İnsan yaratıcı ve üretken yönleriyle diğer canlılardan ayrılır. Sevip-sevilmek, sağlıklı, mutlu ve güvende olmak ister. Ancak başarı hırsı, doyumsuzluk ve haksız rekabet isteği tüm düzenini bozar. Çıkar odaklı yaşam tarzı kendi huzurunun önündeki engel olur. Her şeyi, benimsediği görüşe uyacak ve destekleyecek yönlere çeker. Gelişen teknoloji ikliminde değişen yaşam biçimi, algıları olguların önüne geçirir. İstediğini hemen elde edebilme, tutkusu, merakı ve telaşı insanın katı, acımasız; üstelik göründüğü gibi olmayan yönlerini gün yüzüne çıkarır.
11.12.2020 07:33
2 yorum
1.318 okunma
Gerçeği Algılamak
Ali Akça

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!
Mevlana

 

İnsan yaratıcı ve üretken yönleriyle diğer canlılardan ayrılır. Sevip-sevilmek, sağlıklı, mutlu ve güvende olmak ister. Ancak başarı hırsı, doyumsuzluk ve haksız rekabet isteği tüm düzenini bozar. Çıkar odaklı yaşam tarzı kendi huzurunun önündeki engel olur. Her şeyi, benimsediği görüşe uyacak ve destekleyecek yönlere çeker. Gelişen teknoloji ikliminde değişen yaşam biçimi, algıları olguların önüne geçirir. İstediğini hemen elde edebilme, tutkusu, merakı ve telaşı insanın katı, acımasız; üstelik göründüğü gibi olmayan yönlerini gün yüzüne çıkarır.    

Bir stres çıkmazında bütün sevgi sözcüklerini yapmacık yaşar, mutlu olması güçleşir. Çünkü gerçekçi davranmaz ve olduğu gibi görünmez. Sevmez ama severmiş gibi yapar. İnanmaz ama inanıyormuş gibi tutum sergiler. İlişki içinde bulunduğu kişilerin algısal ve kavramsal donanımına sızmaya çalışarak güdülerini değiştirmeyi amaçlar. Hiç gerçekleşmeyecek olan düşüncelerin hayalini kurması için çevresini etkiler. Kitlelerin davranışını gözlemleyip analiz ederek, istenilen yöne çekmek ister. Sonunda toplumu imkânsızlıklar içinde kendisini lüks merakı vb. gizli takıntıları olan bir varlık güruhuna dönüştürür. Sözler verilir, algı, ikna ve kandırma yöntemleri ile gerçekleşmeyecek vaatlere inandırılır.

Üstelik doğruluk, dürüstlük, hak, adalet ve güven insanın asırlardır önem verdiği temel değerleridir. Özellikle devlet adamları, sanatçı ve düşünürler bu değerlerin taşıyıcılarıdır. İdarecilerden topluma kılavuzluk etme, onu geliştirme, büyütme, güçlendirme, manevi değer kazandırma görevini üstlenmesi beklenir. Toplum seçtiği yönetimin denetlenebilir ve şeffaf olmasını ister. Sorunlarının şark kurnazlığı ve kısa vadeli çözümlerle geçiştirilmesini istemez. Herkes “emanet”, “ehliyet”, “liyakat” uygulamasının sözde değil gerçek hayata taşınmasını diler. Şeffaflık güveni artıran, risk primini azaltan bir sonuç doğurur. Buna rağmen, hep söylendiği gibi siyasette doğrular başarısızlık korkusuyla ya hiç söylenmez yahut hep geç söylenir. Gerçekler algı bombardımanında yıkım altında kalır.   

Devleti oluşturanlar onun temel görevinin adalet sağlamak olduğunun farkındadır. Hangi alanda olursa olsun güven yitirilince yeniden sağlanması zordur. Toplumdaki sevgi, şefkat, merhamet hisleri de zayıflar. Sahtelik ve gösteriş; ruhsuz, duygusuz ve çıkara dayalı bir ilişkiler yumağı oluşur. Algıyla saf duyguların bozulması kimseye yarar sağlamaz. Aksine samimiyetsizlik alıp başını giderse, insanın gönlü yorulur, hayattan soğur, inancı ve güvenci azalır. Yalan; yapmacık, suni, sahte tutumlarla karşılaşmak insanın hevesini kırar.

Yalanın dostu ve gerçeğin düşmanı çok olsa da; verilen sözlerin tutulmaması motivasyonu kırar, üretim ve verimlilik azalır. Kandırma oyunları ile gizlenen gerçekler; gün gelir bunu yapanlara en büyük zararı verir. Seneca “Gerçek, gecikmeyi sevmez” der. İnsanların birçoğu para ve güç odaklı olduğundan çabuk aldatılır. Liyakatsizler, vatansever görünüp gerçeğin yüzünü alt-üst ederek sadece kendi çıkarlarını düşünür.

Hayat oyunu kişi, toplum ve devletler tarafından çoğu zaman ikiyüzlü oynanır. Hiçbir şey yolunda değilken her şey yolundaymış gibi davranılır. Bu davranış kısır döngüye dönüşüp geride kalanların dünyaya olan inancını zedeler. Diderot “Yalanın faydası bir kere içindir, gerçeğin ise sonsuzdur” demiştir. Yalanları ört-bas etmek için yeni yalanlar; bunlara körü körüne inanmak, kutuplaşmalar çoğu zaman ruhu incinen toplumu huzursuz eder. Göründüğü gibi olmayan bir idare altında ezilenler zamanla yaşama sevincini yitirir. Genç, diri ve enerji dolu görünse bile, işine geleni söyleyenlerin gideceği son nokta hüsran olur.

Eğer insan bir güç tarafından her anının izlendiğinin bilincinde olursa kötülüklerden uzak durabilir. Bu inanca sahip kişinin vicdanı dürüstlük ırmağında yıkanır. Aksine gerçeklerin üstüne bir perde çekmek ve söz verip yapmamak, doğruları saptırmak, emanete ihanet etmek toplumu umutsuzluğa ve çaresizliğe sevk edebilir. Güveni canlı tutmanın en güzel yöntemi insanın sadece olduğu gibi, şeffaf görünmesidir. Gerçeklerin yaşantımıza sığdırılmasıdır. Ülkemizde doğruyu ve gerçeği konuşmaya, varlığı olabildiğince eşit paylaşmaya çok fazla ihtiyacın olduğu günler yaşanıyor. Yıkıcı kutuplaşma, güven kaybı ve adalet arayışının herkes tarafından arzulandığı bir çizgiye gelindi.

Bireyler sahici, samimi, ciddi, kalıcı ve güçlü faaliyetler yaparak huzur ve mutluluğa ulaşmayı dilerler. Zevkleri fişlenip analiz yapılmayan, düşünce ve duyguları manipüle edilmeyen, arzu ve hisleri baskıyla değiştirilmeyen, olduğu gibi kabul gören insanlar topluma inanır ve yöneticilerine bağlı kalır. Kibirleri giderek azalır, insana olan güven ve saygıları artar. Böyle bir toplum yaratıcı, dinç ve uyanık bir zihinle yaşar.

Gerçekleri olduğu gibi göstermek zordur. Ancak huzuru ve inancı doğrular sağlar. Sonsuzluğun güneşi gibi doğrular mutlaka belirir. Dünyevi işler bizi olduğumuz gibi görünmekten alıkoymasın. Gerçeğin keşfi; sahici, ciddi, kalıcı, samimi olmak insanı mutlu kılar. Dürüst insanı bulunca sevip değerini bilelim. İçinde yaşadığımız evreni dürüstlük pınarıyla temizleyelim. Bizden sonraki nesillere bırakılacak en büyük değer dürüstlük olmalıdır.

Dostlukla…

Ali Akça

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Gerçeği Algılamak
Sn. Akça, Makalenizi, yine ilgi ve dikkatle okudum. Malesef insanoğlunun doyumsuz edinimlerine, ne pahasına olursa olsun, sınırsız açlığını, özellikle gerçekleri gizleyerek, insani değerleri hiçe sayarak ulaşması, günumuzde cok anlamlı bir yer bulmakta ve örtüşmektedir. Bunun sınırsızca ve pervasızca yapılmasi ayrıca, üzücü olmakla birlikte insanlığı yaralamakta, acı vermekte, sonuçta, açlık ve sefaleti getirmektedir. Belli bir kesimin ise bundan habersiz yaşamını sürdürmesi veya duyarsız kalması, gerçeği algılayamamasi, boyun eğmesi acı veren başka bir husus. Aslında, duzeni bu denli dejenere eden nedenler öne çıkarken, insani değerler de yok sayılmıştır. Bozuk nesili yetiştiren ebeveyinler, özeleştirilerini yapmalı ve eğiten sistem de bu çerçevede sorgulanmalıdır. Duyarlı ve uygar bir toplum ancak modern eğitimle olur. Toplumların geleceği buna bağlıdır. Bununla birlikte yaşanan olumsuzluklardan gerekli dersi alınmalı ancak, geleceği umut ve güvenle bakılmaldır. Sağlikla kalın.
Yorum Ekleyen: Tayyar Süslü     26.12.2020 19:24:59
İnsan Görünüşüyle değil eylemiyle tanınmalı
Sayın Ali Akça makalenizi büyük bir zevkle okudum. Toplumumuzu çok güzel yorumlamışsınız. Sizi kutluyorum. Selam ve saygılarımla
Yorum Ekleyen: Murtaza Kiriş     16.12.2020 10:52:15
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. Halen, bir kamu kuruluşunda görevini sürdürmektedir. Şiir ve deneme yazıları yazmaktadır.

 

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya