Geçen hafta iş için Ürgüp’e gittik.Ürgüp Adliyesinde öğleyin görülecek işimize kadar kadim dostumuz Rıza beyle şehri gezdik.İşimiz bittikten sonda da gezmeye ve ziyaretlere devam ettik.
Ürgüp,tarihi geçmişi olan bir şehir.Peri Bacaları ayrı bir konu.Kapadokya’ya girerken zaten, başında şapkalı adamlara benzeyen oyulmuş taşlar sizi karşılıyor.Bir de Ürgüp’te kayalara oyulmuş evler var.
Bizim Fethiye tarafında kaya mezarları vardır.Onları andırıyor.Ama onlar kadar küçük değil.Kayayı keserle ve çekiçle oymuşlar.Dışarıdan bakılınca oyulan yer, küçük bir oda gibi ama,onun arkası var Daha içeriye ,kayanın derinliklerine bakınca, iki- üç odalı evler bunlar.
Ürgüp’te şehre tepeden bakan bir Temenni Tepesi var.Buradan şehre nazır çay içmek bir harika. Temenni Tepesi’nin hemen yanında kayaları oya oya yapılmış 4 katlı bir bina var.Geriden kaya mezarı gibi görünüyor.Ama burayı gezerken, 4 kat ev gezmesi yaptık.Her katta ikişer üçer oda var.4 katın sahibi de bir kişi .Kalabalık bir aileyi barındırmaya müsait.İçinde mutfak,tahıl ambarı,depolar, mutfak, hatta su kuyusu bile var.Orijinalliği bozulmasın diye merdivenler bile taşı oya oya yapılmış. Fayans ve karo değil.Yani eski hali korunmuş.Şehirde elektrik olmasına rağmen, merdivenler gaz lamları ile aydınlatılıyor.Bu evlerin bir başka özelliği de; bir evden diğer eve küçük ve gizli kapılardan rahatlıkla geçiliyor olması.Yani bir baskında evde bulanlar anında kaybolabiliyor.Diyorlar ki,böyle korunaklı bir belde olması sebebiyle İsa Peygamberin havarilerinin 5’i, Roma baskınlarında kaçıp Ürgüp’e, buraya gelmiş.
Ürgüp’ün folklorik özelliği de var.”Cemalim Cemalin algın Cemalim” türküsü müzikte Ürgüp’ün simgesidir.Ürgüp’ün Karlık köyünden Cemal isimli bir delikanlı kalleşçe öldürülür.Geriye karısı Şerife ile oğlu Mustafa kalır.Kadın, sonradan evlenmesine rağmen Cemali unutamaz.”Şen olasın Ürgüp şehri dumanın tütmez/Kıratın acemi, konağı tutmaz/Oğlun daha çok küçük yerini tutmaz/Cemalim Cemalim, algın Cemalim/ al kanlar içinde kaldın Cemalim” türküsünü yakar.Türkü çok uzundur.Hatta orada bize anlatanlar ,Cemali vuranların ailesi hatırlı kimseler olduğu için onlar türkünün aleyhlerine olan kısımlarını mahkeme kararı ile çıkartmışlar.Türkü gene de 8 kıta..
Ben Ürgüp’e vardığım zaman herkesin duyduğu şeyleri değil başka şeyleri merak ettim.İstanbul’da iken duyduğum bir olayı yerinde görmek,O’nun yaptıkları hakkında yaşayanlara bir şeyler sormak istedim.Bu;Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz idi.
Mustafa l943 yılında Ürgüp’e yani kendi memleketine kütüphane memuru olarak atanmış.Dairede yani kütüphanede onlarca kitap var ama, kitap okuyan yok.Bir gün böyle, üç gün böyle, her gün böyle..Kitap okuyan yok.Genç Mustafa buna üzülmüş.Kitap okumayı teşvik etmek istemiş.Ama kitap okuyan gene yok..
Bir gün Mustafa Güzelgöz, bir eşek almış.Eşeğin sırtına kitap koyacak şekilde raflar yaptırmış.Buralara koyup, köy köy kitap okuyacak adam aramaya gitmiş .Bu şekilde Mustafa Güzelgöz bütün köyleri dolaşmış,gittiği yerlerde çocukları ve gençleri hedef almış.Bir köye uğrayıp, oradaki gençlere ve çocuklara kitap vermiş.Çocuklar zamanla kitapları zevkle okumaya, gelecek hafta Mustafa Amca acaba hangi kitabı getirecek diye merak etmeye başlamışlar..Böyle böyle eşekle köye kitap götüren Mustafa, olmuş “eşekli kütüphaneci”.Zamanla kitap okuyanlar çoğalmış.Kütüphaneye gelenler de..
Eşekli Kütüphaneci bakmış ki, kitap okumaya gelen kadın yok..
Eşekli Kütüphaneci buna da bir çare(belki kurnazlık) düşünmüş.Singer ve Zenith firmalarına birer mektup yazarak,kendisine dikiş makinesi göndermelerini ,reklamlarını bedava yapacağını ve kütüphanenin kapısına firmaların isimlerini yazacağın söylemiş.Birisi 9 adet, diğerin de l adet dikiş makinası göndermiş.Eşekli kütüphanecide bir sevinç bir sevinç..
Hemen şehrin kadınlarına haber salmış, ilanlar yaptırmış:”Kimin kumaşı ve bezi, astarı varsa bedava makina var.İplikler ve düğmeler de benden..Herkes kütüphaneye biçki dikiş kursuna gelsin”demiş. Kadınlar ve kızlar akın akın kütüphaneye gelmeye başlamış.Ama gelenler 20 kişi ise, l0 makine var.İlk gelen kadınları makinelerin başına oturtuyormuş eşekli kütüphaneci..Diğer 10’una diyormuş ki; ”bacılar, bunlar işini bitirene kadar gelin sizinle kitap okuyalım.Ben okuma bilmeyenlere okuma yazma da öğretirim..” Kadınlar kendilerine sıra gelene kadar kadar okuyorlarmış İşini bitirenlere de “haydi ! Şimdi de kitap okuyun” diyormuş.Böyle böyle Eşekli Kütüphaneci Mustafa bir akım meydana getirmiş şehirde..
Eşekli Kütüphaneci’nin kütüphanesini de gezdik.Yüzlerce binlerce kitap var..Oradaki genç memurlar kendilerini sanki onun mirasçısı gibi görüyorlar.Eşekli Kütüphaneci deyince gözlerinin içi gülüyor.Bu
arada Eşekli Kütüphaneci demek, kimseyi rahatsız etmiyor.Kütüphanedekiler bile böyle diyor.
Şehri gezerken,Eşekli Kütüphaneci’nin oğlu Murat Güzelgöz ile tanıştık.İşyerinde O’nu ziyaret ettik. Babasından kitaplarda yazmayan ve sağda solda söylenmeyen başka bilgiler de aldık.
Ben, Eşekli Kütüphanecinin İstanbul’da iki heykelinin olduğunu biliyordum.Birisi Maltepe Üniversitesinin bahçesinde .Bunu gördüm.Bir eşeğe binmiş adam.Elinde gaz lambası.Manalı bir tablo...Diğeri Heykel de Kartal Belediyesi’nin bahçesinde .Kartal Belediyesi ayrıca merhum gazeteci Tayfun Talipoğlu’nun bir arkadaşı ile birlikte yazdığı ve Eşekli Kütüphaneciyi anlatan “Eşekle Gelen Aydınlık” isimli bir kitabını bastırmış.Bu kitabı görmemiştim. Murat bey bu kitabı gösterdi bize. Kütüphanede Eşekli Kütüphaneci hakkında yazılmış çok kitap vardı ama bu yoktu.Kitabın ismi tam da Maltepe Üniversitesindeki heykele uygun.Bir eşek, eşiğin sırtında bir adam,adamın elinde bir gaz lambası.. Ve aydınlık yayma gayreti..Heykel de, kitap da ismi ile müsemma..
Murat bey bize ,bir gün babası ile giderlerken, bir gencin önlerine atıldığını ,”Mustafa amca elimi öpeyim deyip eğildiğini,sonra; “Sen, benim hayatımı kurtardın ”dediğinde,babasının;” ben sana ne yaptım evladım” dediğini ve ardından gencin;”Sen, bana oku diye bir kitap vermiştin.Ben o kitabı okurken kız kaçırmanın suç olduğunu,kız kaçıran birisinin 7-8 yıl mapus damında yattığını öğrendim.Köyde bir kız vardı. Ben onu kaçırmak istiyordum.Senin kitabı okuyunca bundan vazgeçtim “demiş.
Böyle verimli bir adam hakkında tahkikat açılmış. Suç: “ görevinden başka işlerle uğraşmak.”İnsanları
aydınlatan bir adama reva mı bu? Ama olmuş..Bazılarının çekemediği adamı, Ürgüp bağrına basmış. Herkes onu tanıyor.Ve seviyor.. ”Şen olasın Ürgüp şehri.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasmet Halilagaoglu 2 hafta önce

Ulkeemizde genellikte kitap okuma alışkanlıkları malesef yok. Ama eşekli kütüphane Mustafa amcanın kitap okuka alışkanlığını yaymak için çabalarını takrir ediliyorum Allah yardımcısı olsun yazılarımızda kutluyorum iyi bir konu selam ve sevgiler.

Avatar
Rıza Tuğcu 2 hafta önce

Sabri bey,
çok güzel anlatım olmuş,
Teşekkürler.

Avatar
Sabri Esen 2 hafta önce

Ellerinize sağlık. Bu konu ile ilgili başka yazı okumuştum. Ama sizin yazınızdan başkaca bilgilerde öğrendim.