Uzun zaman önce yazmıştım. Çocukluğumuzun en kıymetli vazgeçilmezleri arasında ekmek, su, yağ ve tuz gelirdi. Bu dörtlü için ne uyarılar aldık, ne azarlar işittik…
18.06.2019 12.37
480 okunma
Ekmek, Su, Yağ ve Tuz
İdris Doğan

Uzun zaman önce yazmıştım. Çocukluğumuzun en kıymetli vazgeçilmezleri arasında ekmek, su, yağ ve tuz gelirdi. Bu dörtlü için ne uyarılar aldık, ne azarlar işittik…

Önceki akşam, Sayın Binali Yıldırım ile Sayın Ekrem İmamoğlu’nu izlemeye çalıştım.  Sonrası basında herkes bir şeyi söylüyor. Yazar çizer takımının daha önceki düşünce ve söylemleri neyse yine o. Benim baktığım pencerem illaki farklı.

Her seçim öncesinde olduğu gibi yine suyun ucuzlatılması konu edildi. Yeri ve zamanı değilken ve gereği de yokken özellikle yerel seçim öncesi, belediye başkanı adayları vaatleri arasında suyun ucuzlatılmasını zikreder. İşte buna katlanamıyorum, canım sıkılıyor. Siyasilerin vaatleri arasına suyun ucuzlatılmasını koymalarına şiddetle karşı çıkıyorum. Sudan bahsediyoruz, su… Havadan sonra insanlığın varlığını sürdürmesinin temel kaynağı olan su.

Diğerleri ile ilgili hatıralarımızı zamanı geldiğinde yazarız, bugünün meselesi elbette su.

Su kaynağı bakımından, başka yerler ve yörelere göre şanslı sayılırdı köyümüz. Yerleşimi içinde ve mücavir alanlarında dört beş civarında su kuyusuna, ondan birkaç fazla da çoban çeşmesine sahipti. Ancak tüketmeye geldi mi, suyun damlasının bile israf edilmesine katlanamazdı aile büyüklerimiz. Onlar abdest alırken o kadar titizlenirlerdi ki, en az suyla nasıl abdest alınırsa o öyle. Bırakın su hakkını, suyu bin bir zahmetle eve getiren gelinin kızın, çoluk çocuğun hakkı gözetilirdi. Biz öyle gördük öyle alıştık. İddia ediyorum, ülkemizde en az suyla abdest alanların başında gelirim.

İster abdest alırken olsun, ister çamaşır veya bulaşık yıkarken veya temizlik yaparken suyun dakikalarca boşa akıtılmasına asla tahammül edemem. Bilirsiniz değerli olan her şey pahalıdır, ancak bu kadar değerine, önemine rağmen Türkiye’de su çok ucuz ve israf ise diz boyu, sınır tanımıyor. “Bir nehir kıyısında abdest alıyor alsanız bile, suyu israf etmeyiniz.” buyuran peygamberin ümmeti…

Çocukluğuma döneyim. Evimize yaklaşık yüz elli metre ötedeki çifte çeşmeden taşırdık suyu güğüm, testi ve helkelerle. Pek çok hikâyesi vardır su taşımalarımızın. Dikkat etmezseniz, testilerin kırılıvermesi, güğümlerin sırtımızı ezmesi ve üzerimizi kirletmesi, helkelerin dolu suyla pek ağır oluşu ve eve gelinceye kadar neredeyse üçte birinin, taşıma sırasında çalkalanıp yere dökülmesi ve çeşitli sebeplerle yoldaki tozun suyu batırıp kirletmesi.

Elbette sadece içmek için taşımazdık suyu. Yıkama, temizleme, evdeki hayvanların sabah akşam sulanması da vardı işin içinde. Kışın ayrı bir dert, yazın ayrı bir dertti, suyu taşıma işi. Nedense yetişkin erkekler çeşmeye gidip su getirmezlerdi; görev, biz çocuklar ile kadınlara düşerdi hep.

Bir keresinde, Allah kendisinden razı olsun, annem altıncı kardeşimize hamile ve doğum oldukça yakın olduğu bir zamanda, her zaman olduğu gibi hayvanları çobana kattıktan sonra, sabah çifte çeşmeye su getirmeye gider. Kovalarını doldurup eve dönerken köşedeki kahvehanenin önünde yolda ayağı sürçer ve yüzükoyun yere kapaklanır. Düşerken devrilen kovaların suyu elbisesini, üstünü başını ıslatır. Islakla birlikte çamurlaşan yolun tozuna bulanır iyiden iyiye. Zorla kalkar yerden, toplar kendini. O vakitler kadınların yüzlerini örtme âdeti vardı, örtüsünü düzeltip yüzünü kapatarak bozuntuya vermeden kovaları doldurmak üzere tekrar çifte çeşmenin yolunu tutar. O gün, olay, kahvehanedekiler ve aralarında bulunan annemin babası rahmeti dedemin gözü önünde gerçekleşir. Annemin o halde, kovalarla tekrar çifte çeşmeye yönelmesine pek şaşırırlar. Dedem elbette endişelidir, ancak zevahiri kurtarma adına: “Aferin Hayriye’ye, gördünüz mü, nasıl inatçı ve cesur benim kızım.” diye meseleyi geçiştirmeye çalışır.

Suyun ucuzlatılma vaadi, nerelere sürükledi konuyu.

Su hayattır bizim için ve azizdir. Su ikram eden kişiye büyüklerimizin: “Su gibi aziz ol!” demelerinin sebebi budur. Evet, hedef ucuzlatılması değil, suyun sonu gelmez israftan kurtarılması olmalıdır.

 İdris Doğan
idiris-dogan@hotmail.com
18 Haziran 2019 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya