Hıcr halkı, Hıcr denilen yerde helâk olan Semud kavmidir. Salih (a.s.)’i ve dolayısıyla bütün peygamberleri yalanlamışlardı. Sanatkâr bir kavim idiler, güçlü kuvvetlilerdi ama yüce Allah’ın gücü ve kudreti karşısında bu onların işine yaramadı, bir çığlıkla helâk oldular. “…dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı… Sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı.” (Hıcr, 15/82-83)
15.03.2021 12:40
4 yorum
1.686 okunma
HICR VE NAHL SURELERİNDE PEYGAMBER YOLU
İsmail Aydın

Hıcr halkı, Hıcr denilen yerde helâk olan Semud kavmidir. Salih (a.s.)’i ve dolayısıyla bütün peygamberleri yalanlamışlardı. Sanatkâr bir kavim idiler, güçlü kuvvetlilerdi ama yüce Allah’ın gücü ve kudreti karşısında bu onların işine yaramadı, bir çığlıkla helâk oldular. “…dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı… Sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı.” (Hıcr, 15/82-83)

Mekke dönemi surelerinden olan Hıcr (15) ve Nahl (16) surelerinde de, Peygamber (s.a.v.)’e mücadele metodu olarak gösterilen yol sabır, hoşgörü, iyilik ve güzelliktir. Allah’ı inkâr eden ve peygamberleri yalanlayan inkârcılara karşı tutulması emredilen bu yol, sonuç itibariyle hiç kimseye zararı olmayan güvenli ve emniyetli bir yoldur.

HER İŞİN BAŞI SABIR

Sabır o kadar önemlidir ki, yüce Allah bunu bütün Peygamberlerine her halükarda tavsiye etmiş ve hatta Hz. Musa (a.s.) örneğinde olduğu gibi öğretip eğitmiştir. Hz. Musa (a.s.)’ın, kendisine ilim ve hikmet öğretmesi için, ilim ve hikmet sahibi bir kula tabi olması, bu sırada geminin delinmesi, erkek çocuğun öldürülmesi ve yıkılmak üzere olan bir duvarın doğrultulması gibi olaylarda hikmetin gizlendiği, sabrın denendiği ve öğretildiği açık ve net olarak görülmektedir. (Kehf, 18/66-69)

Kur’ân’ın özeti mahiyetinde nitelenen Asr suresi doğrudan doğruya sabırla ilgili olduğu gibi, oğulları Yusuf (a.s.) ve Bünyamin’i kaybeden Yakub (a.s.) da “Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor.” demektedir. (Yusuf, 12/83.)

Yine Mekke dönemi surelerinden olan Hud ve Fussilet surelerinde de Peygamber (s.a.v.)’e tavsiye edilen yol iyilik, güzellik ve sabırdır: “Muhakkak ki iyilik kötülükleri giderir. Bu ise düşünebilenlere bir öğüttür. Ve sabret. Çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.” (Hud, 11/114-115)

“İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur.” Fussilet, 41/34-35) Ahzab suresi ayet 48’de aynı mealdedir.

Sabır, hoşgörü, iyilik ve güzellik hepsi bir arada olarak, ne o yolda yürüyeni zarara sokar, ne de karşı tarafta kalp kırılmasına sebep olur. Kaba ve sert davranış muhatabı sinirlendirir, inkârda ve kendi fikrinde inada sürükler ve muhtemeldir ki, onun da kaba ve sert davranmasına yol açar. Bu da ipin gerilmesine ve nihayet herkesin zararına olacak şekilde kopmasına sebep olur.

Türkçemizdeki “sabrın sonu selamettir, sabırla koruk helva olur” gibi sözler bu anlamda meşhurdur.

HAK YERİNİ BULACAKTIR

Hıcr suresinde Lût kavmi, Eyke halkı, Hıcr halkı gibi helak edilen kavimlerle ilgili haberlere ayet 51’den itibaren yer veriliyor. Allah’ın varlığını inkâr etmişlerdi, sonları felâket oldu. Şehrin altı üstüne geçti, üzerlerine balçıktan taşlar yağdı. Hıcr halkını korkunç bir çığlık yakaladı.

Mekkelileri uyarmak üzere bu haberler verilirken, bunların harabelerinin yolları üzerinde olduğu bildiriliyor. Sodom ve Gomore, Eyke ile Medyen, Arapların Şam ticaret yolunda, göz önündedirler.

Hıcr suresinin başında yer alan ayetlerle, inkârcılara karşı Allah resulü teselli edilirken, ayet 85’de kıyametin kopacağı haber veriliyor ve onlara karşı Peygamber (s.a.v.)’in nasıl davranacağı anlatılıyor: “Bir zaman gelecek ki inkâr edenler, keşke Müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır. Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir.” (Hıcr, 15/ 2-3)

“Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki kıyamet kopacaktır. (Ey peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hıcr, 15/ 85)

Gökler ile yer arasındakiler nasıl hak ve hikmetle yaratılmışsa; insanlar arasında da hak kanunu sonunda kaçınılmaz olarak işleyecek, inkârcıların kazançlarının hakkı da bâtıl ve heder olmaktan ileriye geçemeyecektir.

Burada insan psikolojisine verilen öneme açık işaret var. Sert davranmak ve kötü muamele etmek, bu davranışı sergileyenlere hiçbir şey kazandırmaz. Tehditle bir şeyler alanlar bile neticede hiçbir şey kazanamaz. Sert davranış ve kötü muamele insanların kalbini kırar, nefrete yol açar. Kalbi kırılan insan bir gün eline fırsat geçtiğinde intikam almaya kalkışır ve hatta intikamını alabilir. Bu da arzulanır bir sonuç değildir. Kendisine yumuşak davranılan insanın bir gün dost olma ihtimali ise her zaman vardır.

KÂFİRLERE VERİLENLERE GÖZ DİKME

Hıcr suresinin 87. Ayetinde, teselli makamında Peygamber (s.a.v.)’e verilen nimetin büyüklüğü hatırlatılıyor, bunu takip eden ayette kâfirlere verilenlere heveslenip göz dikmemesi bildiriliyor: “Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi ayeti ( Fatihayı) ve yüce Kur’ân’ı verdik.” Hıcr, 15/87)

“Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme.” (Hıcr, 15/88)

Yüce Allah aynı ayetin hemen devamında, elçisinin ilgisini müminlerin üzerine yönlendiriyor ve takip eden ayette de görevini hatırlatıyor: “Müminlere merhamet kanatlarını indir.” Yani, tam bir alçak gönüllülük ve şefkat ile himayene al ve: “De ki, şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.” (Hıcr, 15/89)

Mal ve servet ne kadar zevkli ve faydalı görünürse görünsün, bunlar o tekrarlanan yedi ayet (Fatiha suresi), o yüce Kur’ân nimetinin yanında hiçtir. Onun için onlara göz dikme, imrenme, kıskanma ve onlara üzülme. Yani iman etmediklerinden ve o mallarla Müslüman fakirlere ve dine hizmet etmediklerinden dolayı üzülme. Alaycıların alaya almalarını dikkate alma, yoluna devam et. Güzel bir şekilde yüz çevir ve onlara aldırma. Cezalarında acele etme, eziyetlerine şimdilik sabret. Bugün güzel muamele etmek, senin için kılıçtan daha uygun ve daha hayırlıdır.

YENİ HAMLE: AÇIK TEBLİĞ

Alaya almalara ve bütün inkârcılara karşı yüreklendirdiği elçisine yüce Allah yeni bir hamle yapmasını emrediyor. Bu, gizli tebliğden açık tebliğe geçiştir:

“Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir. Muhakkak ki alay edenlere karşı biz sana yeteriz. Onlar Allah ile birlikte başkasını ilah edinenlerdir. Onlar yakında bileceklerdir. Gerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor. O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol. Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hıcr, 15/94-99)

Şanlı Peygamber (s.a.v.)’in gönlü rahatlatılıyor ve ileri bir hamle yapması, o zamana kadar gizli yapılan tebliğden açık tebliğe geçmesi isteniyor: Müşriklerden yüz çevir. O şirk kelimeleri, Kur’ân’a dil uzatmaları, Peygamberlikle alay edilmesi canını sıkar, göğsün daralır, bunalırsın. Fakat sen onların sözlerine kulak verme, yaptıklarına aldırma, kendilerine önem verme, onların bu davranışlarına karşılık, sen işine devam et ve ölümden bile çekinmeyerek “Sana emredileni kafaları çatlatırcasına” veya baş ağrıtırcasına tam ısrar ile ve hiçbir şeyden çekinmeyerek emrolunduğunu açıkça beyan et ve vazifeni yerine getir.

Nahl suresinde de tebliğ usul ve metodu bildirilirken yine sabır tavsiye edilmektedir:

(Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et… Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır. (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme. (Nahl, 16/ 125-126-127)

Medine dönemi surelerinde de emredilen metod aynıdır. “… Sabırla ve namazla yardım isteyin.” (Bakara, 2/153)

Uhud savaşında dağılan askere karşı Peygamber (s.a.v.) kaba ve sert davranmamıştır: “Sen onlara, sırf Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın hiç şüphesiz (insanlar) etrafından dağılır giderlerdi.” (Al-i İmran, 3/159)

Ve daha pek çok sure ve ayet sabır, iyilik, güzellik, sadelik, temizlik, yumuşaklık emirleriyle dopdoludur.

NEFİSLERİMİZE ALDANMAYALIM

Değerli okurlarım! Peygamberlere tavsiye edilen sabrın, onları örnek almaları emredilen müminlere de tavsiye edildiğinden asla gafil olunmamalıdır. Onlar karşılaştıkları zorlukları nasıl aşmışlarsa, müminlere düşen de karşılaştıkları zorlukları aşarken aynı usul ve metodla aynı yoldan gitmektir. Bunu hep okuyor yazıyoruz ama –öncelikle kendi nefsime- iş uygulamaya geldiğinde çok defa sınıfta kalıyoruz. Sebep? Nezihini tenzih borcumuzdur ancak ne yazık ki bu konuları biteviye okuyup geçiyoruz ve ne yazık ki üzerinde yeterince düşünmüyoruz. Mesela, öfke anında sabretmemiz gerekirken sinirleniyor, bağırıyor çağırıyor, kırıp döküyoruz. Kısaca nefislerimize aldanıyoruz. İş uygulamaya geldiğinde tökezlememiz bundandır.

Pandemi günlerine rastlayan bu çalışmayı sabırla inceleyen değerli okurlarıma Yüce Allah’dan hayırlı ve sağlıklı günler diliyorum.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
4 yorum yapıldı
Sabır Acıdır Meyvesi Tatlıdır
Mükemmel bir yazı olmuş. Tebrikler Sayın Yazarım, Allah razı olsun...
Yorum Ekleyen: Aysan KESKİN     18.03.2021 00:00:13
Sabır
Allah razı olsun
Yorum Ekleyen: Adnan     17.03.2021 10:38:27
HAYATIN CAN DAMARI,. HUZURUN BAŞ ESASI
Yazınızı dikkatle okudum. Tam bir huzur ve mutluluk sonucuna insanı götüren yol haritasını çizdiniz. Şifa niyetine okunup uygulanması dua ve niyazımız ile çok teşekkür ediyorum sayın abim benim.
Yorum Ekleyen: Hüseyin Ayaz     16.03.2021 07:46:52
Sabır
İsmail bey makaleniz çok güzel olmuş kaleminize sağlık da; önemli olan bu sürelerin bize verdiği dersi ve Peygamber efendimiz gibi yumuşak huylu olmak maalesef yapamıyoruz. ALLAH uygulayan kullarından eylesin.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     15.03.2021 16:49:56
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya