Kardaş: Stüdyoya girmeden önce, Eba Zer’in ifadesiyle Hz. Ömer’e bulunan kusurdan söz ediyordunuz.
21.04.2021 04:28
1 yorum
341 okunma
Hz. ÖMER’E BULUNAN KUSUR
İsmail Aydın

Kardaş: Stüdyoya girmeden önce, Eba Zer’in ifadesiyle Hz. Ömer’e bulunan kusurdan söz ediyordunuz.

Aydın: Evet, çeşit çeşit yemek demişken, İslâm’ın zafer yürüyüşünün en parlak devirlerinin temsilcisi Hz. Ömer’e bakalım.

Hz. Ömer devlet başkanı seçilmiştir. Ashabın ileri gelenlerinden Eba Zer, Hz. Ömer’i tebrike gider. Hz Ömer sorar:

-Ya Eba Zer. Sen Allah elçisinin çok yakınında bulundun, malûmat sahibi oldun, beni devlet başkanı seçtiler. Söyle ben bu işe layık birimiyim?

-Ya Ömer! Şu anda bu işe en layık insan sizsiniz, bu işi sizden daha iyi yapacak biri yok. Fakat bir şeyinizi duydum. Duydum ki, iki çeşit yemek yiyormuşsun!

Hz. Ömer, Eba Zer’in fakat diye başlayan sözlerine dikkat kesilmiştir. Fakat dedikten sonra Eba Zer acaba ne kusur söyleyecek? Hz, Ömer, bu sorunun cevabını öğreninceye kadar adeta ter döker.

Alın size işte kusur! Kusur, iki çeşit yemek. Alın size işte devlet başkanı. Devlet başkanına bulunan kusura bakınız. İki çeşit yemek. İki çeşit yemek dendiyse, ya zeytin ve peynirdir, ya da hurma ile peynirdir. Bugün bizim sofralarımızda çeşitli et yemekleri, çorbalar, tatlılar, sütlüler; öbür yanda envai türlü içecekler… Bir tek salatada bile domatesi, soğanı, maydanozu, tuzu, biberi, limonu, zeytini derken en az on çeşit yiyecek var.  

Peki, soru: Allah daha çok versin ama bunca aç insanın aramızda dolaştığı bugünkü dünyada bu durumumuz insanlık olarak orucun ruhuna uygun düşüyor mu?

NEFİS TERBİYESİ

Öte yandan oruç insana her türlü başarının sırrı olan sabrı öğretir. İradeyi eğitir, terbiye eder ve güçlendirir. Hiçbir ideoloji ve öğretide bulunmayan nefis terbiyesidir bu! Bu o kadar önemlidir ki, sabır Kur’ân’da namazdan önce zikredilmiştir. Zorluklarla karşılaşan Hz. Peygamber (s.a.v.)’e en çok tavsiye edilen şey sabırdır. “Ey iman edenler, sabırla ve namazla Allah’dan yardım isteyin” (Bakara, 2/153) buyurulmuştur. Sabretmesini bilmeyen insan hiçbir şeyi yapamaz, nefsine hâkim olamayan hiçbir başarıya imza atamaz.

Oruç tutmayan sabretmesini bilmez, nefsini normal şekilde kullanma yollarını gözetmez. Bu sebeple oruç insan nefsine, ilâhî emirlerin en meşakkatlisi görünür. Bunun için, eğitimcilerin daha iyi anlayacağı üzere, yüce Allah’ın hikmeti, derece derece, önce şer’i emirlerin en hafifi olan namazın, ikinci olarak ortası olan zekâtın, üçüncü olarak da en zoru olan orucun emredilmesini gerektirmiş ve böylece mükelleflere bir alıştırma yapılmıştır.

Bu meyanda şunu da ilave edelim. İnsanlık tarihinde öyle zamanlar olur ki, günlerce açlığa dayanmayı alışkanlık haline getirebilecek bir beden terbiyesinin, hayatın ayrılmaz parçalarından birisi olduğu takdir edilir. Emniyet hizmetlerinde bu durum sıkça görülür. Koronavirüs günleri ise bunun son örneği.

YÜZDE SEKSENLİK NÜFUS YÜZDE YİRMİ İLE GEÇİNİYOR

Ne yazık ki, dünya nüfusunun yüzde sekseni, dünya gelirinin yüzde yirmisi ile geçinirken, dünya gelirinin yüzde seksenini eline geçirmiş sözde gelişmiş ülkeler, insanlığın açlık problemiyle hiç mi hiç ilgilenmiyorlar. Bilakis bunlar, silah satmak için harpler ve iç çatışmalar çıkarıyorlar; kıtlık ve hastalıklarla, doğum kontrolleri ile dünya nüfusunu azaltmanın yollarını arıyorlar. Adamlarda kanaat yok, şükür yok, oruç tutmuyorlar, insanî bir amaçları yok ve hatta bu arada kendilerine bile bakamıyorlar. Günümüzde bu ülkelerin problemi açlık değil obezitedir. Adam nefsine hâkim olamıyor, yiyor, yiyor, yiyor. Problem nimetlerin darlığında değil, dağılımındaki adaletsizliktedir.

Orucun amaçlarından birisi ve en önemlisi de, insanlığın adalet yolunda ilerleyebilmesini sağlayacak olan nefis terbiyesidir. Birçok insan bazı günahlara batıp çıkıyor, sonunda pişman oluyor, tevbe ediyor v.s. Şimdi bu gibi insanlara, kalkıp da birdenbire “dinsiz, imansız” demek mümkün mü? Elbette değil ama insanların zaman zaman nefislerine aldandıkları bir gerçektir. Bu konuda sevgili Peygamberimizin yüce Allah’a dua ederken “Bir an dahi beni nefsime bırakma” dediğini hatırlamamız yeterli olacaktır. İşte oruç iyi bir nefis ve irade terbiyesini de amaçlamaktadır ki bu, hem ferdin hem de cemiyetin yararına bir gelişmedir. İftar sahnesi, nefisle mücadelenin doruk noktasıdır.

(Gelecek hafta, Üç Beş Dakikada Kazanılan Zafer.)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
nefis
Nefisimiz o kadar aç ki hiç kimseyi gözümüz görmüyor. Hırs bürümüş her yanımızı rabbena hep bana misali, inşallah oruç bizi kendimize getirir nefsimizi terbiye ederiz. Yarabbi nefsimizin isteklerinden şeytanın şerrinden sana sığınırız.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     27.04.2021 16:33:46
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya