23.05.2019 14:09
607 okunma
Paylaş
Enerji fonuna aktarılacak ilk aday projeler belli oldu
Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Edin, Enerji Girişim Sermaye Fonu'na kapasiteleri bin 500-2 bin megavat civarında 4-5 doğal gaz ve hidroelektrik santralinin aktarılabileceğini belirtti.

Enerji sektörüne aktarılan 70 milyar dolarlık kredinin 23 milyar doları ödenmiş bulunuyor. Güncel durumda enerji sektörünün kredi bakiyesi 47 milyar dolar düzeyinde. Hali hazırda bu miktarın 12-13 milyar dolarlık kısmında yeniden yapılandırma ihtiyacı ortaya çıktı ve yarısı yeniden yapılandırıldı. Kalan yarısının da bu yıl yeniden yapılandırılması planlanırken, yaklaşık 2 milyar dolarlık bir proje yükünün mevcut ortaklarla çözüm bulunamaması ve yeniden yapılandırma konusunda ilerleme sağlanamaması nedeniyle Enerji Girişim Sermaye Fonu'na aktarılması hedefleniyor. Bu kapsamda banka temsilcileri, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından kurulan Enerji Girişim Sermaye Fonu'nun yapısı üzerinde çalışıyor. 

Bu temsilcilerden biri olan Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin, fonun detaylarına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Edin, fonun kurulması için ilk aşamanın ne olacağı yönündeki soru üzerine, öncelikli işin TBB tarafından bu yapının içerisinde yer almaları için ilgili bankaların davet edilmesi olacağını dile getirdi.

Katılmak isteyen bankaların öncelikle bir portföy yönetim şirketi (PYŞ) kuracağını ve bankaların eşit hissesinin olacağını aktaran Edin, "Keşke bütün bankalar dahil olsa ama ilk etapta hepsi olmayabilir. Bazı bankalar 'bu kapsama girecek projem yok' diyebilir. Ya da bazıları bu kapsamda projesi olmasa bile PYŞ'ye girerek oluşumun en başından yer alabilir. Burada amaç, herkesin dahil olacağı ve mutabık kalacağı bir şirketi kurgulamak, mümkün olduğunca dengeli ve adil bir yönetimi tesis etmek." diye konuştu.

Edin, öte yandan, bazı yabancı bankaların da iyi performans göstermeyen birkaç projesi olduğunu ama şu an fonda yer alıp almayacaklarına ilişkin bir netlik bulunmadığını söyledi.

TBB'nin davetinin ardından gerekli hukuksal altyapının hazırlanacağını anlatan Edin, sonrasında Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurulacağını ve oradan gelecek onaya bağlı olarak ilerleme kaydedileceğini ifade etti. 

Edin, PYŞ'nin nasıl kurulacağını ve yapısını ise şu şekilde açıkladı:

"Fondaki projelerin toplam kapasiteleri bin 500-2 bin megavat civarında 4-5 gaz ve hidroelektrik santrali bu kapsamda diyebiliriz. Bu projelerde sorunlu kredi miktarı ise 1,5-2 milyar dolar seviyesinde. İlk olarak bir doğal gaz ve bir hidroelektrik santralinin şu an aday olduğunu söyleyebilirim. Toplamda da 5 bankanın dahil olması söz konusu. Bu projeler için söz konusu bankalarla birer fon şirketi kurulacak. Oluşumda yer almak isteyen bankalar eşit hisselerle öncelikle bir PYŞ kuracak. Sorunlu kredisi bulunan her bir proje için, PYŞ çatısı altında ayrı ayrı fon şirketleri olacak. PYŞ, yüksek sermayeli bir iş olmayacak, temel giderleri çalışan maaşları olacak. Asıl önemli nokta PYŞ çatısı altında kurulacak fon şirketleri. Sorunlu kredisi bulunan her bir proje için, PYŞ çatısı altında ayrı ayrı fon şirketleri olacak. Yani PYŞ altında 4-5 tane fon şirketi olacak. Bu projeler çok teknik varlıklar olduğu için, ortak bir yönetici havuzuna ihtiyaç olacak. PYŞ de bu görevi üstlenecek ve ortak yönetimle bir ölçek ekonomisi sağlamayı amaçladığımız bir şirket yapısında olacak. Bankaların birlikte oluşturduğu bir yönetim kurulu olacak ve ayrıca enerji sektörüne hakim, dışarıdan bir yönetici bulmaya çalışacağız. Bu noktada araştırmalar da sürüyor. Böylece, son derece kapsamlı bir çatı enerji şirketi yapılanması ortaya çıkacak. Alttaki fon şirketlerinde de mevcut ekipler devam edebilir veya biz bankalar olarak yeni yönetimler atayabiliriz. Bu şekilde ayrı ayrı fon şirketleri kurulmasının amacı hem değerleme hem de müzakere süreçlerini kolaylaştırmak. Hepsini aynı havuza koymaya çalışsak, çok ciddi bir menfaat çakışması ve müzakere süreci olabilirdi. Bu yüzden daha kolay ve basit bir yapıyla gitmek istedik. Bankaların her bir fon şirketindeki hisse payları verdikleri kredi oranına göre belirlenecek."

Yeniden kredi oranları belirlenecek

Fon şirketleri kurulduktan sonra hisse sahibi bankaların nasıl bir çalışma yürüteceği sorusu üzerine Edin, bankalar olarak fon kapsamındaki projenin 10 yıl vadeyle yeniden ne kadarlık bir krediyi geri ödeyebileceğini hesaplayacaklarını ve bir nakit akışı çıkaracaklarını belirtti.

Edin, yapılacak çalışmayı 100 milyon dolarlık bir kredi örneği üzerinden, şöyle anlattı:

"Örneğin, projenin gelecek 10 yılda makul kredi faizi ve ana parasıyla 40 milyon dolar ödeyebileceği ortaya çıktı. O zaman diyeceğiz ki bu projenin kredisi 40 milyon dolar olmalı. 40 milyon dolar krediyi ödeyebilecek bir varlığın bugünkü şirket değerine baktığımızda ise 60 milyon dolar bir değer ortaya çıktığını düşünelim. Burada ortak, zaten sermayesini kaybetmiş oluyor. Biz de bankalar olarak verdiğimiz 100 milyon dolarlık kredinin 40 milyon dolarını silmiş oluyoruz. Kalan 60 milyon dolarının 40 milyon dolarını yeniden kredi olarak veriyoruz. Kalan 20 milyon dolarlık kısım ise sermayeye çevirerek kredi oranları payında hisse sahibi oluyoruz."

Fonlara aktarılacak şirketlerin değerlemelerinin nasıl yapılacağına ilişkin ise Edin, değerlemelerin üçüncü bağımsız bir şirkete yaptırılacağını ifade etti.

Edin, bankaların kendi bilançolarında sildikleri kredileri belirlemek açısından değerlemelerin önemli olduğunu ve bu kapsamda her bir bankanın kendi içinde ayırdığı provizyondan belli bir kısmı giderleştirerek zarar yazacağını vurguladı.

İlk satış için en az üç sene var

Kamunun bu oluşumda nasıl bir rol üstleneceği sorusu üzerine Edin, kamunun bu fona kaynak aktarımı anlamında bir katkısı olmayacağını ancak süreci hızlandırmak adına mevzuat değişiklikleri ile yapının önünü açmasının beklendiğini ve kamu bankalarının da finansmana dahil olduğu projelerin fon şirketlerinde herhangi bir banka gibi rol alacağını söyledi.

Edin, fondaki projelerin aynı piyasa koşullarında çalışacağı için gelir yaratma konusunda sorunların devam edebileceğinin hatırlatılması üzerine, "Burada önemli olan kredi miktarının aşağı gelmesi. Zaten projelerin sıkıntısı üstlerindeki borç ve bu borcun sürdürülemez olması. Eğer o borcu, bu yapılarla aşağıya indirebilirsek, o zaman proje gelirleriyle ödenebilir hale gelecek. Mevcut ortakların borçlarını aşağı indiremeyiz çünkü o zaman karşı tarafa haksız kazanç sağlamış oluruz. Bu yüzden, bu borçları kendi hissedar olduğumuz yapılara taşıyarak devam etmemiz gerekiyor. Biz enerji sektöründe bu dönemin kalıcı olduğunu düşünmediğimiz için enerji talebi yüzde 4-5 büyüme oranlarına geri geldiği zaman, sektörün daha iyi bir noktaya ulaşacağına inanıyoruz. Bu yüzden de fona aktarılacak şirketlerin hemen satışını düşünmüyoruz. Satış için en az üç sene var." değerlendirmesinde bulundu. 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya