet olmasın diye kaçtığımızı sanır.Batı  bölgesindeki bütün cepheler terk edilmiştir.Bu arada Sakarya’nın  doğu kısmında Türk askeri tahkimat yapar. Düşman Nehri geçerken, birer birer   avlanacaktır. Yunan ise paniğe kapıldığı için her taşın ve her tepenin ardında Türk askeri  aramaya  çıkmıştır. Yunan orduları 9 gün boyunca yaya olarak yürür Türk askerini bulmak için..Sakarya Nehri’nin başına geldiklerinde  büyük bir sürprizle  ve Türk askerinin ateşi  ile karşılaşılar. 

Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmek  büyük bir taktiktir demiştik. Bu aynı zamanda savaşın bizim istediğimiz  yerde olmasını  istemektir. Savaşılacak mevkiyi  iyi seçmektir. Düşman gelene kadar  istihkam çukurlarını  ve mevzilerin  iyi ayarlamaktır. Ve 22 gün 22 gece süren savaşın sonunda mutlu son gelir. Taktik iyi uygulanmıştır. Harbin kuraları ve taktikleri iyi işlemiştir. Bu savaşta 5173 şehidimiz  vardır.8000 de kayıp vardır.(Bazı tarihçiler  “8000  kayıp vardır ”demelerine  rağmen orada kaybolan 8000 kişinin mezarı yoktur. 5173 şehit mezarı + 8000 de kayıp mezarı toplam : 13173 mezar yapar. Orada bu kadar mezar yok. Bence o 8000 kişi harp kaçaklarıdır). Zaten Sakarya  Meydan Savaşı’na “Subay Savaşı” da denir. Neden ? Çünkü savaşacak asker kalmamış, subaylar bizzat  cephede burun buruna savaşmıştır. Bu sebeple Sakarya Meydan Savaşı’nda çok subayımız  şehit olmuştur. Subay Savaşı denmesinin sebebi de budur. 

Ricat sonucu kaçtı sanılan Türk  ordusu şahlanır. 

Sakarya Meydan Savaşı  ile 300 yıldır büyük bir zafer kazamayan ordularımız, destan yazmıştır.Ondan bir yıl sonra ise Başkumandanlık Meydan Savaşı ile   tam istiklal  elde edilmiştir. Bu vatan kolay elde 

edilmedi bilelim..  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Emeğine sağlık
Sabriciğim sayende bilgi dağarcığımız yükselmeye devam ediyor.Ellerine kalemine emeklerine sağlık.Sonsuz sevgilerimle.
Yorum Ekleyen: Çetin     31.10.2020 08:14:06
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya