Beğenilerimiz, düşüncelerimiz, huylarımız yakın ve birbirine uyum sağladığı için görüşürüz. Birbirimizi içten gülen gözlerle karşılar, beraberce el ele aynı yollarda yürürüz. Her derdimize, keder, keyif ve sevincimize ortak oluruz. Oldukları gibi kabullenir; onları düşünür, anlamak ve anlaşılmak isteriz. Gerçek arkadaşlıklar uzun zamanlı tanışıklıkların, karşılıklı sevgi ve anlayışın ürünüdür.
18.06.2019 05.18
1.214 okunma
Arkadaş Sevinçleri
Ali Akça

Beğenilerimiz, düşüncelerimiz, huylarımız yakın ve birbirine uyum sağladığı için görüşürüz. Birbirimizi içten gülen gözlerle karşılar, beraberce el ele aynı yollarda yürürüz. Her derdimize, keder, keyif ve sevincimize ortak oluruz. Oldukları gibi kabullenir; onları düşünür, anlamak ve anlaşılmak isteriz. Gerçek arkadaşlıklar uzun zamanlı tanışıklıkların, karşılıklı sevgi ve anlayışın ürünüdür.

Birbirinin arkasında durur, anlayış ve şefkat gösterirler. Gizlileri, saklıları yoktur. Birbirine şeffaf davranır, ateş böceği ve deniz feneri olur. Karşılık beklemeden vermek, yargılamamak, hayal gücünün paylaşımı ve keşfetmektir.

İlgili, hevesli, anlayışlı, moral veren, merhametli arkadaşlıklar vardır. Endişeli, hayal kırıklığına uğramış, şart koşan arkadaşlık türleri vardır. Nietzsche “Acıların bölüşülmesi değil, dostluğu yaratan sevinçlerin bölüşülmesidir” der. Arkadaşlık ve dostluk insan için mutluluğun bölüşülerek katlandığı bir nimet gibidir. Herkes eninde sonunda kendine uyan bir arkadaş oluşturur. Kimi yol arkadaşlıkları vardır, bunlar yolun sonuna kadar ancak dayanabilir. Kimileri sonsuza dek hep unutulmayarak hatırlanır.

Müthiş bir yaşantısı olan pilot, yazar ve filozof Saint-Exupéry ünlü Küçük Prens romanını bir uçuşu sırasında dünyanın en sıcak çölü, Büyük Sahra Çölü’ne uçağının düşmesi ve orada başından geçenlerden ilham alarak yazmıştır. Sarı saçları, samimiyeti, dik duruşu ve fularıyla beğenilen Küçük Prens’in arkadaşı ve dostu çok sevilen bir tilkidir. Arkadaşlıkları bize; gerçek dostluğun, arkadaşlığın ve insanlarla iyi ilişkiler kurmanın önemini gösterir. Gerçek sevgi ve dostluk eğitim, itina ve zaman gerektirir.

Arkadaş eksiği olanlar Dale Carnegie’nin çok satan “Nasıl Arkadaş Edinilir” kitabını okumaya ihtiyaç duymayanlardır. Başkasına açılmak, onlarla karşılaşmak, genelde kendiliğinden olabilen ve fakat ilgiyle, incelikle ve emek verilerek geliştirilen ilişkilerdir. Çünkü arkadaşlık; faaliyetleri, tutkuları, fikirleri, endişeleri ve sevinçleri birlikte paylaşmaktır. Mevlana’nın ifadesiyle; aynı duyguları paylaşarak anlaşabilmektir.

Hiç düşündünüz mü, acaba sizin hangi tür bir arkadaşlarınız vardır?

Çıkarcılarsa, sürdürülemez! Artık onlarla vakit kaybetmeyin! Espriliyse, sevinin, harika; zira bu kaynaşmayı sağlar. Şakaları sizi rahatsız edecek düzeyde ise bir gün yaralanırsınız lütfen onlardan da uzaklaşınız. Empati kuruyorsa mükemmel, çünkü bu arkadaşlıkta çok önemlidir. İletişim kurmaktan aciz ise, sadece işi düştüğünde sizinle iletişime geçiyorsa orada samimiyetsizlik ve çıkar var aman dikkat! Eleştiri kaldırmıyorsa, aranızdaki her şey çoktan bitmiş olabilir. Körü körüne bir dava arkadaşlığı ise her an bir kırgınlık, küskünlükle karşı karşıya kalabilir. Arkadaşlar birbirlerinin ihtiyaçlarını giderebilmeli, bir sıkıntı çektiklerinde destek olabilmelidirler.

Peki, o zaman siz, siz ne tür bir arkadaşsınız?

Küçük Prens tilkiyi evcilleştirir ve onu anlar. Birbirlerine yürekleri ile bakarlar. Bir gülün uğruna harcanan zaman gibi, onların ilişkisi mayası gözle görülmeyen gerçek bir dostluktur. Ya sizin, nasıl bir arkadaşlığınız var? Sadece Facebook-Twitter-Instagram arkadaşlığı mı; yoksa çocukluk, okul, iş, mahalle, dava arkadaşlığı mı? Arkadaşınızın sayısı bir elin parmak sayısı kadar mı? Çok seyahat ediyor ve geçtiğiniz her yerde birçok arkadaş mı ediniyorsunuz? Yahut gerçekte sizin hiç yok da, eşinizin arkadaşları mı arkadaşlarınız? Kendinizi nasıl bir arkadaş olarak görmek istiyorsunuz?

Facebook-Twitter-Instagram üçlemesi sayesinde hayatımızda iletişim kurabileceğimiz birçok kanal var. Konuşmak istemezseniz; “Beğenir” geçer gidersiniz. Arkadaşına bir telefon açıp derdini anlatmaya halin mi yok? İki cümle yaz gönder ve her şeyi unut gitsin! Ne kadar hızlı ve kolay değil mi? Ancak, işte tam bu tarz haberleşme, bu tür sosyal ilişki farkında olmaksızın, iletişimsizliği getirir. Samimiyetsizlik hissi insanı alabildiğine sarar. Kardeşinle bile muhabbeti unutursun. Suni iletişim içinde olursun. Sevgi gösterilerin, kutlamaların içinden gelen öz sözlerinle değil; yapmacık klişe mesajlarla olur. Karşındaki bunu bildiği için, his almadığından mesajı okumadan siler. Her iki taraf duyguları paylaştığını sanır, oysa “birbirinden uzaklaşma” tuzağına düştüklerinin farkında bile değillerdir.

Bir kelime, tek mesajla, sadece sözler yoluyla değil, aynı zamanda “gerçek” hayatta da iletişim kurmak gereklidir. Yüz yüze oturup sohbet ederek bir bardak çayı yahut bir yemeği paylaşmanın mutluluğu, gerçek arkadaşlık dışında, nerede vardır? Arkadaşlar çoğu zaman sıkıntıda, hastalıkta, ölümde yanımızda olanlardır. Gerçek arkadaşları tanımalıyız, korumalıyız, onları sık sık arayıp, sorup birlikte olmalıyız. 

Çıtayı çok yükseğe koyup, “Arkadaşım benimle konuşmadan beni anlayabilmelidir” diyebilirsiniz. Elbette, derin ilişkilere sahip olmama riskiyle birlikte arkadaş edineceklerimizi önce “tanımak” emin olmak gerekir. Dürüst, güvenilir ve vefalı olmak arkadaşlığın en önemli özelliklerindendir.   

Hepimizin birçok gerçek dostu vardır. Sizi önemseyen, yakınınızda olan gerçek dost ve yegâne arkadaşınız vardır. İtina ile bakıp büyüttüğünüz, onun için zaman ayırdığınız, uğrunda canınızı bile vereceğiniz ve diğer güllerden farklı biricik gülünüz mutlaka olmuştur. Yukarıda saydığımız çıkarcılar, duygudaşlık kuramayanlar, esprileri size uymayanlar, iletişim kurmasını beceremeyenler ve eleştiri kaldıramayanların arkadaşlığı sizde pek uzun sürmemiştir.

Hayat bu, dünyanın bin bir hali var. Gerçek olan insanın birbirini sevmesi ve sevilmesidir. Hepimiz anlamak, anlatmak ve anlaşılmak isteriz. Bunlar olmazsa bazı arkadaşlıkları kademeli olarak, yavaş yavaş hayatınızdan atarsınız. Bir gün en sıkı arkadaşlıklar da biter ve geriye sadece hatıralar kalır.

Ali Akça

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya