Kardaş: Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, orucun bütün insanlığa mesaj olarak vereceği çok şey var.
03.05.2021 12:26
441 okunma
İSLAM’IN MESAJI BİTMEMİŞTİR
İsmail Aydın

          Kardaş: Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, orucun bütün insanlığa mesaj olarak vereceği çok şey var.

          Aydın: Gayet tabii. Buna sadece orucun değil, bütünüyle İslâm’ın mesajı demek daha uygun olur. Ne yazık ki, ihtiyar dünyamızda bütün milletler -buna Müslümanlar da dâhil- İslâm’a uygun bir yaşayış içinde değiller. Bunun bilmemekten ve reddetmekten tutun da nefse aldanmaya kadar pek çok sebebi var. Aslında Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın ve diğer peygamberlerin mesajları da özü itibariyle insanîdir ve İslâmî’dir. Kur’ân bunları reddetmez, bilakis tasdik eder. Ancak Avrupa, bunları tahrif etmiş, kilise ile savaşırken bütünüyle maneviyattan uzaklaşmış, Roma hukuku, Grek kültürü ve Tevrat nizamına dayalı sakat bir anlayışla ve ne yazık ki insanlık için çok sakıncalı materyalizm gibi bir yola girmiştir. Avrupa ortaçağı, kilise-devlet çatışmasının tarihidir. O çağda fıkıf (hukuk) bilen Şeyh Edebâli, Dursun Fakih gibi âlimler, devlet adamlarına rehberlik ediyor, onları halka karşı adil olmaya davet ediyorlardı. Balkanlar’daki bir avuç Türk’ün çeşitli milletlere mensup topluluklar arasında kısa sürede tutunmasının sebebi işte bu adalet anlayışıdır.

          GETİRDİKLERİ GÖTÜRDÜKLERİNDEN FAZLA

          Batı’nın bilim ve teknoloji alanında dünyaya kazandırdıkları var. Çalışma hayatına kazandırdıkları var. İş ahlâkı, iş disiplini gibi değerleri var. Ancak bunların yanında tüketim ve israf alışkanlığı, çevre kirliliği, sömürü gibi şeyler de Batı’nın eseri. Ne yazık ki, bugünkü Batı medeniyetinin insanlığın lehine ürettiği bir tek değer yok. Şu an boğuşmakta olduğumuz koronavirüs salgınının yayılmasında da Batı’nın payı büyük. Batı’nın değerleri bitmiştir. İsveç’teki hasta vatandaşımızı ambulans uçağımızla yurdumuza kendimiz getirmek zorunda kaldık. Göçmenlere yaptıkları insanlık dışı muamele ortada. Hastalara yumruk atan sağlıkçılara rastladık Batı’da.

          Batı, üstünlük psikolojisi ile hareket ediyor ve güce inanıyor. Güç olsun ama bu, yeryüzünde adaleti sağlayacak bir irade ve şuurla yönetilsin. Ne yazık ki iş böyle değil. Peki, bu şuurdan mahrum Batı’nın taptığı bugünkü güç neye yarıyor? Başka milletlerin üzerine hâkim olmaya ve onlara hükmetmeye ve nihayet onları sömürmeye yarıyor. Batı bu haliyle aynen dünkü Firavunların, Nemrutların, Karunların yaptığını yapıyor. Sömürgecilik ve Mandacılık Batı’nın eseri. Batı, bu vicdansız gücüne güvenerek silah satmak için milletler arasındaki fikir farklılıklarını ihtilaflara ve savaşlara dönüştürüyor, milletlerin zenginliklerini ve kaynaklarını sömürüyor. Diyeceksiniz ki bu duruşta insanî bir değer yok ve bu durum, orucun hedeflediği hayır unsurlarından mahrumdur. Doğrudur. O sebeple Merhum Âkif bu Batı’yı, “tek dişi kalmış canavar” olarak niteler.

          Kardaş: Örnekleyebilir misiniz?

          Aydın: Batı’da düzen en ufak bir şekilde sarsılsa -mesela Birleşik Amerika bunun son örneği- hemen yağma, soygun ve işgal hareketleri görülüyor. Haram-helal kavramı yok. İnsanları birbirine bağlayan manevî bağ yok. “Altta kalanın canı çıksın” zihniyeti hâkim Batı’da. Orada “Güç” putlaştırılmıştır. Irk ayırımı, beyaz-siyah ayırımı, renk, dil, din ayırımı hâlâ revaçta. Batı, bize öylesine cilalanıp parlatılarak gösterildiği şekilde her problemini halletmiş de değildir. Bunun olabilmesi için her şeyden önce adil bir düzene ihtiyaç vardır. Onun da asgari şartı insanın yaşama, üreme, inancını yaşama, malını daha da önemlisi aklını muhafaza etme haklarına saygıdır.

          ADALET GÜÇLÜLER İÇİN VAR

          Batı’da adalet güçlüler için vardır, zayıflar için yoktur. Mesela, gelir dağılımındaki adaletsizlik en belirgin özelliktir. Amerikalı polisin eli cebinde olarak, gırtlağına basarak zenciyi nasıl öldürdüğüne televizyon ekranlarında tüm dünya tanık oldu. Bunun arkasından sökün eden yağma hareketleri, yangın olayları görüldü. Asker yağmayı önlemek için sokağa indi. Güllük gülistanlık bir memlekette bunlar olacak şey mi? Olayların gerisinde zengin-fakir çekişmesi, Afrika kökenlileri aşağılayan beyaz-siyah ayırımı var. Müslümanlıkta zekât müessesesi zengin-fakir çekişmesini önlediği gibi, siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğünü reddeder, hor görmeyi ve aşağılamayı kesinlikle reddeder. Müslümanlıkta renk ayırımı yoktur, hiçbir fark gözetmeksizin bütün insanları Allah’ın kulu ve muhatabı olarak kabul eden insan kavramı vardır. İslâm’a göre bir insan -eşittir- bütün insanlar demektir.

          ÇEVREYE EN BÜYÜK ZARARI AMERİKALI BEBEK VERİYOR

          Süper güç diye tanımlanan Amerika’dan iki örnek vereyim. Paul Kennedy’nin, 21. Yüzyıla Girerken, isimli kitabını okurken iki bin yılı ajandasına aldığım notlardan aktarıyorum.

          “Amerika, dünya nüfusunun yüzde dördüne sahip iken, petrol tüketimi, dünyadaki yıllık üretimin dörtte birine eşittir. Bu rakam, İngiltere ve Kanada’nın tükettiğinin on katı, üçüncü dünya ülkeleri olarak tanımlanan ülkelerin çoğunluğunun tükettiğinin yüzlerce katı demektir.”

          Alın işte size, Amerika’nın, İsrail’in güvenliğini sağlamanın yanısıra zengin petrol yataklarının bulunduğu Suriye’ye, Irak’a, Kuveyt’e, Arabistan’a yerleşmeye çalışmasının asıl sebebi. O bölgelere demokrasi getireceğiz lafı koca bir yalan. Kennedy’nin itiraf niteliğindeki şu cümlelerine bakalım:

          “Bir hesaba göre, Amerikalı bir bebek, ortalama olarak İsveçli bir bebeğin çevreye verdiği zararın iki katı, İtalyan bebeğininkinin üç katı, Brezilyalı bir bebeğin on üç katı, Hintli bir bebeğinkinin otuz beş katı, Çadlı ya da Haitili bir bebeğinkinin ise iki yüz seksen katı kadar çevreye zarar vermektedir. Çünkü ömrü boyunca yapacağı tüketim o ölçüde fazla olacaktır. Vicdan sahibi bir insanın böyle bir istatistikten rahatsız olmaması düşünülemez”. (a.g.e. sayfa 39)

          Bu da, Amerika’nın ve ona hükmedenlerin, güç sayesinde niçin bütün dünyayı ele geçirmeye çalıştıklarının itirafı. Yalnız onlar efendi ve bütün dünya köle! Oh ne âlâ!

(Gelecek hafta, İslâm’ı Anlama İhtiyacı)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya