1946 yılından beri seçimlerde şaibe iddiasının olmadığı hemen hem hiçbir seçim yoktur. Her seçimde
10.05.2019 12.00
1.294 okunma
Tarih tersine tekerrür etti
Av. Sabri Turhan

1946 yılından beri seçimlerde şaibe iddiasının olmadığı hemen hem hiçbir seçim yoktur. Her seçimde bir hile, şaibe ve geçersizlik iddiası yapılmıştır. l946 seçimlerinde  gizli oy, açık sayım yapılacakken gizli oy, gizli sayım yapılmış  buna rağmen  açıklanan sonuçlar geçerli sayılmıştır.

Zaten o tarihten sonra ise  bir kaç defa demokrasi inkıtaya  uğramış, seçenlerin iradesi hiçe sayılmış, seçilmişler ise darbecilerin iradesiyle devre dışı bırakılmıştır. Bunlar yazının konusu değildir.

1963 yılında İstanbul Belediye  Başkanlığı seçimini Adalet Partisi’nden Nuri Erogan kazandı. Seçime CHP itiraz etti. Yapılan inceleme sonunda CHP’nin itirazı kabul edildi. Belediye Başkanlığına Haşim İşcan seçilmiş oldu. Haşim İşcan başarılı  bir belediye  başkanı idi. O zaman kimsenin düşünmediği, şimdi “Haşim İşcan Geçidi” olarak anılan yeraltı açık tünelini yaptı. Gerçekten şu an geçidin  trafiği rahatlatan bir konumu vardır. Ve orası özellikle  esnafın  (bisiklet satıcılarının ) faal olduğu bir yerdir.

Haşim İşcan demişken, bir paragraf daha eklemeliyim yazıya. Biz o tarihte ortaokul talebesi idik. İsmet İnönü Başbakan’dı. İsmet Paşa’ya ABD Başkanı Jonson bir mektup yazarak Türkiye’yi tehdit etti. Mektubun konusu Kıbrıs meselesi idi. Günlerce Türkiye  kamuoyu çalkalandı. İşte o günlerde Haşim Başkan her nasılsa, Bandırma’ya gitti. Başkan’a Bandırma halkı büyük ilgi gösterdi. Onun olduğu meydana yüzlerce insan birikti. Kalabalıklar arasından bir adam, ”Yaşasın Jonson ”diye bağırdı. Haşim İşcan’ı Jonson’a mı benzetmişti, yoksa ABD’yi bu şekilde mi protesto ediyordu anlaşılamadı.

Ama bildiğim bir şey var, Haşim İşcan’ın adı bir alt geçit ile anılmamalı idi. O’na İstanbul’da kendine yakışır bir bulvarın veya bir meydanın adı verilebilirdi.

Konumuz seçimlere itiraz ya.. Ondan sonra çok seçim oldu. Her defasında söylenen; bir kişinin iki kere oy kullanması, usulsüzlük, seçimlerde hile yapılması.. Parmaklarımıza az mı mürekkep batırılmadı?

Seçimlerin ana gayesi, seçimlerin sonucuna razı etmek insanları. Çok oy alanın biz istemesek de o makama getirilmesi, çoğunluğun iradesine  tabi olmak yani. Buna demokrasinin  yerleşmesi diyoruz.

Ama işe hile karışıyor gerçekten. Bizden olmayanlar oraya gelmesin deniyor. Bizden olanlar gelsin  diye hile yapıldığı da doğrudur. Hatta bunun için yargıya baskı yapıldığı  siyasi gücün kullanıldığı da doğrudur.

Ahmet Necdet Sezer’in süresi  bitince, yeni bir Cumhurbaşkanı seçilecekti. Abdullah Gül aday olarak gösterildi. Hiç bir kitapta yazmayan bir kural uydurulup; ”seçim esnasında oylamada 367 milletvekili bulunmalıdır” dendi. Bu iddia ile konu Anaya Mahkemesi’ne götürüldü. Anayasa  Mahkemesi; ”Evet, Cumhurbaşkanı  seçiminde 367 milletvekili  bulunmalıdır”  diyerek oylamayı iptal etti. Oysa daha önce Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer  seçilirken  367 kuralı diye bir şey yoktu. Onlar bu kadar bir sayıyı bile bulamadan Cumhurbaşkanı seçildiler. Bu husus Türk adaleti  için büyük bir kara lekedir. Kitapta  yazmayan bir kurala göre karar vermek, adaletin prensibi değildir. İtirazın özü bu adam bizden değil psikozudur.

Seçimde alınan sonuca herkesin saygı  göstermesi, demokrasinin  genel prensibidir. Burada senin  adam benim adam diye bir şey yoktur. Ve saygı gösterilecek bir husus da seçimleri kaybedenin rakibe karşı saygı duymasıdır. Süleyman Demirel’in bir seçimi kaybettiğinde; “halkımız  bize muhalefet görevi verdi” dediğini unutmam.

Son İstanbul seçimlerine gelince..

İlçeler bazında 25 kadar belediye  başkanlığı kazanan AKP, Büyükşehir Belediye Başkanlığı  seçimlerini 13 bin kadar oy farkı ile kaybetti. Seçimlere hem AKP, hem de MHP itiraz etti. Ama itiraz, tüm ilçelerin belediye Başkan ve belediye meclis üyelerinin  seçimine, Büyükşehir Belediye Meclis Üyelerinin  seçimine itiraz değildi. Hatta İstanbul’daki tüm muhtarların  seçimine itiraz  söz konusu  bile değildi. Bu arada sadece iki ilçe Belediye Başkanının  seçimine de itiraz  vardı.

YSK sadece İstanbul Belediye Başkanlığı  seçimini iptal etti. Şimdi 23 Haziran’da yeniden seçim olacak. Burada en çok tartışılan konu şudur: Sandık kurulları yanlış  kurulmuş. Sandık kurulunun  önüne gelen zarflarda 4 adet pusula var. YSK, bu pusulalardan bir tanesini  inceliyor ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini  iptal ediyor da diğer üçünü niye iptal etmiyor? Sandık kurulu yanlış kurulmuş ise diğer pusulalar da incelenmeli,

İlçe  Belediye  başkanlıklarının seçimi de ilçe ve Büyükşehir  belediye meclis  üyelerinin  seçimi de, hatta muhtarların seçimi de iptal edilmeli değil midir?

Soru çok güzel bir soru.. Mantığa da uygun ama benim cevabım; olaya hukuk açısından bakıldığında bu mantıklı soruya menfi bir cevaptır.

Hukukta bir kural vardır :Hakim, taleple bağlıdır, diye.. Hâkim önüne gelen konuyu ne talep edilmişse ona göre karar altına alır. Dilekçede sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri iptal edilsin deniyorsa, kamuoyunun  veya karşı seçmenin  beklentilerine bakmaz hâkim. Yani kurulun topladığı ve saydığı pusulalardaki diğer seçimler de iptal edilsin diye bir talep yoksa onlara bakılmaz. Burada yanılgı şudur: Aynı Seçim Kurulunun  baktığı diğer pusulalar  niçin iptal edilmiyor, sorusu burada havada kalır. Onların iptali  için  bir talep yok ki, hakim ona da karar versin.. Eğer talepte olmayan bir konuda da karar verilirse, hukukta  buna; “fazlaya hüküm yasağı ”denir. Hakim talepten fazlasına hüküm veremez.10.000 tl isteyen davacıya ben bana 20.000 veriyor diyemediği gibi..

Onun için Büyükşehir Belediyi Başkanlığı  seçimi iptal ediliyor da, aynı zarftan çıkan diğerleri  niçin iptal edilmiyor  demenin pek hukuki yanı yoktur.

YSK’ya baskı yapılmış mıdır, bunu tartışmam? Ama iktidarların beğenmedikleri bir seçimi değiştirmek istedikleri, beğenmedikleri bir kararı bir üst mahkemede bozdurmak için çaba harcadıkları  eskiden beri söylenir. Hükümete yakın çevreler  bunu yaptı mı, onu da tartışmam.

Ancak şunu söyleyebilirim: Yeniden seçim zor ve masraflı bir iştir. Yeni seçimde kimin kazanacağı da belli değil üstelik.

Cumhurbaşkanlığı  seçiminde Muharrem İnce seçimi kaybettiğini anladığında bir gazeteci kendine sordu: Seçimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Muharrem İnce elini yana açarak:” Adam kazandı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde de keşke; “Adam kazandı “denebilse  idi.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya