Nurcan ZİNGİ
Nurcan ZİNGİ
Yazarın Makaleleri
ÖMRÜM
Dönülmez akşamın ufkundayız, Vakit çok geç… Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç. Geçti bahar mevsimi, ömür yaz mıdır, kış mıdır bilemedim. Geçti altmışbeş yaş; iyi miydi, kötümüydü; bilemedim… Neydi ömür, kısa...
Su Gibi
                Bildiğim tüm aydınlıkların sonuna gelmiştim. Karanlığa adım atacaksam, ya karanlığın üzerine basıp ayakta duracaktım, ya da karanlıkta uçmayı öğrenecektim. Sessiz gemiydi bindiğim. Çehreleri farklı renklere bürünmüş,...
Toprak Kokusu...
'Vakti gelince gitmenin adıdır,  gün batımı; ömürden, gönülden…” ne kadar çok anıyordum gitmeyi; kendimi alıştırmak mıydı bir sona, yoksa bir güzel hadisin damarıma nakşettiği bir ilke; tefekkürün kalbimdeki tezahürü buydu...
Çocukluğumu Sakladım
                Kaç yaşlarında hatırlarız yaşadığımız olayları; üç, beş…. Belki daha geç, belki daha erken. Kanımca olayları gözlemlemek veya özümseyerek yaşamakla ilgili.                 Altı yaşlarındaydım....
Zamanda yolculuk...
                Nasıl da geçmişti, yarım yüzyılı geçkin bir ömür… Tutsak edilemeyen bir yel, geriye dönüşümü olmayan bir süreç. Farkında mı olamadık yoksa; farkındalığımızın üstünü örtmüşmüydü dünya telaşları....
Üşümüş mü Bey?...
 Ne kadar uzun zaman oldu? Seninle birlikteliğimiz Bey?Acıyı, hüznü, mutluluğu bir gönüle koyduk…Nasılda geçiyor; günler-geceler…Karda mıyız-zararda mı?Bilemedim Bey…Yavruları büyütmekle bitmiyormuş sorumluluk,Birler iki, ikiler...
Bebek
Hoş geleceksin bebek…Sefalar getireceksin…Koynunda sakladığın; Cennetin tüm güzel kokuları…Sıkılmış minik yumruklarında, Rahmanın selamını getireceksin…Ömrümün sonbaharına rast geldin…Oysa ne hayallerim vardı senin için…Koşulsuz...
Can dostlarım
Dostluk neydi?.. Rağmenlere rağmen, keşkeler olmaksızın kusurları görmemek, sevgileri sevgilerle defaten çarpmak, görmediğinde hüzün, kavuştuğunda servete kavuştuğun, uzun süre görmesen de hep yanında hissettiğin, beraberliklerde gönlünüzde...
Kanaviçenin hükmü...
>            Ne kadar değerliydik şu hayatta?... Ne kadar hükmümüz vardı, bize tahsis edilen?... Ne kadar iz bırakabildik; arkamızdan okunacak bir Fatiha, bir Yasin o da yetiştirebilmişsek bir salih evlat.            Bir kanaviçe...
En iyi Arkadaşım...
Hırçın bir denizde dalgalarla boğuşan, gemisinin güvertesinde acaba ne yapsam da bu zorlu dalgalarla başa çıkabilsem diyen, çaresizliği gözlerinin taa derinliklerinde okunan… Deli rüzgârlarla dağılmış gri- beyaz saçları, aylardır kara...
Tek Başına...
Hayat... Arkası yarın gibiydi, kesintisiz- - - Her gün yaşanacak bir şeyler vardı. Herkes kendi düşünü kurar, kendi hayatını oynardı. Sevgül' de oynadı, bu oyundan; tek başına ve zorlu… Kim bozdu onun düşlerini ?... Kim bozuk para...