Yaygın kullanıma göre aynı ana- babadan olan kişilere kardeş deniyor. Oysa gerçekte onlar, karındaş’dır.

İslamî literatürde ise kardeşlik, Allah için ayni iman etrafında toplanmış ve dünyevi ihtiyacına rağmen kardeşini nefsine tercih eden kişilerin kardeşliğidir.

Habil’le Kabil gününden beri karındaşlar arasında yaratılışın imtihanı gereği düşmanlık olabiliyor. Ama din, iman kardeşliği arasında düşmanlık olmaz. Oluyorsa, zaten o kardeşlik yıkılmış oluyor.

İnsanlığın örnek (model) nesli Sahabe-i Kirâm, Ensar ve Muhacir ekseninde kardeş olmuşlardı. Bu öyle bir kardeşlik ki tarihte bir daha eşi görülmedi. Evini, malını, lokmasını isteyerek ve gönülden gelen bir şevkle kardeşiyle paylaşırlarken kendileri ihtiyaç içinde olabiliyorlardı.

Bir annenin aç çocuğuna yemeyip yedirmesi gibi bir şeydi.
Mehmet Akif’in, Yermük Harbi’ni anlatan manzumesinde savaş meydanında yaralarından kanlar akan bir Sahabînin, “Suuu!” diye seslenmesi ile kendisine ulaştırılan suyu, bir başka yaralı kardeşinin “Suuu!” diye inleyen sesini duyduğunda kendisi içmeyip ona götürülmesini; nihayet onun da “Suuu!” diye inleyen bir başka yaralı kardeşine götürmesini işaret edip suyu götürenin, geri dönüşünde hepsinin şehit olduğunu görmesinin tarihte bir benzeri daha var mı?

Kardeşler harfler gibidir. Harfler tek başına bir anlam ifade etmezler. Harfler birleşir kelime olur, kelimeler birleşir cümle olur, cümleler birleşir kitap olur, ondan da medeniyet olur.

HANİ,  NERDE O KARDEŞLİK?
Ümmetin paramparça haline bakın! Milletin partiler, cemaatler ve gruplar halindeki perakendeliğine bakın, dünya imtihanının bu güzelliğini kaybedip perme perişan olduğunu görürüz.

Hızına yetişemediğimiz olaylar sebebiyle yarım asır boyunca kardeşlik türküleri söyleyen bizlerin arasında uçurumlar meydana gelmiştir. Bedenler arasında oluşan bu uçurumları neredeyse gönüller arası uçurumlar haline getirmek tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Bu neden? Kuru bir hayal ve sevda peşinde olanlarla sevad-ı a’zamın takip ettiği orta yolu takip edenler arasındaki uyumsuzluktan. Ana caddeyi takip etmek yerine tâlî yollara sapmamız sebebiyle.

Hz. Peygamber (s.a.s.), Hz. Ömer, İmam-ı A’zam ve takipçileri tarafından ortaya konan orta yolu kaybetmemiz sebebiyle büyük keşmekeşlik meydana gelmiştir.

Gelin, Anadolu Vakfı’nın Medeniyet Serisi kitaplarıyla yolumuzu yeniden keşfedelim. Her bir kitap, anayol levhası mesabesindedir. Bizi Şehir Merkezi olan Yüce Kitaba ve hayatı, numune-i timsal olan Hz. Peygamberin sünnetine götürecektir, bi-iznillah.

En kalbî kardeşlik duygularıyla selam ve sevgiler sunarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.