Eğri oturup doğru konuşalım. Herkesin bildiği şeylerdir ama sırası gelince tekrarında yarar vardır.
07.12.2021 11:25
2 yorum
227 okunma
"Burası Türkiye!"
Mustafa Yıldız

            Eğri oturup doğru konuşalım. Herkesin bildiği şeylerdir ama sırası gelince tekrarında yarar vardır.

            Güzel ülkemize düşman olanlar, onu elimizden almak ve bizi ondan çıkarmak için asırlardır uğraşıyorlar. Hatta bu düşmanlık projesinin adı “Şark Meselesi”dir. Projelerinin gereği olarak bu ülke için, dedeleri kan ve ter dökmüş olan farklı etnik grupları birbirine düşman etme faaliyetleri yaparlar. Sadece etnik meseleyle de kalmazlar, din ve mezhep farklılığı, coğrafi bölge farklılığı gibi olguları da bu düşmanlığın birer aparatı olarak kullanmaktan geri durmazlar.

            Sözgelimi “Kürdistan” kelimesi Türkiye’ye karşı kullandıkları önemli bir kozdur.

            Geçenlerde bir siyasi parti liderine “Burası Kürdistan” diyen art niyetli bir vatandaşın ifadeleri, siyaset arenasını hayli dalgalandırmıştı. Aslında bu kelime, bir kültür olgusu olarak kullanılmış olsa bunda pek beis görülmez. Ama Türkiye düşmanlarının, zihinlerini ve ruhlarını ifsat ettiği bazı kişilerin elinde, Türkiye’nin sinir damarına basarcasına kullanılan bu kavram karşısında sessiz kalmak düşünülemez.

            Tarihsel bir olgu olarak Selçuklu, Osmanlı coğrafyası bölge bölge isimler almıştır. Sözgelimi Rumeli, Balkanlar, Kürdistan, Hicaz, Irak-ı Acem… Gibi hatırlayabileceğiniz pek çok bölge ismi vardı. Hatta bu coğrafyalarda daha önce hükümran olan Roma. Bizans, Pers imparatorluklarının isimleri de hatıra gelebilir. Bunları,  tarihsel ve kültürel bir olgu olarak algılamak ve birer kültür ve medeniyetler hamulesi olarak bilmekle, bir ülkenin bölünmesi için araç olarak kullanmak çok farklıdır.

            Efendim, Kanunî Sultan Süleyman (dolayısıyla Osmanlı da) “Kürdistan” demiştir. Neden? Kürtlerin yoğunlukla yaşadıkları bir bölge olduğu için. Şimdi Kürtlerin çoğu, Türkiye’nin en büyük şehirlerinde ve hatta her yerinde yaşamaktalar. Nereye Kürdistan diyeceksin? Nüfus olarak da Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Kürt nüfusundan daha çokturlar. Kaldı ki biz, kaynaşmış bir milletiz.

         EĞER

            Eğer tarihte kalan isimler, ülkeleri geri almak için bir hak olsaydı, insanlığın,  kan deryası olan mücadeleleri sonucunda dünyanın bugünkü aldığı siyasi coğrafya istikrarı, olmazdı. Nitekim herkes geçmişe takılarak eski coğrafyalarını almaya kalksa, Anadolu’ya Romalıların, Bizanslıların, Perslerin hatta eski kavimlerin gelip ülkemizi paramparça etmeleri, onlar için bir hak olurdu.

            Sözü uzatmayıp daha başka bir örnek verelim. Tapusunu aldığımız, üzerinde ev kurduğumuz bir arsanın eski sahibinin çocukları gelip “Bu bizim dedemizin toprağıydı, bunu senden geri istiyoruz” deseler,  bu isteğin bir geçerliliği var mıdır?  Öyle olsa kurulan bütün şehirlerin durumu ne olurdu?

            Hukukta bile “müruruzzaman/zaman aşımı” diye bir kavram, eski defterleri karıştırmamak için icat edilmiştir.

            İnsanlar, böyle bir kaosun çıkmaması için “tapu” diye bir tescil belgesi çıkarmışlar. Bu günkü şartlarda her ülkenin tapusu, mezarlarıdır. Asırlarca bir şüheda kabristanı haline gelmiş ülkemizin tapu tescil belgeleri,  mezarlarımız ve medeniyet eserlerimizdir. Bunlar Allah’ın bize nasip ettiği müktesebatımızdır.

            Bunun siyasi, ideolojik ve emperyal bir amaçla yıkılmasına hiçbir devlet ve millet müsaade etmez. Bu, hayatı idame ettirme ve savunma kanunlarının bir gereğidir.

            Biri Kürdistan isterse, öteki de Lazistan ister. Her bir halk buna benzer bir talepte bulunacak olsa dirlik, düzen ve huzur kalır mı? Ülke bir savaş cehennemine döner. Kimse bundan karlı çıkmaz.        Hiçbir savaş kazanılmış değildir. Biri çok kayıp vermiştir, diğeri az kayıp vermiştir. En iyisi barış içinde yaşamak değil midir?

            Haksız ve gerekçesiz saldırıların karşılık bulması da kaçınılmazdır. Savaşlar, bir tarafın saldırısı ile başlar. Saldırganlar hem zalimdirler, hem savaşın sebebidirler. Sebep oldukları cinayet ve katliamların hesabını bu dünyada olduğundan daha çok cehennemde azapla vereceklerdir. Hatta veremeyeceklerdir.

            Sözün özü, “Burası Türkiye!”  tapulu vatanımız. İsteyen, bu çatı altında medenî ve insanî şartlarda hayatını sürdürebilir. “Dek durana, depik yok” diye bir atasözü ile yazımızı noktalayalım.

            Selam ve dua ile efendim.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Doğru söz
Bu durumu en iyi anlayıp anlatabilecek olan Mustafa Yıldız gereğini yapmıştır Selam ve dua ile.
Yorum Ekleyen: hasan mutluoğlu     8.12.2021 20:02:21
SELAMLAR OLSUN
TEBRİKLER. TEŞEKKÜRLER
Yorum Ekleyen: SADIK KARAARSLAN     7.12.2021 14:22:14
Mustafa Yıldız
DİĞER YAZILARI

MUSTAFA YILDIZ KİMDİR?

Mustafa Yıldız 1951 yılında Konya'nın Kulu İlçesinin Hisar köyünde doğdu.1963 yılında İlkokuldan mezun olduktan sonra birkaç yıl Arapça okudu.

1967–1968 ders yılında Ankara İmam-Hatip Okulu'na girdi. 1973–1974 yılında bu okuldan mezun olduktan sonra Ankara merkezinde İmam-Hatip olarak memuriyete başladı. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan memuriyetini sürdürürken diğer yandan öğrenimini sürdürerek mezun oldu.

1981 yılında Erzincan'da kısa dönem askerlik görevini yaptı.

1983 yılında Diyanet işleri Başkanlığı adına Almanya'ya Din Görevlisi olarak gitti. 1988 yılında yurda dönen Yıldız, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Süreli Yayınlar bölümünde Diyanet Gazetesi, Diyanet Çocuk Dergisi... Gibi yayınların hazırlanmasında çalıştı ve adı geçen yayın organlarında yazılar yazdı.

Bir yıl sonra1989 Eylülünde istifa ederek serbest ticarete atıldı. Bu tarihten sonra aktif siyasete atılarak, belediye başkanlığı adaylığı, milletvekili adaylığı ve on yıl boyunca bir partinin Ankara İl Başkanlığını yaptı.

2003 yılında ticaret ve siyasetten ayrılan Mustafa YILDIZ, açıktan atama ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Daire Başkanlığı nezdinde göreve başladı. 2 yıl sonra adı geçen dairede Kamuoyu Değerlendirme Şube Müdürü olarak 12 yıl boyunca anket çalışmalarını ve sanat sergilerinin yöneticiliğini yaptı. Petek adlı şiir kitabını bu görevinde iken yayımladı.

Belediyedeki görevine başladıktan kısa bir süre sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümünde master yaptı.

Mustafa Yıldız’ın yayımlanmış 2 kitabı ile yayımlanmamış 5 kitabı; çok sayıda dini, sosyal ve kültürel içerikli yayınlanmış makalesi bulunuyor.

60’lı yıllardan beri muhtelif yayın organlarında şiirler ve yazılar yazmaktadır. Yeniden Milli Mücadele ve Pınar dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanan Yıldız, AnaHaberGazete internet gazetemizin de köşe yazarıdır.

Mustafa YILDIZ, Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı mütevelli heyet üyesidir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığında Şube Müdürü görevinden emekli olan Mustafa Yıldız, 4 çocuk ve 7 torun sahibidir. Ankara’da ve Konya’nın Kulu ilçesinde ikamet etmektedir.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya