Rusya’nın yayılma politikası uzun süredir gündemi işgal ediyor. Ukrayna’ya saldırması, bir çok köy ve kasabayı işgal etmesi Kiev sınırlarına dayanması, Rusya ile NATO’yu ve AB’yi karşı karşıya getirdi. Evet, Rusya yayılmak istiyor. Birkaç yıl önce Kırım’ı işgal etti. Ukrayna’nın bir çok şehrinin yanında Karadeniz’e açılan pencere Odesa’yı da alıp Karadeniz’in kuzeyini tamamen hakimiyetine almayı hedeflediğini açıkça gösterdi. Bu, Karadeniz’de bir güç olma hedefi idi.
25.06.2022 07:38
347 okunma
İsveç, savaş, NATO ve Demirbaş Şarl..
Av. Sabri Turhan

Rusya’nın yayılma politikası uzun süredir gündemi işgal ediyor. Ukrayna’ya saldırması, bir çok köy ve kasabayı işgal etmesi Kiev sınırlarına  dayanması, Rusya ile NATO’yu ve AB’yi karşı karşıya  getirdi. 

Evet, Rusya yayılmak istiyor. Birkaç yıl önce Kırım’ı işgal etti. Ukrayna’nın  bir çok şehrinin  yanında Karadeniz’e  açılan pencere Odesa’yı  da alıp Karadeniz’in kuzeyini tamamen hakimiyetine  almayı  hedeflediğini açıkça gösterdi.  

Bu, Karadeniz’de bir güç olma hedefi idi. 

Zaten öteden beri Rusya, Çarlık döneminde ve sonrasında da; “sıcak denizlere inme” politikası güdüyor. Karadeniz  sıcak denizler yolunun  başıdır. Ayrıca karada geniş bir nüfuzu sahip olmak da Rus dış politikasının ana hedefidir. Sovyetler Birliğinden Glosnot’tan  sonra bir çok ülke halkı ayrıldı. Sovyetler, Doğu Sibirya’dan  Baltık Denizi’ne kadar bütün karaya hakim idi. Ukrayna, Beyaz Rusya, Litvanya  gibi devletlerin  ayrılması  Rusya’nın  kara gücünü azaltmış olabilir. Rusya’nın sıcak  denizlere  inmesi için iki kapı vardı. Birisi Karadeniz , birisi de Baltık Denizi.. 

Baltık Denizi’ndeki hakimiyet şimdi azalmış  durumda . Şu anda Rusya’nın  Baltık Denizi’nde  gene de küçük bir toprağı var. Sovyetler Birliği  dağıldığında Batık kıyısında Kaliningrat denen küçük bir kara bölgesi  kaldı Rusya’ya bağlı  olarak.. Burası,15.000 km2 büyüklüğünde  ve 500.000 Rus’un yaşadığı bir yer. Litvanya ile Polonya arasında .Kaliningrat’ın Rusya ile kara bağlantısı yok. Yukarıda kuzey kutbu  var sadece.. Arada Sovyetler  Birliği’nden ayrılan devletler var. 

Konuyu biraz açarsak, Rusya’nın  sıcak denizlere  inme politikasında  en önemli yeri bu Baltık  Denizi idi. Çünkü Karadeniz’in  önünde Türkiye  vardı. Türkiye Rusya’nın   sıcak denizlere  inme politikasında bir engeldi. Baltık ise önü açık bir denizdi. Rusya daha aşağılara inmek için uzak  olsa da  bu Baltık Denizi’ni kullanıyordu. Tarihteki  bir Çeşme Limanı baskını bile bu yoldan yapıldı. Hiç bir sebep yokken Rus gemileri, Baltık limanında kalkarak ,Okyanus’u geçti,  Cebelitarık Boğazını  aştı, tüm Akdeniz’i kat ederek Türk sınırına girdi. Çeşme limanında demirleyen Türk donanmasını 1770’te yaktı. Donanmamız kül oldu. Donanma komutanı  Cezayirli Hasan Paşa, kendini denize attı. Yüzerek Çeşme şehrine geldi. Yanında gelenlerden birisi, gemide  görevli Yelkenci Bekir idi. Neyse.. 

Bu olay, Hammer Tarihinde  uzun uzun anlatılır. 

Yani Ruslar sıcak denizlere inmeye  bu kadar önem verirler. Sıcak denizler  o kadar önemlidir onlar için Yeni sömürgeler bulmanın veya hakimiyet alanları bulmanın  başka çaresi yoktur. Çarlık ve  Sovyetler dağıldıktan sonra da durum aynıdır. Şimdi bile Ruslar, Orta Doğu’da  ve Akdeniz’de hakimiyet kurma peşindeler . 

Rus korkusu… 

Ama  Ruslar bu kadar sıcak deniz heveslisi olsalar da; ana karada kendilerini  garanti altına  almak isterler. Sovyetler Birliğinden ayrılan  devletlerin NATO’ya ve AB’ye  dahil olasını istemezler. NATO’ya dahil olmak, düşmanı  güçlendirmektir. Son Ukrayna saldırısı, Ukrayna’nın NATO’ya ve AB’ye üye olmak istemesinden kaynaklanmıştır. Ukrayna, dayanacak yer aramıştır.  

Bu hal, Sovyetler’den ayrılan  diğer  ülkelerin de korkusu olmuştur. Diğer yandan, Sovyetler’den  ayrılmamış olsalar bile, diğer uzak komşular bile bu  Ukrayna işgalinden korkmuştur. Bunların  ikisi İsveç ve Finlandiya’dır. Aynı şeyin başlarına geleceği korkusu sarmış onları..  

İsveç ve Finlandiya  NATO’ya üye olmak istemektedirler. Bu istemin temelinde Rus korkusu vardır. 

Burada bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin bu iki ülkenin istemi karşısındaki  tavrı da, ayrı bir olayı, ayrı bir tarihi seyri ve  bu iki ülkenin Türkiye’ye karşı tutumunu ortaya çıkarmıştır. Türkiye’nin  İsveç ve Finlandiya’nın  NATO üyeliğine karşı çıkması, önemli bir ayrıntıyı, unutulmuş bir tarihi  gerçeği  gündeme getirmiştir . İsveç ve Finlandiya , dış politika, terör olaylarına bakışları yönünden bizim   hasmımızdır. Bu iki ülke, terör örgütü PKK’ya destek vermektedirler. Onların teröre destek verme  nedenleri  Türklerin  azınlıklara iyi davranmamasıdır. 

İsveç ,hatıralara saygı göstermeli.. 

Şimdi, Beyaz Zambaklar Ülkesini  bir tarafa  bırakarak, İsveç’in bu konudaki tezadını, tarihi süreç içinde  Demirbaş Şarl vesilesiyle  aramızda  meydana gelen dostluğu nasıl unuttuklarını  da ekleyerek  

Türkiye’nin  sosyal yapısı alanındaki eksikliklerini de   anlatmak isterim. 

Yani üç konu var. Birisi, azınlıklara kötü davranma, birisi Nato’ya üye olmaya karşı çıkma, birisi de İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın Rus korkusundan  Osmanlıya  sığınması minnetinin  unutulması... 

İsveç ,Türkiye’nin  azınlıklara kötü davrandığı kanısında. Oysa bu görüş tamamen yanlıştır. Bizde azınlık, Irka göre değil, dine göredir. Bizde azınlık, Yahudi , Rum ve Ermenilerdir. Bunların dini ayrıdır. Kürtler ise müslümandır ve bu ülkenin aslı unsurudur. İsveç, kürtleri  azınlık kabul etmektedir. Oysa Türkiye’nin mücadele ettikleri ayrılıkçı  terör örgütü üyesi olan kürtlerdir. Bunlar normal vatandaş kürtlerden ayrıdır. Normal  Kürt vatandaş ülkenin asli unsurudur. Ve Türkiye’nin  bunlara hiç bir farklı tutumu yoktur. Bunları  birilerinin  İsveç ve Finlandiya yetkililerine anlatması gerekir.  

İsveç ,Sami’leri nasıl yok etti?...

Ama, İsveç kendisi, bu konuda yani azınlıklar  konusunda büyük bir insanlık suçu işlemişliğinin ayıbını  dillendirmek istememektedir. İsveç; yıllarca kendinden kabul etmediği  azınlıklara işkence etmiş, jenosit  uygulamış, nesilleri kesilsin diye  kadınları  kısırlaştırmış ve bir nesli yok etmiştir. Evet, İsveç, Ural- Altay dili konuşan  Samiler  azınlığının  neslini kurutmuştur. Kendi  ülkesindeki azınlığa jenosit uygulayanların bize, “ azınlık dersi vermeye” hakkı yoktur. Kastettikleri  azınlık olmadığı halde.. (Devam edeceğim)

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya