(Geçen haftadan devam.)

Şu mısralar hem tarih şuuruna bağlıyor hem de atalarımızı saygıyla anmaya çağırıyor:
                         Sanma ki kahraman ecdadın her zaman uyurdu
                         Öyle olsaydı nerden bulacaktın eldeki yurdu
                         Üç kıtada yer yer hâlâ kanayan izleri şahid
                         Bir gün olsun dinlenmedi o kahraman nesli mücahit.

Milletler için tarihleri önemlidir. Her millet, tarihinden aldığı güçle geleceğine yön verir. Tarihini unutan, tarihini bilmeyen ve tarih şuurundan mahrum milletler bu güçten mahrum kalır.

Merhum Peyami Safa, bir yazısında : “Tarihinin sürekliliğini kaybeden bir millet, her şeyini kaybetmeye mahkûmdur. Hafızası parça parça kopmuş bir akıl hastası gibi, geçmişiyle, hatıralarıyla ve benliğini terkip eden bütün varlık unsurlarıyla ilgisi kesilmiştir. Yabancı tesir ve müdahalelere, yabancı korumaya hazır ve muhtaç bir halde, önce bağımsızlığını, sonra da bütün millî şahsiyetini ve varlığını kaybeder” diyor. Bundan sakınmamız gerekir.
Tarih masal okur gibi okunmaz. Tarih ders çıkarmak ve ibret almak için okunur. Âkif şöyle der:

Adam geçmişten hisse kaparmış ne masal şey
           Beş bin yıllık kıssa yarım hisse mi verdi
           Tarih tekerrürden ibaret diyorlar
            İbret alınsaydı hiç tekerrür mü ederdi?


İŞİMİZİ AKLA VE İLME HAVALE ETMEDİKÇE…

Aklımızı başımıza devşirmedikçe, işimizi ilim ve akla havale etmedikçe ve yeterince çalışmadıkça sıkıntılarımız devam edecek ve beka davamız daima var olacaktır.  Âkif, ayın, güneşin ve bütün seyyarelerin bir an dahi çalışmaktan geri durmadığını örnek vererek şöyle der:
                         Bekayı hak tanıyan sa’yi bir vazife bilir
                         Çalış çalış ki, beka, sa’y olursa hak edilir.

Âkif, mağdur, ihtiyaç sahibi, yardıma muhtaç birinin yanından geçmekte ancak cebinde parası yok. Durumunu ortaya koyarken, “Ya hamiyetsiz olaydım yahut param olaydı” der.

Çok değerli Akif dostları ve sevgili gençler! Safahat’tan ilk öğrendiklerim bu şekilde devam ediyor. Âkif’in hayatını hazırlarken, bunlar kadar önemli bulduğum ve her zaman ve her daim işimize yarayacak “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak” şiirini ezberledim. Âkif bu şiiriyle bir ayet-i kerimenin tefsirini yapıyor ve ümitsizlikten sakındırarak azimli olmaya çağırıyordu. O zamanlar ve dahi hayatımın her döneminde, bugün de, bu şiirden payıma düşeni almaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Değerli dostlar, izniniz olursa liseli yıllarımdan itibaren ezberimde olan “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak” şiirini sohbetimizin sonunda takdim etmek istiyorum. (Gelecek hafta, Akif ve Eğitim)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.