Birçok yörede sıkça kullanılan “fitne ve fesad” kavramı ne anlama geliyor diye Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat isimli eserine baktım.
18.02.2021 11:00
4 yorum
1.128 okunma
FİTNE VE FESAD ÜZERİNE BİR DENEME
İsmail Aydın

                Baba nasihati, atalar nasihati: Fitne ve Fesad’dan sakının.

                Birçok yörede sıkça kullanılan “fitne ve fesad”  kavramı ne anlama geliyor diye Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat isimli eserine baktım. İkisi bir arada, yani “fitne ve fesad” gibi bir deyim ve kelime bulamadım. Fitne için bela, mihnet, sıkıntı kayıtları mevcut. Fesad kelimesine ise bozukluk dendikten sonra fitne, arabozma, ayartma, karışıklık ve sağduyudan sapma gibi anlamlar yüklenmiş. TDV İslâm Ansiklopedisi’nde yer alan bir makalede belirtildiğine göre, Arapça ftn kökünden gelen fitne Kur’ân’da on bir ayette geçmekte, bunun türevi olan benzer kelimeler ise otuz dokuz ayette geçmektedir. Ateşle yakma, kargaşa anlamı da taşıyan fitne ve türevleri, Kur’ân’da toplumu anarşi ve bozgunculuğa itme anlamında kullanılmaktadır ki, bunun zararı herkese dokunur. “Öyle bir fitneden sakının ki, geldiği zaman içinizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmaz, hepinize şamil olur.” (Enfal, 8/25)

                Halk arasında bu iki kelimeye yakın anlamda hased ve kıskanç kelimelerinin kullanıldığını görüyoruz. Kıskanç kelimesi için yukarıda adı geçen eserde bir kayda rastlamadım veya benim gözümden kaçtı veya eşanlamlısı hased olduğu için yer verilmemiş. Nitekim hased kelimesine kıskançlık, çekememezlik, günülemek gibi anlamlar verilmiş. Hased, bir nimetin yani bir imkânın, hak sahibinden yok olmasını temennidir, bir imkânı başkasında görmekten rahatsız olup onun kaybolmasını istemektir. “Benim yok, öyleyse onun da olmasın.” Türkçemizde “çekememezlik” dediğimiz şey budur. “Çelme takmak” deyimi de çekememezlikle ilgilidir.

                 Hased adam o derece zararlıdır ki, hased ettiği zaman ortalığa fitne saçar, bozgunculuk yapar. O takdirde yapılacak en iyi şey, fitneye karşı kulakları tıkamaktır yani onu dinlememek ve şerrinden Allah’a sığınmaktır. Konuya ilişkin olarak, Kur’ân’ın son sûrelerinden olan Felâk Sûresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “De ki: Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.” (Felâk, 113/1-5)

                Bir de bu anlamlara yakın ihanet anlamında muhânet kelimesi var. Dinlediğim şarkı ve türkülerde “muhânnet” olarak geçiyor ama doğrusu muhânet’tir. “Kadir Mevlâ’m, senden bir dileğim var / Yedi deryalara gark eyle beni / Yine muhânete muhtaç eyleme.” Bu kelimeyle birlikte hemen anılan bir kelime de namerttir.  Bazı insanlar “Muhânete muhtaç olmamak” bazıları da, “namerde muhtaç olmamak” için çalıştıklarını söylerler. Namerde muhtaç olmak, ölmekten beterdir. Hani lâf aramızda, muhânet komşunun yani kötü komşunun, komşuluk hukukuna sığmayan ödünç olarak istenen bir şeyi vermemek gibi hareketi bazen insanı hacet sahibi yaparmış: “Kötü komşu adamı hacet sahibi eder” atasözü bu durumu ifade etmektedir.

                Şüphesiz ki bütün bunların altında yatan temel sebep az veya çok cehalettir. Cehalet kimisinde azdır, kimisinde çoktur. Mesela, hasedlik, kıskançlığa nazaran daha çok cehaleti gerektirir ve zararı daha büyüktür. Kıskançlığın zararı, hasedlik kadar değildir. O sebeple “kıskançlık insaflı hastalıktır” denilmiştir. Çünkü kıskançlık, kıskanılandan çok kıskanana zarar verirmiş.

                Çocuk oyuncaklarını kıskanır, kardeşini kıskanır ama bu eğitilebilir bir kıskançlıktır. Çünkü o çocuk yaşta henüz “ham adam”dır. Yaşı ilerledikçe eğitilecek ve olgunlaşacaktır.

                Lûgatların dışına çıkarak, hased ve kıskanç kelimelerinin toplum nazarında hangi anlamlarda kullanıldığını bir örnekle açıklamaya çalışalım.

                Kabul edelim ki biri hased, diğeri kıskanç iki adam olsun. Diyelim ki, siz bir iş yapıyorsunuz ve başarılı oluyorsunuz. Kıskanç adam, hiç gereği yokken aynı işi kendisi de yapmak ister ama benim işim onunkinden daha iyi olsun ister. Fakat bu, iyilik ve hayır çerçevesinde bir yarış değildir, kıskançlık anlamında sizin işinizin daha iyi olmasını istememektir. İmrenerek iyi bir iş yapmaya gıpta denilir ki, kıskançlığın dışında olmak kaydıyla bu yarış tavsiye edilmiştir.

                Hased adam ise bunun tam tersi bir durum sergiler. “Mademki o işi ben yapamıyorum, öyleyse o da yapmasın”; “Mademki benim otomobilim yok, öyleyse onun da olmasın” gibi. Hased ve kıskanç arasındaki fark budur. Bunlar kötü huylardır. Bir adam için fitne-âmiz deniyorsa, o kişinin fesat karıştıran, bozgunculuk yapan biri olduğu anlatılıyor demektir.

                Kötü huylara karşı tavsiye edilen özellikler cömertliktir, ferasettir, fazilettir, feragattir. Feraset anlayışlılıktır, doğru ve haklı olanı çabuk seziştir. Fazilet, insanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidâttır, güzel vasıf, iyilik, iyi huy ve erdem demektir. Feragat ise vazgeçme, el çekme demektir. Mesela, “filan kişi lehine hakkımdan feragat ediyorum” diyen birisi, o kişi lehine, yani başkası lehine hakkından vazgeçtiğini anlatmaktadır.

                Şeyh Sâdi Şirâzî, Bostan ile Gülistan isimli ünlü eserinde cömertliğe dair şu mısraları yazmış: Her kim musibet gününde feryadına yetişecek bir kimse istiyorsa sen ona: “Arkadaş, selamet günlerinde cömertliğe çalış” de. “Para ile alınmış kulağı halkalı köleyi okşamazsan kaçar gider. Sen lûtfet, lûtfet ki yabancılar senin kulağı halkalı kölen olsunlar.”

                Hasedlik ve kıskançlık üzerine yaptığımız bu denemeyi, meşhur bir fıkra ile bağlamaya çalışalım. Hz. Musa zamanında, adamın biri, “Ya Musa! Komşumun eşeği var benim yok, yüce Allah’a halimi arz etsen de bana bir eşek verse” demiş. Elçiye zeval olmaz. Hz. Musa, adamın talebini yüce Allah’a arz etmiş ve şöyle bir mesajla dönmüş: “Ya Musa! O kuluma selam söyle, komşusuna bir eşek daha vermeme razı ise ona bir eşek vereyim.” Bu mesaj üzerine adam derhal itiraz etmiş: “Yoo” demiş, “Ben o eşekten vazgeçtim, yeter ki komşumun eşeği iki olmasın.”

                Ne mutlu, kıssadan hisse alabilenlere!

Yüce Allah bütün müminleri fitnecilerden, kin, hased ve kıskançlık duygularından muhafaza buyursun. (Amin)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
4 yorum yapıldı
başarılarını dilerim abim
Duamız ile kararımız ve kavlimiz bir olsun. Makalenizi dua ve temenni makamında görüyor ve bütün yüreğimle AMİN diyorum İsmail abi. Yüreğine kelamına kuvvet. Ahmet Taşkaya
Yorum Ekleyen: ahmet taşkaya     23.03.2021 11:15:48
AMİN
Duamız ile kararımız ve kavlimiz bir olsun. Makalenizi dua ve temenni makamında görüyor ve bütün yüreğimle AMİN diyorum İsmail abi. Yüreğine kelamına kuvvet.
Yorum Ekleyen: Hüseyin AYAZ     23.02.2021 09:56:57
İyi huy
Hased ve kıskançlık aynı zamanda tedavisi zor bir hastalıktır..Allah hepimizi tam tersine iyi huylu ve güzel ahlaklı insanlardan eylesin..Amin
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     20.02.2021 10:27:53
Kıskançlık
Allah herkesi fitne, haset, kıskançlık, kindar ve kötü kişilerden korusun. Kıssadan hisseden ders alarak ilk önce kendimizi düzeltmeliyiz kalemine yüreğine sağlık.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     19.02.2021 11:21:09
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya