Ülkemizde iş bulmaya ve iş kurmaya hazır binlerle genç nüfus var. Bu çocuklarımız işsiz, zamanlarını ve en verimli çağlarını boş yere harcıyorlar.
18.08.2019 14.29
913 okunma
Ülke Ekonomisi ve İşsiz Kalan Gençlerimiz
Ahmet Sargın

Ülkemizde iş bulmaya ve iş kurmaya hazır binlerle genç nüfus var. Bu çocuklarımız işsiz, zamanlarını ve en verimli çağlarını boş yere harcıyorlar. Çoğunluğu üniversiteden mezun olmuş iş arıyor. Anlamsız bir boşluğa düşüyor! Bu durumdan daha çok da aileler huzursuz oluyor. Artık büyüdük, yetiştik diyen gençler ailelerine yük olmaktan kurtulmak istiyorlar. Bu gençler yanlış politikalarımıza kurban edilmesin deriz. Onları geleceğe hazırlamazsak, genç nüfusumuzu kendi ellerimizle yok etmiş oluruz.

İşsizliğin geldiği noktayı küçümsemek, görmemezlikten gelmek yanlış bir politika olur. Ülkemizde genç nüfusun varlığı önemlidir ve milli ekonomimiz için avantajdır. Genç nüfus var olmaya devam etmelidir. Avrupa insanının yanlış politikası gibi, çocuk yapmayı bırakır, genç nüfusu azaltırsanız, geleceğinizi bitirirsiniz. Yarınlardan emin olamazsınız. Nüfus artışından korkmamak, aksine gurur duymak gerekir.
 
Ülkemizde ekonomik bakımından gelir seviyesi yüksek olanların oranı yüzde 10’u geçmezken, halkın büyük bir bölümü orta halli. Yine ciddi bir oranı da düşük seviyede gelire sahiptir. İşsizlerimizin çoğu da vasıfsız işsiz konumundadır. IMF politikaları gereği başlayan özelleştirme politikası yanlıştır. Devlet üretimden ve fabrika kurmaktan elini çekemez, çekmemelidir! Özelleştirme, Milli ekonomileri amacından uzaklaştırıp devre dışı bırakma hadisesidir. Ekonomide ve üretimde devlet öncü ve teşvik edici kuruluş olmaya devam etmelidir.
 
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik kaygılar ve ekonomik sıkıntılar insanları huzursuz ediyor. Bu konuda ülkelerin milli ve yerli kaynakları doğru kullanıp kullanılmadığı tartışılır durumdadır. Ülkenin milli gelirinin ve kaynaklarının doğru kullanımı oldukça önemlidir. İnsani, eşit ve adil paylaşım olan bir milli ekonomik modelden söz etmek istiyoruz. Kaynaklarımızın yerli yerinde- doğru kullanımını gündeme getiremiyoruz. Beyhude harcanan bir zaman kaybı söz konusudur. Türkiye yer altı ve yer üstü zenginliğe sahip olan zengin bir ülkedir! Biz bu zengin kaynakların kaçta kaç oranını kullanabiliyoruz diye sorgulamak zorundayız.
 
Ekonomi konusunda tüm dünyada acımasız, insafsız ve adil olmayan bir paylaşım var. “Paylaşım adaletsizliği- sömürgeci anlayış !” Ülkeleri sömürme ve insanları köleleştirme politikası doruk noktadadır. Ülkelerin gelir kaynaklarını elinde tutanlar genelde azınlıkta olan bir güruhtur. Ülke ekonomisinin yüzde seksenini elinde tutanların oranı yüzde 10 civarında ise, kaynaklardan faydalanamayanların oranı yüzde doksanlarda seyretmektedir. Bu nasıl bir vicdansız ve adaletsiz bir paylaşımdır böyle?
 
Dünya ekonomik paylaşımına baktığınızda ciddi bir adaletsiz dağıtım, paylaşım düzenini görürsünüz. Gelişmiş süper ülkelerde de bu böyledir, hatta daha da vahimdir. Ülkeler, insanlar sömürülüyor, köle gibi kullanılıyor; milli kaynakları yağmalanıyor ve çar çur ediliyor dersek, bir gerçeği haykırmış oluruz. Sömürgeci, çapulcu ve yağmacı zihniyetler insanları köle gibi kullanıp aç-açık, sefil ve yoksul bırakıyorlar!.. Eşit, adil ve insanca paylaşımdan uzak bir ekonomik yapı hâkim dünya üzerinde…Sömürgeci, emperyalist güçler iş başındadır!..İnsanlar fakirleştirilmiş ve köleleştirilmiştir.
 
Kriz ekonomilerini de iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Dünyaya bu krizleri yaşatanlar kimlerdir, amaçları nedir? İnsanlığa insanca yakışanı yapma ve paylaşımı adaletlice tesis etme yerine sömürgeci anlayışı hakim kılıyorsak, bunun adı insanlığı köleleştirmedir!.. Sömürgeci (güya gelişmiş) ülkeler bunu acımasızca yapıyorlar. Kan gölüne dönen dünyamızda birileri kasa ve keselerini doldururken, milyonlar açlıkla sefaletle ve yoksullukla mücadele ediyorlar. Ne acımasız, ne insafsız ve ne adaletsiz bir gelir dağılımıdır böyle? Bir yanda zengin, şımarık, çılgın yaşam süren ağalar beyler, diğer yanda sel sefil sürünen umutsuz köleler!..
 
Bu bir bakıma dünya insanlığını köleleştirme politikasıdır. Hiç bir şey göründüğü kadar basit değildir. Birileri sermayenin gücünü insanlığa baskı unsuru olarak kullanıyor. Sapık ve batıl düşünceler, inançlar uğruna insanlık köleleştiriliyor, aç- yoksul ve sefil bırakılıyor. Sapık düşüncelerin, batıl ideolojilerin tutsağı haline getirildi insanlık!
 
İnsanlığın huzur ve refahı için ekonomik manada tedbirlerin alınması gerekiyor. Genç nüfusa sahip çıkmak ve onları üretime, ekonomiye, kazandırmak maksadıyla yeni politikalar üretmek, zorundayız. Ekonomik krizler bazen bizi de vurabiliyor, bu kaçınılmazdır. Ancak ülkemizin yerli ve milli kaynaklarını yerli yerince kullanmak, adil olmak ve bu kaynakları tüm insanımızın istifadesine sunmanın çabasını göstermeliyiz. Politikalarımız bu yönde yoğunlaşmalıdır. Gelir ve maaş adaletsizliğini de bu anlamda değerlendiriyor, haksız, insafsız ve adaletsiz bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
 
Gençlerin ikinci sorunu mesleki eğitim yetersizliği ve hayata hazırlanma sorunudur. Üretmeyen toplumlar, gelişmiş toplumların kölesi olarak kalırlar. Üretmediğiniz şeyi nasıl tüketeceksiniz? Dışarıdan satın alarak. İşte o zaman da işsizlik had safhalara ulaşır, tembelleşen bir toplum haline gelirsiniz. Yerli ve milli kaynaklar atıl kalır ve ekonominizi dışa bağımlı hale getirirsiniz! Onun için diyoruz ya: yerli ve milli ekonomik sistemi uygulamak zorundayız diye...
 
Üretimi artırmak, sanayinizi geliştirmek zorundasınız. Kalifiye eleman yetiştirmek, mesleki okullarını çoğaltmak ve mesleki okulları uygulama merkezlerine dönüştürmek zorundasınız? Üniversiteler, yüksek okulları bilim merkezlerine dönüştürülüp devletin ekonomisine katılımlarını sağlamalısınız. Milli kaynakların değerlendirildiği, yerli ve milli ekonominin hâkim kılındığı bir politika uygulamalısınız. Yoksa hem geleceğiniz hem de bu gençleriniz ömrünü beyhude – boş yere harcamış olurlar. O zaman da gençliğimize ve ülkemize yazık etmiş olmaz mıyız?
 
Son bir not: bizler iki cihanın varlığına inanan insanlarız. Bu dünyayı yalancı- geçici kabul ediyor, asıl dünya olan ahiret alemi için çalışıyoruz öyle değil mi? O zaman deriz ki: üç günlük dünya için sömüren, insanları aç, susuz ve yoksul bırakan sömürgeci anlayışla mücadele edip, bu adaletsiz paylaşımı çöp sepetine atıp, Adli ilahi için adil bir ekonomik sistemi kurmakla görevli değil miyiz? Tabii ki bu konuda en önemli görev de devleti elinde tutan siyasi iktidarlara düşüyor...

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya