Banaluka’yı (*) kuşatan Nemçeli komutan, kale muhafızına mektup yazarak kalenin teslimini istiyor, esasen yirmi bin kişilik bir kuvvetin Puzin, yirmi bin kişilik bir kuvvetin de Çetin kalelerini kuşattığını ve asıl ordunun Belgrad’dan kalkarak Niş yönüne gittiğini, bu sebeple teslim olmaktan başka çare olmadığını ileri sürüyordu.
01.02.2021 06:19
635 okunma
AVUSTURYA BANALUKA’YI KUŞATIYOR
İsmail Aydın

                Banaluka’yı (*) kuşatan Nemçeli komutan, kale muhafızına mektup yazarak kalenin teslimini istiyor, esasen yirmi bin kişilik bir kuvvetin Puzin, yirmi bin kişilik bir kuvvetin de Çetin kalelerini kuşattığını ve asıl ordunun Belgrad’dan kalkarak Niş yönüne gittiğini, bu sebeple teslim olmaktan başka çare olmadığını ileri sürüyordu.

                KUCAKLAŞARAK SÖZLEŞTİLER: ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK

                Kitaptan devam edelim:

                “Hile ile dolu mektubun tercümesi herkesin önünde yüksek sesle okunup kavramı bilindikten sonra kale muhafızı paşa, toplantıda hazır bulunanlara hitabederek: Muhammed ümmeti kardeşlerim, babalarım, oğullarım! İşte kâfirin boş lakırdıları ile yediği her haltı öğrenmiş oldunuz. Ne dersiniz?” deyince; mücahitlerin hepsi birden duraksamadan söze başlayıp: “Kale, şevketlü, kudretlü, kerametlü, Allah’ın inayetine ulaşmış İslâm Padişahı hazretlerinindir. Çoluk çocuğumuzla… efendimizin kalesini, dedelerimizden kalma aziz vatanımızı elimizle düşmana vermeyiz. İslâm dini uğruna, padişahımızın yoluna tatlı canımızı feda etmeye, bu yola temiz yürekle niyet etmiş ve koyulmuş bulunmaktayız. Hepimiz kırılıncaya ve içimizden bir kişi hayatta kalıncaya dek savaşmaktan geri durmayız” şeklinde karşılık verdiler. Niyetlerinde ve tuttukları yolda sebat ve devam edeceklerine dair birbirlerine söz verdiler.” (Ömer Bosnavî, a.g.e. Sayfa 58-59)

                İşte size, iki yüz bin kişilik Bizans ordusunun karşısına az bir kuvvetle dikilen Alp Arslan’ın ve arkadaşlarının ruh hali…

                               HALKIN MORALİNİ BOZACAK HABERLERİ SAKLIYOR

                “Kale muhafızı paşa, olup biteni kaleme alır ve o gece gözünü budaktan sakınmayan cesur, yol ve iz bilir, yabancı dil konuşur birkaç serdengeçti ile durumu Hekimoğlu Ali Paşa’ya bildirir. Vali aldığı haberleri, halkın moralini bozmamak, gazilerin çabalarını gevşetmemek amacıyla başkalarından saklar, gelenleri akıllıca vaatlerden ve nasihatlerden sonra: “İşte ben de kendim, denizler gibi coşan kalabalık bir ordu ile imdat ve yardımınıza koşmaya canla başla çalışmaktayım. Allah’ın yardımıyla yakında yetişirim” şeklinde pek çok teselli edici, kuvvetlendirici kelimeleri içeren mektupları, gelen serhadli dilaverlerin her birine vererek onları hemen o gece ordugâhtan çıkarıp kaleye geri gönderir.” (Bosnavî, a.g.e. Sayfa 59)

                Hekimoğlu Ali Paşa, çok usta savaş planları yaparak, aldatıcı şayialar yayarak, Fatih gibi gemiler ve sallar hazırlıyarak, düşmanın beklemediği bir zamanda beklemediği bir yönden Banaluka önüne gelir. Kitaptan okumaya devam edelim, bakalım okuduklarımız kimi hatırlatıyor?

                “…Böyle bir uğurlu gösteriş üzere alaylar yavaş yavaş ilerleyip savaş alanına yaklaştılar…

                Bu sırada bütün kuvvetlere ne suretle harekete edeceklerini önceden anlatmak ve açıklamak amacıyla zaferi bayrak edinen serdar, bütün asker safları ve alayları önünden geçip, durumlarına ve derecelerine göre her birine gönül alıcı sözler söyledi. Kimine baba, kimine kardeş, kimine oğul diye hitabederek:

                “Bugün gayret günüdür. Ben sizlerle beraber Ulu Allah’ın aciz kuluyum. Koruyucu kanadı altına sığındığımız, rahat ve güvenliğimizin sebebi, velinimetimiz, iyilikler sığınağı İslâm Padişahı kerametli efendimizin uğruna can feda edilecek ve İslâm dini yoluna kurban olunacak gündür. Düşmana karşı zafer, ancak savaş ve dövüş sırasında güçlüklere, yorgunluklara iyi niyetle, içtenlikle ve sürekli olarak katlanmakla mümkün olduğu tecrübe edilmiş ve görülmüştür” şeklinde pek çok öğütler verdikten sonra…

                               “YÜCE ALLAH’IM! SENDEN YARDIM VE ZAFER DİLİYORUM”

                Mahşer gününü andıran bu dehşet saçan gürültü arasında iyi niyetli ve dini bütün serdar atından indi, yüzünü toprağa sürüp gözleri yaşlı olarak:

                “Allah’ım! Yüce Allah’ım! Düşmanı bugün yok etmede bu kulunu utandırma. Bu değersiz kuluna şu an merhamet eyle. Peygamber Efendimizin yolunda gerekeni yapmak için temiz niyetim ve inancım, dinin gerektirdiği buyruktur. İslâm’ı yeryüzünden kökünü kazıyıp kaldırmak, dünyada Ulu Allah’ı yücelten, O’nun birliğine inanan, O’na eş ve benzer koşmaktan çekinen inanç sahibi hiç kimseyi komamak üzere aralarında anlaşıp yemin ve ittifak eden bütün dinsizlerden koru. Bu delice harekete girişme gururuyla ve öncülük sevdasıyla yeminini bozup hile ile ansızın ve gafil avlıyarak, İslâm kuvvetlerine bütün gücünü kullanarak kötülük etmeye kasteden kâfirleri yok etmek için Senden yardım ve başarı diliyorum” diye Allah katında boynu bükük ve bütün yüreğiyle yalvarıp yakardıktan sonra tekrar atına bindi. Allah’ın yardım edeceğine ve onu destekleyeceğine güvenerek o anda kılıcını kınından sıyırdı, ibtida düşmana karşı, sonra sağa sola salladı… O anda kendilerine zafer vaat edilmiş olan bütün İslâm askerleri, denizler gibi coşan gayretleriyle dalgalandılar, göklere yükselen Gülbank sesleriyle yerlerinden koptular. Kâfirlerin yağmur bulutlarına benzeyen ateş saçan top ve tüfeklerine aldırmadan üzerlerine aslanlar gibi saldırdılar. Kılıç ve mızraklarla din düşmanına mertçe giriştiler. Yüce Allah’ın yardımıyla ilk saldırıda kâfirlerin dört alay akeri, üç ünlü generali birden savaş alanında yere serildiler ve pek çoğu da can korkusuyla Virbas ırmağına döküldüler. Bu halde mücahitler din düşmanı ile iki saate yakın göğüs göğüse boğuşarak, o ölüm pazarında can alışverişi yaptılar.” (Bosnavî, a.g.e. Sayfa 64-65)

                Ve mesut netice: 1739 zaferi. Hekimoğlu bu zaferle on iki top, üç havan topu, iki bin üç yüz çadır, on beş bin varil barut, hesapsız kılıç, tüfek, harbe vesaire levazımı ve ganimet elde eder. Vali, zaferden sonra kadirbilirliğini tek tek gazilerin gönüllerini alarak gösterir.

                Osmanlı-Avusturya savaşlarının (1736-1739) sonunda, Avusturya umduğunun aksine, Bosna kahramanlarına mağlup olmuş, Bosna-Hersek’i alacağım derken, önceki aldığı bazı yerleri Belgrad andlaşmasıyla Osmanlı devletine geri vermek zorunda kalmıştır. İlk toprak kaybının 1699 Karlofça andlaşmasıyla olduğu düşünülürse 1739 zaferinin değeri daha iyi anlaşılır.

                İşte değerli okurlarım! Görüldüğü gibi nerede, ne zaman bir zafer kazanmış isek hep aynı imanın, aynı azmin neticesinde kazanmışızdır. O günkü toplumun padişaha, yani devlet başkanına bağlılığı ve saygısı ne kadar dikkat çekicidir! İşte millet buna denir, her biri ayrı bir yana çekiştiren topluluklara millet denemez. Hekimoğlu Ali Paşa’nın, Alp Arslan gibi, Murat Hüdavendigâr gibi, Yavuz Selim gibi inanmadığını kim iddia edebilir? Hekimoğlu Ali Paşa onlar gibi inanmış, onlar gibi ihlâsla savaşarak vadedilen zafere ulaşmıştır. Mekânı cennet olsun, Yüce Allah bütün Bosna kahramanlarından hoşnud olsun. (Amin)

                (*) Banaluka. Sırpça Banja Luka. Bosna Hersek içindeki özerk (çıbanbaşı) Sırp yönetiminin başkenti.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya