Rusya’nın bir güç olarak ortaya çıktığı tarih XVIII. Yüzyıl başlarıdır. Bu yüzyıldan itibaren Rus tehlikesi başlamış ve Avusturya tehdidi artmıştır. Yeni gelişmeler karşısında Osmanlı devleti, Eflâk’ı başlıca müdafaa hattı olarak gördü ve Eflâk-Boğdan idaresine, yerli voyvoda tain etmekten vazgeçerek kendi vatandaşları olan Fenerli Rumları getirmeye karar verdi. (1716-1821) Ne yazık ki, Fenerli Rum beyleri yerli voyvodaları aratır oldular.
22.04.2022 05:41
193 okunma
Eflâk Yönetiminde Fenerli Rumlar
İsmail Aydın

Rusya’nın bir güç olarak ortaya çıktığı tarih XVIII. Yüzyıl başlarıdır. Bu yüzyıldan itibaren Rus tehlikesi başlamış ve Avusturya tehdidi artmıştır. Yeni gelişmeler karşısında Osmanlı devleti, Eflâk’ı başlıca müdafaa hattı olarak gördü ve Eflâk-Boğdan idaresine, yerli voyvoda tain etmekten vazgeçerek kendi vatandaşları olan Fenerli Rumları getirmeye karar verdi. (1716-1821) Ne yazık ki, Fenerli Rum beyleri yerli voyvodaları aratır oldular. Umulan faydanın aksine hainane gelişmeler oldu.

Yüzyıldan fazla süren Fenerli Rum beyleri devri, halen Eflâk-Boğdan’da nefretle anılan bir dönemdir. Patrikhanenin desteklediği Fenerli Rum beyleri, beraberlerinde getirdikleri çok sayıda akrabaları ve Rum iş ortaklarıyla birlikte yerli halkı neredeyse soyup soğana çevirdiler. Bunlar sömürülerinin devamı için, refah içinde yaşayan Eflâk köylüsüne köklü bir fakirlik kültürü aşılama yolunu da tutarak: “Allah’ın kendilerini, beylerini beslemek ve hizmet etmek için yaratmış olduğu” gibi sapık bir düşünceyi telkine uğraştılar. Dillerini yasaklama ve Rumca öğretmek gibi, devletten nefret ettirici yollara tevessül ettiler.

Halkı ağır bir şekilde sömüren Fenerli Rumlardan kurtulmak maksadıyla Tudor Vladimirescu, bir isyan hazırladı.

Vladimirescu’nun isyanı, 1821’de Rus çarının desteği ile Kırım’da harekete geçen Alexandr İpsilanti’nin Etniki Eterya Rum hareketiyle aynı tarihe rastlamıştı. Rus tarihçileri bu iki hareketi Balkanlarda Türklere yönelik olarak göstermek istemişlerdi. Hâlbuki Vladimirescu, İpsilanti’nin “Türklere karşı beraber çarpışmak” çağrısına “Ben Türklere değil Rumlara karşı ayaklandım” demişti. Vladimirescu’nun taraftarları, Bükreş civarında İpsilanti’nin adamlarıyla çarpıştı ve nihayet Eflâklı kumandan ihanete uğrayarak İpsilanti tarafından öldürüldü. Rusya’nın umduğu isyan Memleketeyn olarak bilinen Eflâk-Boğdan’da, Romenler, Sırplar ve Bulgarlar arasında değil, Mora’da taraftar buldu. Bunun üzerine Rus çarı çark etti ve İpsilanti’yi ayıplamakla yetindi. Bu tarihten itibaren Osmanlı devleti, Fenerli Rum idarecilerden vazgeçerek Eflâk-Boğdan’a yeniden yerli voyvodalar tain etti.

İstanbul patriği Gregoryos, Etniki Eterya’nın nüfuzlu üyelerinden olmasına rağmen, isyanın Rusya tarafından takbih edildiğini görünce korktu ve bir aforozname düzenleyerek, devlete karşı savaşa devam edeceklerin lanet altında kalacaklarını ilan etti. Aforoznameyi yayınlamış olmasına rağmen isyanda parmağı olduğu anlaşılınca, resmi elbiseleriyle patrikhanenin kapısında asıldı. Patrikhanenin o kapısı intikam amaçlı olarak bugün hâlâ kapalı tutulmaktadır.

Fransa Burnunu Sokunca

Rusya’nın, 1774’ten itibaren memleketeyne (Eflâk-Boğdan) gittikçe artan müdahaleleri, burayı kendi nüfuz sahası olarak gören Fransa’yı harekete geçirdi. Rusya’nın güçlenerek Osmanlı devletini himayesine alma veya Avusturya ile paylaşma teşebbüsleri, İngiltere’nin Hindistan yol güvenliğini de tehdit ediyordu. Nihayet Rus çarının, Kudüs ve civarında “Kutsal Yerler” meselesi olarak ortaya attığı müdahale girişimleri Kırım harbine sebep oldu. (1853-1856) Fransa ve İngiltere, kendi menfaatleri uğruna Osmanlı devletini borçlandırarak harbe soktular.

Savaşta Rusya Eflâk-Boğdan’ı işgal etti ancak yenik düştüğünden Paris antlaşmasıyla (1856) burayı boşaltmak zorunda kaldı ve yeniden Osmanlı hâkimiyetine girmesini kabul etti.

Eflâk ve Boğdan 1858’de Romanya adı altında birleşti. Doksan üç harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı –Rus savaşında Rusya Eflâk’ı tekrar işgal etti. Avrupalı devletlerin müdahalesiyle tadil edilen Ayastefanos andlaşması sonunda Romanya bağımsız bir devlet olarak tanındı.

Rusya ile Avrupalı devletler, vatan parçalarının koparılmasında ve Osmanlı devletinin yıkımında gizli veya açık anlaşmalarla her daim rol almışlardır.

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya