Geçenlerde İstanbul Barosunda genç avukatların cübbe giyme ve yemin töreni vardı. Oğlum İbrahim de cübbe giyen ve avukatlar ordusuna katılan genç bir avukattı. Oğlumun cübbesini daha önce avukat olan kızım Zeynep ile birlikte giydirdik.Seyirciler arasında diğer kızım, eşim ve torunlarım da vardı. Gururla seyrettik merasimi..
01.10.2018 16.37
288 okunma
“.mahkeme duvarına çarpıp dönen sözler..”
Av. Sabri Turhan

Geçenlerde İstanbul Barosunda genç avukatların cübbe giyme ve yemin töreni vardı. Oğlum İbrahim de cübbe giyen ve avukatlar ordusuna katılan genç bir avukattı. Oğlumun cübbesini daha önce  avukat olan kızım Zeynep ile birlikte giydirdik.Seyirciler  arasında diğer kızım, eşim ve torunlarım da vardı.  Gururla seyrettik merasimi..

 

Ruhsat alma ve  cübbe giyme merasiminde güzel konuşmalar oldu.Baro Başkanı Durakoğlu,avukatın hakkı arayan insan olduğunu,savunmanın asli unsuru olduğunu,adaletin üç ayağından biri olduğunu söyledi. Başkan bazen adliye dışı etmenlerin adalete damga vurması halinde savunma makamının bir şey yapamadığını,olay şeklen  yargılama gibi görünse de  kararların önceden verildiğini,sözlerin o vakit faydasız olduğunu söyledi.Durakoğlu, sözlerinin burasında;” işte o zaman söylediğiniz sözler ve haykırdığınız gerçekler, mahkeme duvarına çarpıp geri döner” dedi.Bu söz,adil yargılanmamanın  ve hukukun üstünlüğünü  gözetmeden karar vermenin vahametini anlatmak için söylenmişti.

 

Başkan ile siyasi görüşlerimiz  uyuşmaz.Baro seçimlerinde bizim Hukukun Üstünlüğü Platformu olarak adayımız ayrıdır.Ama doğru söz söylendiğinde;sözü yabana atacak değiliz.Aslında onların kastettiği “duvara çarpıp geri dönen gerçekler, “bizim için daha başka  olabilir.Yani O’nun kastettiği siyasi olay ile bizimki farklı  olabilir.Hak yerini bulmadığında ve mahkemede anlattıklarımız adalet adına yerine gelmediğinde, söylenecek söz aynıdır.”Her şeyi söyledik ama, sözlerimiz duvara çarptı geri  döndü” deriz. Ama siyasi görüşlerimiz farklı farklı  olsa da makes bulmayan  sözler için tanım aynıdır.

 

Hukuk tarihimizde gerçeklerin ve adalet için söylenmiş sözlerin  mahkeme duvarına çarpıp döndüğü çok olmuştur.Yani savunmaların tam olarak yapılamadığı,yapılsa bile,önceden verilmiş kararların sureta yapılan mahkemelerde verilmiş gibi gösterildiği durumlarla   hep karşılaşmışızdır.

 

İskilipli Atıf Hoca’nın yargılanması  tam bir trajedidir.Kanun çıkmadan önce yazdığı bir kitapta Batı  tarzı yaşayışı tenkit etiği için, kanun çıktıktan sonra yargılanmıştır.Yani kanun geri işletilmiş,” kanun makable şamil değildir” kuralı ihlal edilmiştir.İlk yanlış bu.Sonra  bir şeyi fikren tenkit etmek, fikir suçu sayılıyordu.Şimdi o da yok.Bir şeyi beğenip beğenmemek, herkesin hakkı.İlle her yapılanı beğenecek değiliz.Neden beğenmiyorsun diye, insana ceza vermek (eylem yoksa) yanlıştır..Yargılama  sırasında İskilipli Atıf Hoca’nın söyledikleri hep, mahkeme duvarlarına çarpıp çarpıp  geri gelmiştir.Söz söylemenin faydası yoktur artık .Çünkü karar önceden verilmiştir.Böyle bir aykırı düşünceye tahammül yoktur.

 

Menemen olayında yargılanan Erbilli Esat Efendi’nin hali ve söyledikleri de askeri mahkemeyi hiç ilgilendirmemiştir.Yakalananlar, kendilerini  derviş olarak  mı tanıttı,Esat Efendi’nin dergahına mı girip çıktılar? Öyle ise o dergahın postşinisti de suçludur.O dergaha  gelip gidenlere, zeytin, yağ ve ip satanlar da suçludur  denmiştir.Oysa, yıllar sonra bir zat; “.bu işi Erbilli Hoca değil, bizim kabaklar yaptı “demiş, gerçeği itiraf etmiştir.”Bizim kabaklar”,sağda solda içki içip sızıp kalan sarhoşlardı. Menemen Olayı,hain ellerin tahriki ile işenmiş bir düzmece eylem  yani.Masum insanlara ve Teğmen Kubilay’a yazık olmuştur.Esat Efendi’nin sözleri, mahkeme duvarlarından  yankılanarak  geri dönmüş, suçsuzluğunu ispat edememiştir.

 

Zaten mahkeme bir askeri mahkemedir.Mahkemenin Başkanı, General Mustafa Muğlalı’dır. Mustafa Muğlalı, bu görevinden sonra  Van civarında bir askeri birlikte görevli iken mahkemede berat eden 32 kişinin kurşuna dizilmesi olayının da  zanlısıdır.

 

O tarafta bir mahkemede hırsızlık olayına adı karışıp yargılanan 33 kişi berat eder.General Muğlalı bu 33 kişinin berat etmesini hazmedemez.Sivil mahkemenin verdiği  bu kararın üzerine bir asker niçin bu kadar eğilir?Bilinmez..Muğlalı’ya göre, 33 kişi öldürülmeli idi.Ama mahkeme öyle düşünmemiş, onlar berat etmiş ve serbest bırakılmıştır.Muğlalı, bu 33 kişiyi bulur.Bir dereye onları doldurur. Askere verilen emir üzerine üzerlerine kurşun yağdırılır.33 kişi kan revan  içinde derenin yarları arasına bırakılır.Olaya çatışma  süsü verilir.Kurşunlananların  içinden birisi,ölü taklidi yaparak ölüler arasında sinsice saklanır.Askerler gittikten sonra O da ayağa kalkar.İşte o  ölmüş gibi yapan kişi durumu ihbar  eder.Birliğin başındaki Mustafa Muğlalı ve diğerleri mahkeme önüne çıkarılırlar ve yargılanırlar.  Ve  mahkum olurlar.Dava askeri Yargıtay ’da görülüp bozulduğu sırada General Muğlalı da hapiste kahrından ölür.Menemen olayı mahkemesi  başkanı  böyle bir adamdır.

 

Gerçeklerin mahkeme duvarına  çarpıp çarpıp döndüğü bir mahkeme de Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı Yassı Ada mahkemesidir.Menderes ve arkadaşları,iktidar hırsına kapılmış bir grubun,kaprislerine kurban gitmiştir.Ankara’dan gelen talimatlarla hareket eden mahkeme, hiçbir yasa maddesini gözetmeden  ve gerçekler avaz avaz bağırılmasına rağmen ,bunlara itibar etmeden mahkumiyet kararları vermiştir.Mahkeme Başkanı Egesel,bizzat mahkemede  tutanaklara geçecek şekilde ve herkesin duyacağı şekilde;”sizi buraya tıkan irade sizin böyle yargılanmanızı istiyor “diye gerçeği itiraf etmiştir.Evet,”sizi buraya tıkan irade..” Ankara  böyle demiş.Ankara böyle istemiş..İhtilali   yapanlar böyle istemiş..Siz ağzınızla kuş tutsanız bir şey yapamazsınız.Anlattıklarınız  haklılığınızı %100 ifade etse bile,hakimler  sizin gibi düşünmüyorsa,söyledikleriniz  Ankara’dan gelen emirlere muhalif ise siz, mahkum olmaya mahkumsunuzdur.Çünkü;“.sizi buraya tıkan irade böyle istiyor”dur.

 

Menderes’i idama götüren iddiaların  birinde Ispartalı öğrenci Turan Emeksiz’in İstanbul’daki gösterilerde  seken bir kurşun ile ölmesi olayı da vardır.Seken kurşunla..l2 Eylül öncesinde Demirel ve Ecevit döneminde bu ülkede 5000 genç öldürüldü.Taammüden hem de .Onlar, değil idamla yargılanmak; haklarında soruşturma bile açılmadı.Ve daha sonra girdikleri seçimleri kazanarak, mükafatlandırılırcasına  başbakan bile oldular. Şu adalete bakın..

 

Değerli okurlarım,bunlar adalete siyasetin   karışması halinde olanlardır.Adalete sadece siyaset mi karışıyor?Bazen menfaat grupları da karışıyor.Bazen  mahkemenin kararı bazılarının   kör talihini  de okşuyor.Öyle kararlar da vardır.

 

Malumlarıdır ki,çek ve bonolarda bir keşide yeri olayı vardır.Senedin veya çekin nerede keşide edildiğinin yazılması gerekir.Bu, daha ziyade çekin üst tarafına, senette de borçlunun adının yanına yazılır.Bir çek olayında  bundan 30 sene kadar önce,bir karmaşa yaşandı.Adam, çekin üst tarafına;çek İstanbul’da keşide edildiği için oraya “İstanbul” yazmış.Çekin birinde de  İstanbul anlamına gelen”İst.” yazılmış.Kararın birisinde; “İst.”, İstanbul’un kısaltılmasıdır.Çek yasal unsurları ihtiva etmektedir”diyor Bu olaydan  başka bir çekte de; “İst.” yazılıyor diye kararı üst mahkemeye götürmüşler.Üst mahkeme diğer mahkemenin tam tersine “Türkiye’de (İst.)diye bir şehir yoktur.Dolaysiyle çekte keşide yeri yok sayılır.Keşide edilen çek,çek vasfında değildir “diye karar  vermiştir.Bu,masal değildir.Bunları biz yaşadık.

 

Sözlerimizin mahkeme duvarlarına çarpıp geri dönmediği , gerçek adaletin ve hakkın gözetildiği bir dünya istiyoruz.Selamlar.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya