“SÜNNETULLAH” yasası gereği canlı ve varlık âleminin her katmanında hayatın doğal akışı ve oluşu söz konusudur. Bu akış ve oluşun hem maddi fiziki hem canlı biyolojik hem de sosyal ahlaki ve metafizik yasaları mevcuttur.

Akış ve oluşun hem İNŞA dediğimiz aksiyon ve hem de SELEKSİYON dediğimiz tasfiye dönemlerinde “tedricilik” yöntemi ile gerçekleşmektedir. Yani her inşa ve tasfiye dönemleri çantadan tavşan çıkartırcasına bir illüzyon yöntemi ile gerçekleşmemekte tam aksine bir sürü dinamiklerin uyumlu- iradi ya da zorunlu-doğal olarak bir araya gelerek determine ettiği bir inşa ya da tasfiye dinamizminden bahsetmekteyiz.

Bizler tıpkı mevsimler yaklaştığında nasıl hazırlık yaparak gerekli yaşam tedbirleri alıyor isek tıpkı bunun gibi fertler ve toplumlarda her fiziki sosyolojik ve de metafizik olaylar karşısında tabiatın ve toplumun doğal akışını iyice gözlemleyerek gerekli tedbirleri alarak çareler üretmek durumundadır.

Ferdi ve toplumsal imkanlarımızı tasarruf edip hayatımızı düzene sokup ihtiyaçları karşılamak ve de problemleri çözmek üzere irade ve kararlılığımızı ortaya koyduğumuzda hayatı idame ettirmek çok daha kolaylaşmış olacaktır. Bu irade ve imkan seferberliği hem siyasi iktisadi güvenlik alanlarında ve hem de tüm sosyolojik alanlarda söz konusu olmaktadır.

Mevsimler gelip çattığında hazırlıksız yakalananlar nasıl bir zorluk şartlarında çilenin muhatabı olarak yaşamaya mahkum oluyorlar ise sosyal olayların işaretler vererek ikazlar yaparak bir tefessühü toplumsal bir çökmeyi ve çözülmeyi determine ettiği durumlarda ise iyi güzel ve fayda temelinde ahlaki bir ıslah ile tecdit hareketlerini zorunlu kılacak seferberlikleri insan iradesi üzerine sorumluluklar olarak yüklemektedir.

Geç kalındığında gerekli kolektif irade ortaya konulamadığında yeterli seferberlik şartları oluşturulamadığında eyvah demenin asla bir getirisi ve geriye dönüşü olmayacak ve iş işten geçmiş olacak çileye çöküşe esarete ya da yok oluşa mahkum olunacak demektir.

Bütün bunları niye anlatmaya çalışıyoruz.

Öncelikle hayatın zorunlu doğal akışının yasası olan “sünnetullahı” dikkate alarak üzerimize yüklenmiş olan İRADİ sorumluluğun TEDRİCİ süreçlerine dikkat çekmek istediğimizdendir.

Ölüm gelmeden önce ömrün hastalanmadan önce sıhhatin fakirleşmeden önce zenginliğin esarete sürüklenmeden önce hürriyetin zulme uğramadan önce adaletin vs kıymetlerini bilelim değerlerimizi canlı tutalım ve de gerekli tedbirleri önceden alarak hayatımızın doğal ahenkli akışını sürdürelim diye konunun ehemmiyetine dikkat çekmek istemekteyiz.

Geç kalmış olmak zaaf içinde olmak zayıf cılız olmak hastalıklarla malul olmak gibi patolojik durumlarda gerekli ve zorunlu tedbirleri zamanında ve mekanında almamak her daim “ölü doğum” çareleri ve feryatları gibi faydasız olmaktadır zira hayatın akışı içinde bir karşılığı olmamaktadır.

İşte TEDRİCİLİK yöntemidir ki hayatın akışı içinde “zamanın ruhu” denilen toplumun HALVEGİDİŞİ neyi gerekli kılıyor ise onun tedbirlerinin etap etap safha safha gerçekleştirilerek İNŞA ya da TASFİYE edilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu yöntem sayesindedir ki hem yükselişin inşa şartlarının hürriyetlerin ılıman ikliminde imkanların tasarruf edilerek olacağını ve hem de çöküşün hastalıkların patolojik durumlarının iyileştirilerek rehabilite edilerek giderilmesi ve en azından çöküşün en az zayiatla en hafif bir şekilde yumuşak inişi sağlanarak yok oluşa giden yıkılışı önlemek için en elzem bir yöntemi teşkil etmektedir.

TEDRİCİLİK öylesine bir iradi sorumluluktur ki tıpkı toprağa ektiğimiz tohum gibi ya da doğumu kolaylaştıran ebe gibi küçük ve fakat şuurlu dokunuş ve yeterli gayretlerden ibaret olmaktadır. Bu şuurlu ve gayretli dokunuşlar ve ortaya koyabildiğimiz eylemler ve de oluşturabildiğimiz kurumsal yapılar aracılığı ile yapabildiğimiz tüm imkan ve kabiliyetlerin kazanımı hayatın akışı içinde kendi yaşamımızı hem kolaylaştırmakta ve hem de güvenlik ve idamesini sağlamaktadır.

SORUMLULUĞUMUZ

İşi yokuşa sürmeden suyu tersine akıtmaya çalışmadan zamanın ruhu denilen toplumun hal ve gidişi olan akış ve oluşun düzenini ahengini ıslahını ve de güvenliğini sağlayarak hayat yolculuğumuzu daim kılmaktır.

Demek işitiyoruz ki sadece hamasi nutuklar çekerek ya da sadece kaba kuvvet kullanarak ya da silaha dayalı devrimler yaparak toplumları değiştirmek ve dönüştürmek asla mümkün olamamaktadır. Zira İNSANI ve TOPLUMU tayin eden ihtiyaçları ve de zaruretleridir.

Bu TEDRİCİLİK yöntemi toplum hayatının hem siyasal alanlarının hem iktisadi alanlarının ve hem de sosyolojik alanlarının inşa ve tasfiye süreçlerinin insan GÜC ve İMKANLARINA mütenasip olarak vaz geçilmez bir yöntemini oluşturmaktadır zira hayatın akışı böylesine bir tedrici yöntemi zorunlu kılmaktadır.

Üstelik sosyolojik değişimler çok daha uzun soluklu ve uzun süreçli etaplardan oluşmaktadır.

Zira kültürel değişimler içinde gelenekleri ve de toplumsal alışkanlıkları barındırdığından dolayı akışkanlıkları ve değişimleri çok daha zor etapları içermektedir. Siyasal ya da ekonomik değişimler konjontürel kısa dönemli sosyolojik karşılıklara dayandıklarından dolayıdır ki çok dala kolay gözükmektedirler çünkü nihai tahlilde siyasal ve iktisadi değişim ve dönüşümler sosyolojik değişim ve dönüşümlerin bir neticesi olarak evirilmektedir.

MEDENİYET inşa süreçleri açısından siyasal ekonomik ve kültürel değişim dönüşüm ve gelişmelere baktığımızda ölçeklerin çok daha büyük oranlarda daha köklü ve daha kapsayıcı olduklarını görmekteyiz. Zira MEDENİYET dediğimiz olgunun temelinde inanç bilgi ve ahlaki disiplinler yatmakta ve nihai tahlilde bir TASAVVUR bir tasarım yöntemi ile ÜREME ve ÜRETİMİN hayatın tüm alanlarında küresel ölçekte bir meydan okuma olduğundan ve de yepyeni bir hayat biçimi ile yepyeni bir yaşam standartlarını içerdiğinden çok daha uzun soluklu tedrici bir MÜCADELEYİ gerekli kılmaktadır.

Vesselam

Şazeli Çügen

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.