"Barış Süreci"mi "Çözüm Süreci" mi?

22 Ocak 2013, 19:51
Mehmet Emin Aydınbaş
Konumuz; “PKKya silah bıraktırmak” sürecinden “Barış süreci”ne evrilen, şimdi de “Çözüm süreci” olarak adlandırılan, adı her ne ise “O” süreç. Bu süreçte Öcalan’ın muhatap alındığı,Hükümet kaynaklarının açıkladığı bir gerçek. Ama hala Hükümette bir ürkeklik bir mahcubiyet var. Sanki medyada, toplumda genel bir olumsuz tepki oluştuğu an bırakıp kaçacak gibi. Bu süreçte olabilecek herhangi provokatif bir eylem bir süreci sabote etme girişimini faturasının da Hükümete çıkarılacağı endişesi var. Malum, adı “Kürt açılımı”ndan, “Demokratik açılım”a evrilen Habur sürecinde de, Kürtlerin kitlesel taşkınlık gösterilerinin faturası medya tarafından Hükümete çıkarılmıştı. Gerçekten de o günlerde hükümet sıkıntılı bir dönem yaşadı. Sonunda sıkıntının adı konuldu “Türklerin izzeti nefsi rencide edilmişti”. Ve süreç resmen olmasa bile fiiilen rafa kalktı.  

Konumuzla doğrudan ilgil görünmese de; 18 Ocak Cuma günü Adalet Bakanı Ergin’in”Adalet talebimiz var inisiyatifi” ile görüşmesi vesilesiyle bir beyanatı var. Çok önemsediğim aslında ayrı bir yazı konusu olacak bu beyanatın haberine kısaca göz atalım;
“Cumhuriyet tarihi boyunca bu toprakların "devletten yana tarafım" diyen çok aktör gördüğünü, yargıda zihinsel bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ifade etti. Ergin, "Hrant Dink davasına baktığımızda yargı vesayetinin devam ettiğini görüyoruz. Örneğin İçişleri bakanlığının soruşturulmasına izin verdiği bir bürokratın yargılanmasının yargı tarafından engellendiğini biliyorum.” Yargının siyaset üzerindeki vesayetini bitirip demokrasinin kurumsallaşmasını sağlamalıyız." dedi. 

“Türkiye'de İmralı sürecinin başarıya ulaşmasının bu gibi derin devlet davalarının önünü açacağını, böylelikle hukuksuzluğun biteceğini” belirten Ergin…(Timetürk,18 Ocak 2013 Cuma - 16:19) 
. Teşhis doğru ama eksik. Sadece yargıda mı? Eğitim hayatımızın her döneminde, Devletin Kutsal olduğu telkiniyle yetişmiş nesillerin yetişkinliklerinde geldikleri her bürokratik pozisyonda   “Birinci vazifesinin devletin kutsallığını korumak ve kollamak” olduğu bilinci ile görev yapıyor. Dolayısı ile Ergin in de dediği gibi, vesayet zihinlerde. Bu bilinçle yetişen herkes de bir “Vasi”. Bu inanca sahip en küçük bir memur bile bu sayede birden kendi profilini ve misyonunu da yüceltmiş oluyor. Herkes, Hükümetlerin her türlü politikalarına “yerindelik” denetimi yapmakla görevli. Aksi durumda “içinde bulunduğu ahval ve şeraiti düşünmeden” durumdan vazife çıkarıp, gereğini (!) yapmaya soyunuyor.
Nitekim Habur sürecinde de gerek basın, gerekse de bürokrasi tüm gücüyle Hükümet üzerine karabasan gibi çöktü o dönemde. Onun için bu yeni süreç konusunda da,Hükümette bir ürkeklik bir rekaket var. Bunu süreci isimlendirme konusunda da görüyoruz.
Bu beyanatında Sayın Ergin; terörün devamının vesayet sistemini beslediğini, barış sürecinin sadece Kürt veya terör meselesiyle ilgili olmadığını da itiraf etmiş oluyor.
15 Ocak Salı günü Meclis AK parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Paris’teki cenazelerin geleceği illere provokasyon uyarısı yaparak, “Başlattığımız bu “barış süreci” dinamitlenmek isteniyor. Buna prim vermemek lazım. Kendi iç hesaplaşmalarının faturasını bu millet ödememeli.” dedi.

Yani Başbakan kamuoyundaki güçlü ve olumlu destekten cesaret alarak “Barış süreci” deyimini kullandı. Fakat o da ne. baştan beri, bu süreçte Hükümetin  kamuoyu önündeki sözcüsü rolündeki Yalçın Akdoğan barış süreci deyimini pek yerinde bulmuyor ve “çözüm süreci” deyimini kullanmayı tavsiye ediyor. Barış süreci deyimini kullanmanın “devletle örgütü eşitleyen bir yaklaşım”ın ürünü olduğunu ileri sürüyor.

 Bu durumu, yukarıda ifade ettiğim gibi ürkeklik, yada kafa karışıklığı olarak yorumlayabiliriz. Bu ürkekliği gene Yalçın Akdoğan’ın 11 Ocakta yayınlanan “Hudeybiye Örneği Ne Anlatıyor” yazısında da görebiliyoruz. F. Gülen’in, bu süreç hakkında verdiği Hudeybiye hatırlatmasına sarılmış. Adeta özür diliyor Türk Müslümanlardan “ Bu anlaşma aleyhimizde olsa da, aslında sonunda biz karlı çıkacağız” yollu bir üslup içerisinde. Aslında kimi muhatap aldığı da belli değil. Kürtlerin de Müslüman olduğunu birisinin hatırlatması gerekiyor Akdoğan’a. Şimdi Kürtler de kalkıp “Bu Hudeybiye örneği de ne oluyor? Bizde Müslüman değilmiyiz? Hudeybiye de Peygamberimiz ‘in (SAS) karşısındaki taraf müşriklerdi. Bizi müşrik konumunda mı görüyorsunuz” diye sormaz mı?” “Bu benzetmelerle bizim izzeti nefsimizi rencide hatta hakaret ediyorsunuz” demezler mi? Hükümetin bu tutumundan vazgeçmesi herhalde akamete uğramaması için herkesin üzerine titrediği bu sürecin selameti için.hayati önemdedir. 

Bu konuda BDP nin ve kendilerini “Kürt sorununda” Kürt tarafında mütalaa edenlerin kafasının daha net, ifadelerinin daha birbiri ile uyumlu olduğunu, barış iradelerinin de daha kararlı olduğunu gözleyebiliyoruz.. Özellikle Pariste katledilen 3 PKK’lı kadınının cenaze törenlerindeki söylemler ve tutumlar. Bunu ortaya koyuyor.Özellikle de provokasyondan korkulan bir ortamda, hiçbir olaya ve çatışmaya meydan vermeden cenazeleri defnetmeleri, yapılan konuşmalarda tahrik edici olmadan barış mesajları vermeleri takdire şayandır. Televizyonlarımızın da bu olayı canlı olarak yayınlamaya değer görmemeleri de manidardır. Yazılı basın bile olayı mümkün olduğu kadar küçük görmüştür.

. Önce senin bileğini bükeceğim. Kamuoyu önünde sert ve tehditkar konuşmalara devam edeceğim. Hatta sınır ötesi gidip Kandili bombalayacağım. Sonra buna “barış süreci” diyeceğim. Öyleyse hayırlı olsun. Herkesin şu gerçeği hatırdan çıkarmaması gerekiyor. Barış, güçlü bir mütehakkimin, bir zavallıya lütfettiği  atıfet değildir.

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • Mehmet Emin Aydınbaş @Canan kaya 1 yıl önce yorumlandı

      yorumunuz için teşekkür ederim. benim de net anlamak istediğim şey; cümlelerim alaşılması zor karmaşık ifadeler mi, yoksa yazılarımdan pozisyonum ve durduğum yer pek anlaşılamıyor mu? eğer birincisi ise haklı olabilirsiniz, daha kısa ve sade cümleler kurmam gerektiğinin ben de farkındayım. ama sanırım daha o kadar ustalaşmadım. eğer ikincisi ise; burada karşımıza, insanımızın kişileri kategorize ederek fikirlerini değerlendirdiği gerçeği çıkıyor. hani eskiler derler ya "bitaraf olan bertaraf olur".kendi kapasitemce haktan yana olduğunu düşündüğüm yerde duruyorum. bu yer, toplumda kaba çizgilerle oluşmuş kategorilerden birine tekabül etmeyebilir.islam'ın cihanşumul hak mesajının dışında,hiçbir kimse ve kuruluşun mutlak hak ve hakikatı temsil etme imtiyazına ve inhisarına sahip olmadığını düşünüyorum. saygılarımla.

    • Canan kaya 1 yıl önce yorumlandı

      doğruya doğru, eğriye eğri diyen bir tavrınız hissedilmekle beraber insanların sizi netlikle anlamasını kolaylaştırınız efendim

    TÜMÜ Yazarlar
    banner99
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    • İhanet
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv