26.10.2020 10:48
1 yorum
508 okunma
Paylaş
KONUŞMA SAN'ATI VE DİNLEME ADABI
Dini konularda camilerimizde ve çeşitli etkinliklerde konuşmacı bolluğuna ve konuşma çeşitliliğine rağmen, dinleyen cemaatimizde görmek istediğimiz İRFANI / Dini Bilgilenmeyi bir türlü göremiyoruz. Bunun her iki taraftan kaynaklı birçok nedenleri vardır. Ancak böylesi uzun ve derin bir konuyu enine-boyuna ele almak, yazımızın hacmini hayli aşacağı için; bu konunun sadece önemli bazı yönlerine işaretle yetineceğiz:
Kemal Cengiz
Dini konularda camilerimizde ve çeşitli etkinliklerde konuşmacı bolluğuna ve konuşma çeşitliliğine rağmen, dinleyen cemaatimizde görmek istediğimiz İRFANI / Dini Bilgilenmeyi bir türlü göremiyoruz. Bunun her iki taraftan kaynaklı birçok nedenleri vardır. Ancak  böylesi uzun ve derin bir konuyu enine-boyuna ele almak, yazımızın hacmini hayli aşacağı için; bu konunun sadece önemli bazı yönlerine işaretle yetineceğiz:
 
Herşeyden önce, konuşma bir İLETİŞİM işidir. İletişimde,  iletenle iletilenin; yani konuşan hatip ile dinleyenin karşılıklı mesaj alış-verişine gönülden açık ve istekli olmaları gerekir. Tek taraflı iletişim olmaz. Telefonumuzun tuşuna dokunmadıkça arayanın sesini duyamadığımız gibi; yapılan bir konuşmadan beklenen neticenin elde edilebilmesi için de, iletişimin tarafları olarak KONUŞANLA - DİNLEYEN arasında, "sıkı ama sessiz"  bir diyaloğun oluşması gerekir. Bu hususa işaretele Yüce Allah Kitabında, "Kur'an okunduğunda onu dinleyin ve susun!" (A'raf/204) buyurmaktadır.  
 
Bilindiğ gibi, kulağımızın faaliyeti olan, "işitmek, duymak ile dinlemek" arasında farklar vardır. Manasını anlayamadığımız seslerin algılanmasına "işitmek", seslerin manasını ve mesajını anlayacak şekilde algılanmasına "duymak" denir. Özel olarak  ilgi ve isteğimizle sesin, mana ve mesajını anlayacak şekilde algılanmasına ise DİNLEMEK" denir. 
 
Buna göre "duymak ile dinlemek" arasında SIKI bir ilişki söz konusudur. Duyduğumuz birçok sesi dinlemek istemediğimiz için kulak vermeyiz. 
Yüce Allah, kitabının sesli olarak okunurken ona kulak vererek  dinlememizi isteme yanında, dikkat edersek ayrıca bir de "SUSUN!" buyuruyor. 
Çünkü bir şeyi en karışık şekilde, kendi cinsinden olan başka kötü bir şey bozar. Bir bardak berrak suyun içine bir avuç toprak atılırsa, su bulanır. Fakat bir süre sonra toprak suyun dibine çöker ve su tekrar durulur. Çünkü toprak ile su aynı cinsten değildir. Ama bir avuç toprak yerine, berrak suyun içine bir damla kirli su karışırsa; suyun kalitesi bozulur ve bir daha kolayca da düzeltilemez. Aynen böyle; SES ile DİNLEME, kulak işi olarak aynı cinsten olduklarından birbirlerini çabuk etkiler ve hemen bozarlar. Bir sesi, düzeltilemez ve anlaşılmaz şekilde en kötü, başka bir ses bozar. Bunun için Yüce Allah, kitabı okunurken "SUSUP DİNLEMEMİZİ" istemektedir. 
 
İşin bir başka yönü daha var ki; Allah kuluna iki kulak vermiş ama, aynı anda ve aynı oranda sadece bir sesi duyabilir. İki gözü de öyledir. Birçok şey görür ama, aynı anda iki gözü ile tek bir şeye bakabilir. BASİRET sahipleri için bunda, Allah'ın birliğine dair işaretler vardır. Bu husus, Yüce Rabbimizin BEDİ' denilen eşsiz sıfatının eseri olan İNCE HİKMETİNİN sonucudur.
 
İşin İLAHİ derinlikteki hikmetli boyutu yanında DİNLEMEK, her şeyden önce "ilgi ve isteğe bağlı" olduğuna göre; KONUŞMACI, dinleyenin ilgisini çekecek şekilde onda istek ve ihtiyac uyandıracak olan konulara önem ve öncelik vermelidir. Yapılan konuşma böyle olursa dinleyenler de bir şeyler  alabilmek için kulak vereceklerdir. Bilmeliyiz ki, din adına anlattıklarımız, dünyada işimize yaramıyorsa; AHİRETLİKLERDEN başka dinleyen olmaz. Ticaret nasıl bir "arz-talep" işi ise, İRŞAD da öyledir. Câzip bir sunum yapılamaz ise, ilgiyle dinleyen olmaz.
 
Ancak, burada DİNLEYENE de düşen görevler vardır. Herşeyden önce, anlatılanların İSTEKLE  dinlenmesi gerekir. Duymak istemeyen kulağı hiçbir güç açamaz. İsteğin oluşması için de, İHTİYAÇ duyulması gerekir. Çarşıda-pazarda satılan binlerce  çeşit maldan biz, ilgi ve ihtiyaç duyduğumuza MÜŞTERİ oluruz. 
 
Dini konularda yapılan bu kadar konuşmalara, hatta radyo ve televizyonlardaki programlara rağmen  Halkımızın "dini bilgi ve bilinçlenmedeki" yetersizliğinin ikinci ve en önemli bir başka nedeni de  bu  İLGİ - İSTEK eksikliğidir. Beslenme uzmanları ilgi ve İŞTAHLA yenilmeyen besinlerin bile kaliteli olsa da vücuda pek o'kadar yararı olmayacağını söylüyor. Tıp otoriteleri, zorla yutulan hapların şifasının düşük olacağına dikkat çekiyor. Konuşmalarda anlatılan fikirler de aklımızın ve ruhumuzun gıdalarıdır. Onlardan yararlanmak için İSTEKLE dinlememiz gerekir. 
 
Özetle, anlamak için anlatmak kadar dinlemek de önemlidir. Dinlemek için ise, öncelikle ilgi ve istek, sonra da susmak gerekir.
 
Kemal CENGİZ
Emekli Müftü
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Kavramların iliskisi
Yazı, sonuca varmada aşamaları ya da şartları oluşturan kavramların müteselsilen bir bütün olduğunu müşahhas misallerle izah etmiş.
Yorum Ekleyen: Hüseyin Gazi YILDIRIM     26.10.2020 20:13:39
 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya