Sincan Kaymakamı olduğum yıllar…
03.03.2021 08:47
2 yorum
718 okunma
DİL YÂRESİ
Kadir Çalışıcı

Sincan Kaymakamı olduğum yıllar… 

Hanım “Hamuraşı” pişirmiş… (zinhar makarna değil ha!)  

Eee… Bu mübarek de sarımsaklı yoğurtla pek iyi gider.  

Yoğurdun hasını da küçük mandırasında Ayaşlı Hacı Amca yapar.  

Yeri hemen bir sokak ilerde, bizim lojmana yakındı; adı da Ayaş Yoğurtçusu idi.  O varken evde yoğurt yapmaya gerek görmezdi hanım.

Çünkü adı da bizden, tadı da bizdendi. 

Hanım, hamuraşının pişmek üzere olduğunu, yoğurt getirmemi istedi. 

Bir koşu gittim.  

Aaa... Bizim “Ayaş Yoğurtçusu” ortalarda yok; yerinde yeller esiyor.

Aradım taradım… yok yok yok!  

Mandıranın yerini biliyorum; aha tam da burası. Ama “Ayaş Yoğurtçusu” gitmiş, tabelasında gâvurca karışık bir şeyler yazıyor.  

Dikkatle baktım: ”First Klas Yoğurtçu.” yazıyor.

Aaa… Ama Hacı Amca içeride!  

Her zamanki gibi kolları sıvamış, kırçıl sakallarının aydınlığı yüzüne vurmuş,  devinip duruyor. 

Girip selam verdim. 

-Oo… dedi, Kaymakam beyim, buyurun! 

- Hacı Amca bu ne hal..!? 

Suçüstü yakalanmış müeddep genç bir kız gibi kızardı bozardı; başını mahcubiyetiyle yere eğdi. 

-Sorma beyim, dedi,şu benim sıpanın işi… Ticari mantık gereğiymiş; böylesi daha havalı olurmuş! 

Tabelâda değişmeyen tek Türkçe sözcük “yoğurt” kalmış. İngilizcesini bulabilseler onu da değiştirecekleri muhakkak, şükür ki bulamamışlar. 

İçim bir tuhaf oldu. 

Babam böyle durumlara çok kızar, “Türk kaşığıyla gâvur b.ku yemeyin” derdi. 

Sanki vatan topraklarından bir parça daha düşmana kaptırılmışçasına içim yandı.  

Ağzımın tadı fena kaçmıştı, yoğurt-moğurt da almadım. 

Sonraları çok düşündüm: 

Bu bizdeki, “frenk mukallitliği”, bu” gavur özentisi”, bu “aşağılık duygusu” nedendir Allahaşkına! 

Bu bir toplumsal hastalık mıdır nedir?  

Töresini, ilini, dilini hor gören millet, büyük millet olabilir mi? 

Hâlbuki öyle bir dilimiz var ki “Mehmetçik” kadar mucizevî ve harika. 

Bunu ben söylemiyorum, dünyaca tanınmış “dilbilimci”ler söylüyor.  

Yıllar önceydi… 

TRT’ de bir programda Belçikalı ünlü dilbilimci Johan Vandewalle ile yapılan bir konuşmayı zevkle dinlemiştim. Hafızamda kalan birkaç cümlesi şöyleydi: 

 “Türkçe satranç gibidir; kuralları basit, seçenekleri sınırsızdır.  

Hiçbir dilde görülmeyen “dil kuralları” üstünlüğüne sahiptir. Hele de matematiksel yapısı... Beni büyülüyor.” 

Taa o zaman bu sözler beni ne de gururlanmıştı… 

Şu değerlendirmeler de ünlü İngiliz bilgini Max Müller’in “Dilbilim” adlı kitabından, 

 “Türkçe bir grameri okumak bile gerçek bir zevktir. Kiplerdeki hünerli tarz, çekimlerde hakim olan kıyasilik, şekillerde baştan başa görülen saydamlık, dilde pırıldayan insan zekasının bu harikalı kudreti, duyanları hayrete düşürmektedir… Bu öyle bir gramerdir ki, bir billur kovan içinde bal peteklerinin oluşunu nasıl seyredebilirsek, onda da düşüncenin oluşunu öylece seyredebiliriz.” 

Sık sık çarşı-pazar, cadde-sokak dolaştığım olur. 

Dükkan isimleri, reklam tabelaları, her yer yabancı sözcük istilasına uğramış. 

Adım başı “pub”lar, kafeteryalar, dansingler, diskolar, clublar… 

Gençlerin ağızlarında “oley”ler, “okey”ler, “bay bay” lar.  

Hele de şu ”çüs”ler… 

İnsanın “çüs” diyene “çüşş” diyesi geliyor. 

Şu günlerde her yabancı sözcük gözüme işgal kuvvetlerinin hoyrat askerleri gibi gözüküyor; bunalıyorum. 

Caddelerimiz sokaklarımız tam anlamıyla işgal altında. 

Hey Karamanoğlu Mehmet Bey neredesin!  

Sen de taa o zaman, dilimize yapılan bunca kepazeliğe daha fazla dayanamamıştın da, 

Divanda, dergâhta, bergahta, mecliste TÜRKÇE’ den başka bir dil zinhar konuşulmaya!”  diye devam eden bir ferman yayınlamıştın. 

Sonraları senin o yiğit haykırışını biz “Dil Bayramı” yaptık. 

Gel gör ki anlayan kim, dinleyen kim.

Hele de şimdilerde ,  

Frenk özentileri öylesine çok türedi ki;   

Bizi de, dilimizi de perişan ettiler; ediyorlar. 

Gel…Gel de şu “dilibozuk”lara bir kaş çat! 

Bilirsin; dilibozukluk maazallah insanı, sütübozukluğa kadar götürür. 

Şunların gâvur kelâmına bulanmış dillerini eşek arılarına soktur! 

Eğer kâr etmezse, 

Emine Nine’nin, ağzından kötü lâf çıkan küçük afacanlara yaptığını yap! 

Yaramaz dillere şöyle hakikisinden bir Maraş biberi sür! 

Biz beceremedik Karamanoğlu… Beceremedik! 

-Tanzimat ilân ettik olmadı. 

-Meşrutiyet ilân ettik olmadı. 

-Cumhuriyet ilân ettik yine olmadı. 

Tez gel Allahaşkına! 

Gel de bir “CİDDİYET” ilân et! 

Et de, ister titreyerek,  

İster titremeden bi kendimize dönelim beyim! 

 

Bekle bekle… Karamanoğlu’ndan işaret de haber de yok.  

Ama bu aymazlık, bu vurdumduymazlık gittikçe beni daha da bunaltıyor. 

Acaba bir ferman da ben mi çıkarsam? diye düşünüyorum. 

Fakat derman olmayınca fermanın hükmü ne ola ki! 

 

Velhasılı olmuyor olmuyor…  

Deli gönlümün deli kâhyası diyor ki:  

Çık meydana, 

Dikil şu koca caddenin ortasına… 

İnlet yeri göğü, Kükre Efe Celâl gibi:

"-Bİ DAKKA ARKADAŞ… Bİ DAKKA!  

 

Bu dil ki,  

Delikanlı Bir Milletin alâmeti fârikasıdır. 

Tanrı Dağları’ndan doğmuş,  

Gelip Türk’ün diline konmuş,  

Ebemkuşağı harikasıdır. 

Bu dil ki, 

Gözü yaşlıların kundak sarma zulası, 

Zalimlere karşı ejderha saldırmasıdır. 

Arkadaş biz bu dili IMF’den ödünç almadık. 

Sizi gidi belkemiğinden mahrum tel maşa tipler. 

Sizi gidi bu millete midesinden bağlı çürük ipler… 

Ana sütü gibi helâl dilimizi hor göremezsiniz! 

Bu mübarek dilin başına çorap öremezsiniz. 

Müslüman mahallesinde salyangoz satamazsınız. 

Gâvurca sözcükler geveleyip kostaklanamazsınız! 

Ulaaan… "

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
HARİKA
Ne güzel damıtarak zihinlere nakşetmişsiniz. Aslında ses aynamıza bakmayı bilsek, işaret ettiğiniz gülünç durumlara düşmeyiz. Dil sesin öz bayrağıdır. Bayraksız ses olabilir mi?
Yorum Ekleyen: hasan mutluoğlu     5.03.2021 22:42:59
Dil Kahramanları Devlet Başına
Değerli Valim, yazınızı bir çırpıda okudum. Heyecanlandırdınız beni. Merhum Oktay Sinanoğlu'nu da hatırlattınız. Gönlünüze sağlık selâmet olsun.
Yorum Ekleyen: HÜSEYİN AYAZ     4.03.2021 08:15:46
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya