Şu sıralar İsveç ve Finlandiya, Ukrayna-Rus savaşından sonra dünya gündeminin birinci sırasına oturmuş gözüküyor. Sebep Rus tehdidi. Ukrayna’nın, NATO üyeliği gündeme geldiğinde, Putin Rusya’sı bunu kendine bir tehdit olarak ilan etmiş ve Ukrayna’ya savaş açmıştı. İsveç ve Finlandiya, Ukrayna’dan sonra Rus işgalinin kendilerine yöneleceği ihtimaline karşılık NATO’ya girme kararı aldılar. NATO’ya kabul, üye devletlerin tamamının onayı ile mümkün oluyor. Türkiye’ye karşı terör saldırıları yapan PKK’yı himaye ve yardım etmesi sebebiyle, İsveç ve Finlandiya’ya karşı Türkiye veto hakkını kullanacağını ilan etti. Süreç nasıl işleyecek ve nasıl sonuçlanacak bunu zamanla görebileceğiz.
03.06.2022 02:57
1 yorum
312 okunma
İsveç’in Rus Korkusu
İsmail Aydın

Şu sıralar İsveç ve Finlandiya, Ukrayna-Rus savaşından sonra dünya gündeminin birinci sırasına oturmuş gözüküyor. Sebep Rus tehdidi. Ukrayna’nın, NATO üyeliği gündeme geldiğinde, Putin Rusya’sı bunu kendine bir tehdit olarak ilan etmiş ve Ukrayna’ya savaş açmıştı. İsveç ve Finlandiya, Ukrayna’dan sonra Rus işgalinin kendilerine yöneleceği ihtimaline karşılık NATO’ya girme kararı aldılar.

NATO’ya kabul, üye devletlerin tamamının onayı ile mümkün oluyor. Türkiye’ye karşı terör saldırıları yapan PKK’yı himaye ve yardım etmesi sebebiyle, İsveç ve Finlandiya’ya karşı Türkiye veto hakkını kullanacağını ilan etti. Süreç nasıl işleyecek ve nasıl sonuçlanacak bunu zamanla görebileceğiz.

Gerçekte dünya için bir Rus tehdidi,  Rusya’nın coğrafi konumundan ötürü daima var olagelmiştir. Soğuk bir kara parçası üzerinde kurulan Sen Petersburg’un hedefi sıcak denizlere inmektir. Denize kıyısı olmayan bir devletin büyük devlet olma ihtimali yoktur. Bunu en çok dile getiren Petro olmakla beraber, onun babası ve dedesi de aynı hayalin peşinde idiler. Petro’nun bu konuya ilişkin sözleri, Ruslar için bir vasiyet mesabesindedir. Hatta bu hedef, Ortodoksluk ve Slavcılıktan daha ileri seviyede tutulmaktadır. Önce bunun böylece bilinmesi gerekir. Aksi takdirde Rusların ne gibi savaşları göze alabileceği kavranamaz. Tarihteki meşhur Poltava muharebesi aynı amaçla yapılmıştır.

Peki, hal böyle olmasına rağmen, İsveç ve Finlandiya’ya ne oluyor da bu iki ülke –özellikle İsveç- Türkiye’ye karşı terör saldırıları yapan PKK’ya kucak açarak her türlü desteği veriyorlar? Bu sorunun cevabı “Hedef Ülke Türkiye” bağlamında aranmalıdır. Türkiye bu bağlamda, müttefikleri de (!) dâhil, bütün Hıristiyanlığın ve bütün ehl-i küfrün hedefidir. Türkiye’yi yönetenler bunu asla unutmamalıdır. Şu şunu söyledi, bu bunu dedi; yahut şöyle olsaydı böyle olurdu demeden ve adamların sakalını tersine kaşımadan Türkiye sessiz sedasız güçlenmeye bakmalıdır.

Tarihte Ne Olmuştu?

Az yukarıda Poltava muharebesinden söz etmiştik. Danimarka kıralı ile Saksonya Elektörü ve Lehistan kıralı II. Ogüst ve Rus Çarı Petro arasında İsveç aleyhine bir ittifak yapılmış ve Ogüst’ün tecavüzüyle harp başlamıştı. Bu sırada İsveç’in başında Demirbaş Şarl olarak bilinen XII. Şarl bulunuyordu. Memleketi parçalanmak tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Şarl, 1700 tarihinde henüz on sekiz yaşında genç bir kıral idi.

Ogüst’ün tecavüzü üzerine Şarl, evvela pek seri hareketiyle denizde ve karada kuvvetli bir devlet olan Danimarka’yı mağlup ederek onları Travendal andlaşmasını yapmaya mecbur etmişti. (18 Ağustos 1700)

Şarl ile Ogüst arasında gerginlik devam ederken, Rus Çarı, İsveç’in Danimarka’yı sulhe mecbur ettiğinden habersiz olarak İsveç’e saldırdı. Osmanlılar sebebiyle Karadeniz’den inmenin zorluğunu düşünerek, kuzeyden yani Baltık sahillerinden denize çıkmak istiyordu. (30 Ağustos 1700) Rus Çarı, 1700 Temmuzunda Osmanlı devletiyle otuz senelik bir andlaşma yapmış ve bunu fırsat bilmişti. Petro, Fin Körfezi’nin güney istikametinde ilerlemeye başladı. Bu sahili derhal işgal edeceğini tahmin etmişti. Burada en mühim mevki Narva kalesi idi. İşler Petro’nun istediği gibi gitmedi. 1700 Eylül sonunda Narva önüne gelen Ruslar kaleye karşı şiddetli hücuma geçtilerse de alamadılar. Petro’nun faaliyeti de bir netice vermedi.

Danimarka’nın saf dışı edilmesinden sonra II. Ogüst, Şarl’ın kendisine saldıracağını düşünerek geri çekilmişti. Böylece İsveç Kıralı Ruslara karşı serbest kaldı ve vaziyetten mükemmel surette istifade etti. Az bir kuvvetle Narva kalesinin yardımına koştu. Zor şartlarda ilerleyen Şarl, hiç fütur getirmeden bütün zorluklara göğüs gerdi. Narva yolu üzerinde bulunan Rus kuvvetleri fena halde bozguna uğratıldı ve Ruslar Panik halinde Narva’ya doğru kaçtılar.

İsveç ordularının süratle gelmekte olduğunu haber alan Çar Petro, şaşırarak teessüründen bayıldı ve esir düşmekten korkarak ordusunu bırakıp kaçtı. İsveç kuvvetleri Rusların dörtte biri kadar olduğu halde Rus hattını yarıp,  önce süvarileri, sonra piyadeleri mağlup ederek büyük bir bozguna uğrattılar. Narva köprüsünün yıkılması ile bütün bütün fena duruma düşen Ruslar, çok kayıp verdiler; yirmi bin esir ve bütün top ve cephane ve sair malzemesiyle Rus ordugâhı İsveç’in eline geçti.

Ancak XII. Şarl, Narva galibiyetinden istifade edemedi. Rusları şiddetle takip ederek göz açtırmamak lazım gelirken II. Ogüst aleyhine döndü.

Çar Petro, bu halden ümidi artarak büyük çapta istifade etti. Ve derhal yeni bir ordu hazırlamağa başladı. En büyük kaybı topları idi. Kilise çanlarına varıncaya kadar eriterek top döktürdü. II. Ogüst’le görüşerek Şarl’a karşı müttefikan harekete karar verildi.

Poltava Muharebesi

Karşılıklı hücumlar oldu, İsveç ilerlemeler kaydetti. Ancak dokuz seneden beri devam etmekte olan muharebenin kat’i safhası gelip çatmıştı. 26 Haziranı 27’ye bağlayan gece yarısı, Vorskla nehrinin sol sahilinde bulunan Rus kuvvetleri, bu nehri Poltava’ya yakın bir yerden geçmek istedilerse de İsveç kuvvetleri tarafından püskürtüldüler. Bu muharebe esnasında XII. Şarl yürüyemeyecek ve ata binemeyecek şekilde oyluğundan yaralandı. İsveç ordusu taktik hatalar yaptı ve neticede 8 Temmuz gece yarısı Poltava muharebesi İsveç ordusunun mağlubiyetiyle neticelendi.

Şarl’ın Osmanlı Türkiyesine İlticası

Kıral Şarl, mağlubiyetin ardından Poltava’nın batı tarafına çekildi. Yarı baygın bir halde sedye içinde götürülüyordu. 11 Temmuz’da ordusundan ayrılan Şarl, Rusların takibinden kurtulmak için yakın mesafede olan Özi (Dinyeper) kalesine ilticayı muvafık buldu. Kazak hatmanı Mazapa da yanında idi.  Özi muhafızı Abdurrahman Paşa’ya bir heyet gönderip bir miktar yiyecekle beraber geçmelerine müsaade istediler. Abdurrahman Paşa, heyeti ertesi günü kabul edeceğini bildirmekle beraber kıral ve maiyetine derhal yiyecek gönderdi; lazım gelen ikramda kusur etmedi.  Kıral ve kalabalık maiyeti 18 Temmuz 1709’da Aksu nehrini geçip Osmanlı topraklarına sığındılar.  Kıral daha sonra Bender’e götürülmüş, bir süre orada misafir edilmiştir.

İstanbul’da daimî elçi bulundurması teklifi hatırlatıldığında Şarl: “Dostluk için bir elçi gönderecek iken takdir-i ilâhî ile kendimiz gelip Devlet-i Aliyye himayesine sığındık” demiştir.

Bu ilticadan sonraki gelişmeler Prut savaşına yol açmıştır.

Sonuç: Başa kakmayız ama hatırlatmak isteriz ey İsveç! Yukarıda izah ettiğimiz üzere Türkiye’den kötülük görmediniz. Bunun bir hatırı yok mudur? Türk milleti tuz ekmek hatırını sayan bir millettir. Niçin ve nasıl oluyor da Türkiye düşmanı PKK’yı topraklarınızda barındırıp silahlandırıyorsunuz? Şimdi de kalkmış NATO’ya girmek için Türkiye’den anlayış bekliyorsunuz.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Nato üyeliği
Türkiye İsveç ve Finlandıya yazılı taahhüt verseler bile Nato üyeliği veto edilmelidir.Natonun genişlemesi Dünya barışı için büyük tehlikedir.zıra arkasında ABD gibi terörist devlet vardır.
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     5.06.2022 09:52:45
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya