1 Kasım 1928 tarih ve 1353 sayılı harflerin değişikliği ve tatbikatına dair kanuna göre Arap alfabesinden mülhem Osmanlı alfabesini bırakıp Latin harflerinden mülhem 29 harften mürekkep harfli, bazı işaretlerden Oluşan Türk Alfabesiyle yazmaya başladık.
07.02.2022 07:52
1 yorum
290 okunma
Harf İnkîlabı Üzerine Mülâhazalar
Şakir Albayrak

1 Kasım 1928 tarih ve 1353 sayılı harflerin değişikliği ve tatbikatına dair kanuna göre Arap alfabesinden mülhem Osmanlı alfabesini bırakıp Latin harflerinden mülhem 29 harften mürekkep harfli, bazı işaretlerden Oluşan Türk Alfabesiyle yazmaya başladık.

Elbette ki bu uygulama, hazırlık çalışmalarından sonra tatbikat seviyesine inkılap etti. Alfabe heyeti sessiz sedasız çalışmadı, konuya dair muhakkak tezler anti tezler savunuldu, sonunda bu gün kullandığımız alfabe oluştu. O gün karşı olanların dediği olmadığı gibi bu gün de karşı olanların dediği olmayacak. Prensip itibariyle bendeniz de konuya muhalif tavırlar gösterenlere destek vermedim değil. O gün harf değişikliğine bakışım nasılsa bu gün de aynıdır. Bu gün ,kullandığımız alfabeyi bırakıp daha evvel kullandığımız alfabeye veya başka bir alfabeye geçmeye ben kesinlikle karşı  olurum.  94 yıl boyunca oluşturulmuş çeşitli alanlardaki müdevvenatı terk edip başka bir alfabeye geçmek oldukça handikaplara maruz kalmayı icap ettirir ki bu münasip bir yaklaşım olmaz. O gün değildi, bu gün de değildir. Bunun sıkıntısını Kütüphanelerimizde mevcut yazma eserleri okuyup anlamama özelliğimiz dikkate alınırsa yine 90-100 yıl sonraki nesil de bizim durumumuza düşecektir. Gelecek kuşakları böyle bir duruma düşürmeye hakkımız olmadığını peşinen belirtmemiz lazım. İnşallah buna mecbur olduğumuz şartlarla karşılaşmayız. Buraya kadar ayrı bir konu. BU konuda muhalifler, bir gecede halkın cehaletle yüz yüze bırakıldığını iddia ederken müdafi taraf ise o zaman kaç kişi okuyordu ki? Okuryazardı ki deyiveriyor. Bu tutum ve davranışların arkasında ilmi kaynaklar yatmıyor. Bunların kâffesine yakın kısmı aksülameldir. BU gün tepki diyoruz. Bu tepkiler bilimsel bir çalışmanın sonucu oluşmamıştır. Adı üstünde tepki. Bilimsel sonuçlara tepkiden ziyade etki denir.

Ben bu mevzuda tekrar bir alfabe değişikliğinin bilimsel olamayacağı kanaatini muhafaza ediyorum. Etki ve tepkilerle dopdolu bu keyfiyetle ilgili bir hakikate ulaştım. Bu hakikati deşifre etmek için bu metni kaleme aldım.

Cumhuriyet öncesi Türkiye’nin halini açıklayan istatistikî çalışmalar yapılmadığından, kim ne derse desin, laflar havada kalmaya mecburdur. Balıkesir’deki durumun diğer illerle bir ihtimal mukayesesi yapılabilir düşüncesindeyim.

Eğitim camiamızın tanıdığı simalardan Cavit Binbaşıoğlu’nun “Başlangıcından Günümüze Türk Eğitim Tarihi “çalışmasında Harf devrimini kast ederek “Bir gecede okuryazar oranını 0’a indirdik, yüzde 25’e çıkarana kadar 8 yıl mücadele ettik .” dediğini öğrenince insan biraz daha gerçeğe yaklaştığına inanıyor.

1920 senesinde Balıkesir’e tayin olan Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey, şehre yerleştikten sonra boş duramaz, bir çalışma yapar. Bu çalışmanın adı,”1920’de Balıkesir’dir. Balıkesir valiliği Kültür yayınları arasında 1997/1 numara ile yayınlanmıştır.

Balıkesir’in sosyal hayatını inceleyen kitabın sadece “Eğitim” bölümüyle ilgili kısmı konumuz dâhilinde kaldığından bazı sayılar takdim edeceğim.

Okul Adı

Kız öğrenci sayısı

Erkek öğrenci sayısı

Sultani 

 

173

Daru’l-Muallim’în

 

  63

Tam kadrolu numune iptidaî

208

250

Dört Muallimli İptidaî

 

220

Üç Muallimli İptidaî

96

92

İki Muallimli İptiaî

 

70

Anaokulu

99

 

Hemen anaokulu konusunda bir hatırlatma yapayım. Anaokulları kavramına 1980’den sonra aşina olduk.1920’de anaokulu olduğuna ve öğrenci sayısının miktarına kadar bilgi sahibiyiz. Üstelik bu okulların öğrencisinin kız oluşu ayrı bir bahis.

Okula gece öğrenimine giden 400 öğrenci ile birlikte 1909 öğrenci öğrenim görmektedir.

30000 nüfuslu şehrin öğrenim çağının 20 yaştan aşağı kabul edilmesi şartıyla 13000 kişinin 1900 kadarının tahsil gördüğü belirtilmektedir. 

İstatistik çalışması olmadığından 80 yaş üzeri insanların tahsil durumu şöyle belirtilmiştir:

9712 kişi iptidaîyye mezunu.

1559 kişi Rüştiye mezunu.

18 kişi mekteb-i Sultanî mezunu. 

144 kişi Daru’l Muallimîn mezunu.

23 kişi Hukuk Fakültesi mezunu.

185 kişi diğer yüksekokullardan mezun.

Bu sayılar verildikten sonra da Balıkesirlilerin eğitime çok önem verdikleri vurgulanmaktadır.

Şehirde5 kütüphane,3 matbaa,15 ilim adamı, 7 şeyh, ikisi serbest,6 doktor, 6 veteriner hekim, 2 diş tabibi, 4 eczane, biri serbest,2 ebe, 25 avukat bulunduğundan da bahsedilmiştir.

Avukat sayıları açısından bir karşılaştırma yapmak gerekirse 24 Ocak 1920 yılında kurulan Balıkesir barosunda 30000:24= 1250 kişiye bir avukat düşüyor. Bu yazının yazılması sırasında tespit edildiğine göre Balıkesir nüfusu, 1250610:1295(avukat sayısı)=965, 72 kişiye bir avukat düşüyor.

Türkiye çapında ise 84000000: 160651(avukat sayısı)=522.87 kişiye bir avukat isabet etmektedir. Bunları, “Hani o zaman okuryazar mı vardı ki cahil edilmiş olsunlar.” ifadesinin anlaşılması için belirtiyorum.

Tartışılıp müspet karara varılacak o kadar konu var ki tartışmadan uzak kalınıyor. Bu mevzuların tartışılmasına gerek yok. Gerçeği tespitle yola devam edilip yanlıştan uzak, en azından doğruya yakın çalışmak. Niçin böyle bir cümleye yer veriyorum? Doğrunun kaynağı ve doğrunun kendisi ilahî olmak sadedinde insanoğlu ancak doğruya yaklaşabilir tam doğru olamaz çünkü doğrunun kaynağı da değildir, doğrunun kendisi de değildir. Bu yüzdendir ki ancak doğruya yakın çalışmalar yapabilir, isterse.

Bu veriler bile bazı yersiz ve de lüzumsuz tartışmalara nokta koyar kanaatindeyim.

Milletimizin her ferdinin, devlet gemisinde yolcu olduğunu düşünüp kabul edip battığında, sen –ben ayırmadan suya dalacağını ve her ferdin hayatının sona ereceğini düşünerek çalışmalı ve söz sarf etmeliyiz.  Siyasal ayrılıklar, aslında memleket yönetme metodunun farklılıklarıdır.  Bazı metotlar başarılı kılar, bazıları da başarısız. Biz, başarılı kılan metot sahiplerini, mutadı üzerine nasıl olsa seçiyoruz. Ülkemizi aşağı çekecek akıl sahiplerine (!) ve akıldanelere fırsat vermemeliyiz. İleri daima ileri, sürünerek de olsa ileri…

Şakir Albayrak, Çekmeköy,06.02.2022,18.42

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Teşekkür ederim
Değerli kardeşim iki sorum ver. 1-1820 yılından itibaren başlayan eğitim ve harf üzerindeki tartışmaların 100 yıllık mazisi bulunmasına ne dersin? 2-Yukarıda sözü edilen okulların, muallimlerin ve öğrencilerin etnik ve dini guruplarına göre analiz edildiğinde Müslüman ahalinin buradaki oranı nedir? Bu iki sorunun cevabı verilmeden Harf inkılabıyla ilgili tartışmalar anlaşılamaz diye düşünüyorum. Söz gelim 1910 yılında Erzurum Vilayetinde okuma-yazma bilen Müslüman oranı binde 4-6 arasında iken Ermenilerde bu oran erkeklerde %80, kadınlarda % 60 düzeyinde olması acaba neyi ifade eder.... Selamlarımla
Yorum Ekleyen: Abdurrahman Zeynal     8.02.2022 09:27:56
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya