Örtülü sermayeye isabet eden faiz ve benzeri ödemelerin, kurumlar vergisi matrahı karşısındaki durumu

-A A +A

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12 nci maddesinde; “ (1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.

(2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır.

Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne göre, Borcun öz sermayenin üç katını aşması ise; “kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş olan hesap dönemi başındaki öz sermayesini ifade etmektedir. Vergi Usul Kanununun 192’nci maddesi uyarınca öz sermaye, aktif (mevcutlar ile alacaklar) toplamı ile borçlar arasındaki farktır. Yeni kurulan kurumlar bakımından kuruluş tarihinde anılan Kanuna göre tespit edilen öz sermaye tutarı, hesap dönemi başındaki öz sermaye olarak dikkate alınacaktır.

Buna göre, kurumların yapmış oldukları borçlanmaların örtülü sermaye olup olmadığı yönündeki tespit, hesap dönemi başındaki bilançoda yer alan öz sermaye ile kıyaslanmak suretiyle yapılacaktır.” hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, hesap dönemi kapandıktan sonra örtülü sermaye kapsamındaki kur farkı hariç, faiz ve vb… ödemelerin kullandıran kurum tarafından düzeltme yapabilmesi için, örtülü sermayeyi kullanan kurum nezdinde yapılan düzeltme neticesinde, tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

Ayrıca, örtülü sermaye üzerinden hesaplanan kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler mükellef kurum nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılacaktır. Diğer taraftan elde edilen kâr payının tam mükellefiyete tâbi başka bir kurumun sermayesine katılmaları nedeniyle elde edilmesi halinde ise, ilgili tutar kurumlar vergisinden iştirak kazancı olarak istisna edilecektir. Ancak örtülü sermaye kullanan kurumun bu dönemde zararının çıkması ya da kurumlar vergisi matrahının bulunmaması nedeniyle, örtülü sermaye tutarına isabet eden kur farkı hariç, faiz ve vb…ödemeler iştirak kazancı istisnası olarak dikkate alınmayacaktır.


 

Saygılarımla,

Bülent KAÇAR

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 18.09.2015 - 00:48 -708-
Bu sayfayı paylaşın :