Ashab-ı Kehf mağara arkadaşları veya mağarada uyuyanlar olarak bilinen bir grup mümin genç hakkında kullanılan bir tabirdir.
24.01.2021 04:00
756 okunma
ASHABU'I-KEHF ve ONDAKİ SIRLAR
Edip Ahmet Ceylan

Ashab-ı Kehf mağara arkadaşları veya mağarada uyuyanlar olarak bilinen bir grup mümin genç hakkında kullanılan bir tabirdir.

           Ashabı-ı Kehf kelime anlamı mağara insanı ya da kitabe halkı olarak kabul edilmektedir.

                   Ashab-ı Kehf mağara arkadaşları anlamını taşımakta olan bir kıssadan bahseder. Mağara arkadaşları bir grup mümin gençtir. Bu kişiler Allah (c.c) tarafından korunmuşturlar.

           Arapçada “Eshab” sahip, dost anlamına gelmektedir. “Kehf” ise dağlarda oyulmuş ev ve yerler için kullanılıyor.

           Ashâb-ı Kehf kıssasının özünü teşkil eden ve ölümden sonra dirilişin bir misali olan uzun süre mağarada uyuyup yeniden uyanma hadisesi, İslâm'ın dışındaki diğer bazı dinlerde de ve çeşitli efsanelerde yer almıştır.

              Ashab-ı Kehf Roma askeri Valisi tarafından inançlarından dolayı öldürülmek istenen bir grup mümin gence, Ashab-ı Kehf adı verilmiştir.

           Mağara insanı, kitabe halkı gibi anlamlar taşımaktadır. Bu gençler öldükten sonra dirilme inancını simgeleyen gençler olarak bilinmektedir.

           Ashab-ı Kehf veya mağara… İnsan eli değmemiş tabii ve esrarengiz yapılar… Yüce Allah’ın sanat ve haşmetinin kolaylıkla hissedilebildiği, şehir gürültüsü ve saray debdebelerinden uzak sükûnet mekânları… Birçok enbiya, evliya ve mütefekkirin uzletgahı, ibadethanesi, eğitim yeri olarak bilinir. Kıymetini bilenleri ve kendilerine sığınanları ana şefkatiyle kucaklayan, doğasına ve özüne dönüşün adresi mağaralardır.

      Olay Medine’deki Yahudi âlimlerinden Ashâb-ı Kehf hakkında bilgi alan Mekkeliler, olayı hayret verici buldular ve Hz. Muhammed Peygamber’imizi (s.a.v) imtihan etmek için olay hakkında ona sorular sordular. Kıssa bu sorulara cevap olarak nâzil oldu. Allah tarafından Hz. Peygamberimize yöneltilen 9. âyetteki soruya bakıldığında O’nun da olayı şaşırtıcı bulduğu anlaşılmaktadır. Ancak O’nun bu durumu olayın niteliğinden yani ilginç oluşundan kaynaklanıyordu.

           Kur'an-ı Kerim'in 18'inci suresinde anlatılan bu olay, bu Sure’ye de adını vermiştir. Bu olay, Allah(c.c) inancına göre sırt çevirip putperestliğe hesaplanan kavimlerini terk ederek şehirden ayrılan ve bir mağaraya sığınan halleriyle insanlara ahiret inancı ve ölümden sonra dirilme hususunda bir ibret olan genç müminlerin hikâyesidir.

           Allah'ın emir ve yasaklarından yana olduklarını belirttiklerinden dolayı, Roma askeri velisi tarafından takibata uğratılmış ve inançlarından dolayı cezalandırılmak istemişlerdir. Böyle bir cezaya çarptırılmak istenmeyen bu müminler şehirlerini gizlice terk ederek şehrin yakınlarında bulunan bir mağaraya sığınıp saklanmışlardır.          Kur'an-ı Kerim’de mağaranın yeri bildirilmemektedir. Ancak konumunun kuzey-güney istikametinde olduğu belirtilmektedir. Tarih ve tefsir kitaplarında yaygın olan rivayete göre bu olay, Anadolu'nun Roma hâkimiyeti altında bulunduğu miladi III. Asrın II. yarısında Tarsus civarında meydana geldiği rivayet edilir.

                   İbn-i Abbas, (r.a) buranın Kudüs yakınlarında bir yer olduğunu söylerken, İbn-i İshak ise; mağaranın NİNOVA yakınlarında bulunduğunu ifade eder. Bazıları Anadolu’da olduğunu, diğer bazıları da Efes’te olduğunu söylemişlerdir. Olayın vuku bulduğu yeri en iyi bilen Allah’tır. Eğer bu konuda dinimiz için bir maslahat söz konusu olsaydı, Allah ve Resulü onu bize bildirdi. Nitekim, Allah Resulü (a s): “Sizi Cennete yaklaştırıp Cehennemden uzaklaştıran her şeyi size öğrettim” diye buyurmuştur.

           Ashâb-ı Kehf’in Hz. Îsâ’dan önce mi yoksa sonra mı yaşadığı, dolayısıyla hangi dine mensup olduğu konusunda da bir açıklık yoktur.

           Tarih ve tefsir kitaplarında yaygın olan rivayete bölge valisi olan DECİUS bu gençleri çağırarak inançlarından vazgeçmelerini istemiş, aksi takdirde onları öldüreceğini söylemişti. Bu mümin gençler inançlarının doğru, insanın kendi yaptığı cansız bir puta saygı gösterilmesinin ise yanlış ve batıl bir inanç olduğunu söyleyerek, dinlerinden dönmeyeceklerini söyleyip şehirden uzaklaşmışlardı.

           Mümin gençler şehir dışında peşlerinde takılan bir köpekle birlikte, civardaki bir dağın eteğinde bulunan mağaraya saklandılar. kur'an-ı Kerim ifadesiyle “ onlar mağarada 9 fazlası ile 300 yıl kaldılar.” (1)

            Burada 309 yıl müddetle uykuya dalan bu gençler, Allah'ın Lütfü mucizesiyle bu müddet içinde vücutları çürümesin diye sağa sola çevrilmek suretiyle yaşatılmışlardır. Bu müddetin sonunda bir ikindi vaktinde uyandırıldılar. Uyandıklarında kendilerini sanki bir gün önce uyumuş gibi hissettiler. Onların şehirden çıkıp gitmelerinden sonra olay unutulmuş ve üzerinden birçok hadiseler gelip geçmişti. Uyandıklarında kendilerini aç hisseden bu gençler aralarından bir arkadaşlarını yiyecek ve içecek alması için ellerindeki para ile şehre gönderdiler.      YEMLİHA adındaki bu genç, şehre yaklaştıkça şaşırır. Yollar ve şehrin etrafı bir hayli değişmiş olarak görür. O dönemlerde Hıristiyanlara büyük eziyetler çektiren “DECİUS DAKYANOS” devri üzerinden çok devirler geçmiştir. Şehre gelen YEMLİHA ekmek almak isterken elindeki parayı gören fırıncı bu gencin elbiselerinden şüphelenir ve elindeki paraya bakıp define bulduğunu zannederek onu ilgililere şikâyet eder. 300 küsür yıl öncesinin parasıyla gayet tabii bir şekilde alışveriş yapmak isteyen bu adamın hali tuhaf görülünce hükümdarın huzuruna götürülür. O dönemde büyük bir “THEODAİUS” hüküm sürmektedir.

           YEMLİHA kendi bildiklerine göre bir gün önce başlarına gelen olay ve hadiselere anlatır. Fakat o dönemde putperestliğin yerini Hıristiyanlık almış, öldükten sonra dirilmeye iman eden bir toplum ortaya çıkmıştır. “YEMLİHA’nın anlattıkları kendilerine enteresan gelen şehir halkı, hükümdarları ile birlikte mağaranın bulunduğu yere doğru diğer gençlerin yanına giderler. Oraya vardıklarında “YEMLİHA” ve arkadaşları yanlarındaki köpekle birlikte birden ortadan kaybolurlar.

           Mağaranın Kapısının önünde bir mabet yaptıran hükümdar bu mağarayı kutsal bir yer olarak ilan eder. Bu olay üzerine ahiret inancı gittikçe kuvvet kazanır.       Birçok insan kıyameti öldükten sonra dirilmeye iman etmeye başlamışlardır.    Bunların kesin olarak kaç kişi oldukları hususu ihtilaftır. Kaynaklardan bunları isimlerinin şöyle yazıldığını görülmektedir.

           1)YEMLİHA

           2)MEKSELİNA

           3)MESİNA

           4)MERNUŞ

           5) DEBERNUŞ

           6) SEZANUŞ

           7)KAFETATAYYUŞ VE KÖPEKLERİ KITMİR'DİR.

Bu sebeple Kıt mir ismi koruyucu anlamında kullanılmaktadır.

           Olayın Mersin ilinin Tarsus ilçesinde (*)  meydana geldiği biliniyorsa da; Elbistan'da Maraş’ta hatta Doğu Türkistan’ın urumçi bölgesinde meydana geldiğine dair rivayetler vardır.        Hıristiyanlar ise bu olayın “AYASULUK” Kilisesi’nde vuku bulduğuna inanırlar. Bu olayı nerede meydana geldiği önemli değildir. Önemli olan Kur'an-ı Kerim'i kıssasının ahiret inancını kuvvetlendirilmesi ve insanları buna davet etmesidir. (2)

           Ashâb-ı Kehf kıssasıyla müminlere verilmek istenen mesaj, ana hatlarıyla, iman-küfür mücadelesinin öteden beri hep var olduğu, inananların her devirde zulme uğramalarına rağmen bâtılın hakka asla galebe çalamadığı, samimiyetle iman edip inançlarının gereğini yaşayanları Allah’ın mutlaka başarıya ulaştırdığı ve nihayet her şeyi yoktan var eden Allah’ın insanları yeniden diriltmeye muktedir bulunduğudur. (ayrıca bk. kehf sûresi)

              Buradaki Uykunun üç asırlık olması, insanlığın kurtuluş mücadelesinin çetin ve uzun bir zaman dilimini kapsayacağına işarettir.

           Mağaranın değişik noktalarından içeri düşen ışık huzmesi, karanlığı aydınlatan ve insanlığın en zor anında bile bir umudunun olacağı şeklinde yorumlanmaktadır.

           Kur'an-ı Kerim’de ve diğer İslam literatüründe anlatılan Ashâb-ı Kehf kıssasının verdiği mesajlar oldukça önemlidir.

              Ashâb-ı Kehfin de Kur’an’ın tebliğ ettiği aynı Tevhid’e inandıkları ve onların durumunun da aynı işkence çeken Mekkeli müminlere benzediği mesajını vermektedir.

           Bu kıssa bize Peygamberlerin ve ilâhî kitapların söylediği gibi Allah’ın geçmiş-gelecek bütün insanları tekrar diriltmeye kadir olduğunu göstermektedir.

           Yine bu kıssa bize, cahil insanların Allah tarafından doğru yolu göstermek amacıyla gönderilen ayetleri (mucizeleri) esas amacından saptırdıklarını göstermektedir.

           Sonuç olarak Ashâb-ı Kehf kıssası: genellikle dini bir hikâye olarak anlatılır. Ama aynı zamanda baskıya, zulme boyun eğmemenin özgürleşmenin de örnek bir hikâyesidir. Çünkü var olanı kabul etmeme, eskiye karşı yeniyi savunan ve zulümden kaçan yedi kişide cisimleşen insanların kurtuluş mücadelesinin hikâyesini içermektedir.

Kaynaklar:

           (1) El-Kehf Süresi 18. ve 25. Ayetler. Bu sure Mekke de nazil olmuştur. Tamamı 110 ayettir.

(2) İslam Ansiklopedisi I.Cilt Sayfa: 221 222

(3)  TDV İslam Ansiklopedisi Eshab-ı Kehf bahsi.

           *Eshab-ı Kehf, doğal bir çöküntünün mağara şeklini alması sonucu oluşmuş. Eshab-ı Kehf, Tarsus’un kuzeybatısında 12 kilometre uzaklıkta Encülüs Dağı eteklerinde bulunan Dedeler köyünde bulunuyor. Halk arasında ziyaret dağı olarak bilinen dağ, konik biçimi ve topoğrafik görünümü itibariyle doğal bir özellik arz eder.          Mağara dairesel kuyu şeklindedir ve 15 basamakla iniliyor. Mağaranın yaklaşık olarak 300 metrekare alanı vardır. 10 Metre yüksekliğindedir. Mağaranın içinde üç adet tünel bulunmaktadır.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya