Şaka bir yana, İslâm’ı doğru yerden öğrenme ve doğru anlama ihtiyacımız açıktır. Müslümanlık adına ne şarlatanlar gördü bu millet!
07.05.2021 02:33
1 yorum
275 okunma
İSLÂM’I ANLAMA İHTİYACI
İsmail Aydın

Kardaş: Kennedy’den aktardığınız bu cümleler de, insanlığın orucu ve İslâm’ı anlamaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Aydın: Hem de nasıl! Önce yanlışlara işaret eden bir fıkra sunalım. Ne yazık ki bir zamanlar Türkiye’si, vaktiyle yeni nesillerini manevî terbiyeden mahrum bırakacak netameli bir yola girmişti. O yıllarda Kur’an bile yasaklı yayınlar arasında okunmaz bir kitap durumuna düşürülmüştür. Acı ama o yılların gerçeğidir bu.

Neyse, bir zaman gelmiş yumuşama olmuş ve artık o yıllar geride kalmış. Fakat bu sefer de ders verecek, namaz kıldıracak, cenaze defnedecek hoca yok. Çünkü hoca yetiştirecek eğitim verilmemiş. Çözüm aramışlar, “Basit bir sınav yapalım, Elemtere’den aşağısını bilenleri görevlendirelim” demişler. Sınav açmışlar, mülâkat günü talipliler içeri giriyor çıkıyor, sınav komisyonunun sorularını cevaplıyor. Gene böyle birisi içeri girmiş, az sonra dışarı çıkmış. Heyecanla sınav sırası bekleyenler ne sorulduğunu öğrenmek istemişler. Bizimki, “Hz. Köroğlu Resul mü Nebi mi diye sordular. Düşündüm bu isim Resuller arasında geçmiyordu, Nebi’dir cevabını verdim” demiş. Demiş demesine de berikilerin şiddetli itirazıyla karşılaşmış: “Olur mu öyle şey, Köroğlu dediğin adam eşkıyanın tekiydi”. İtiraz üzerine bizimki biraz da mahcup açıklama yapmış: “Ben de öyle diyecektim ama şu Hazreti Köroğlu lafı yok mu, işte o kafamı karıştırdı”.

Şaka bir yana, İslâm’ı doğru yerden öğrenme ve doğru anlama ihtiyacımız açıktır. Müslümanlık adına ne şarlatanlar gördü bu millet!

TEFRİKANIN SONU FELÂKETTİR

İnsanlığın orucu ve İslâm’ı anlamaya ihtiyacı olduğu kesin. Umulur ki bu anlayış çok uzun olmayan bir gelecekte gerçekleşir. Fakat herkesten önce Müslümanların İslâm’ı anlamaya, kendi değerlerini hatırlamaya ihtiyaçları var. Doğru anlayış gelirse kavga biter, huzur gelir.

Mesela Türkiye olarak bugün neden şikâyet ediyoruz, özellikle önemli millî meseleler gündeme geldiğinde nelerden şikâyet ediyoruz? Ayrılıklardan, bölünmelerden, bölücülerden, iç çekişmelerden şikâyet ediyoruz, eski tabirle tefrikadan şikâyet ediyoruz, değil mi? Günümüzde partiler bile amip gibi bölünüyor.

İslâm’ı anlama problemimiz söz konusu edildiğinde, rahmet-i Rahman’a kavuşmuş şair ve düşünürlerimiz arasında Akif hatırlayacağımız ilk isimlerden biridir. Akif’in nesli Balkan faciasını, Birinci Dünya Harbi’ni, Millî Mücadeleyi, İstiklâl Harbi’ni; bu arada her türlü ihaneti ve her türlü acıyı iliklerine kadar yaşamış ve görmüş bir nesil. Koskoca bir imparatorluk nasıl oldu da, neredeyse bir anda ellerimizden kaydı gitti?

BEN DEĞİL BİZ

Akif’e göre problem İslâm’ı anlama noktasında düğümlenir. Mesela, bir olmak, birlik olmak, birlik teşkil etmek, kısaca millet teşkili, Müslümanlara, imandan sonra verilmiş ilk emirdir. Bu anlamda tefrika İslâm’a aykırıdır. Birlikten kuvvet doğar. Dinin direği olarak nitelenen Namaz, sosyal dayanışmanın örneği olan zekât bunu telkin ediyor. Oruç da, hac da bunu telkin ediyor. Ayrıca Kur’ân ayetleri, “bizden” söz ediyor. Namazın her rekâtında okunan Fatiha Suresi Müslümanlara, “beni” değil de “bizi doğru yola ilet” diye dua etmelerini tembihlerken birlik olmalarını hatırlatıyor. Hal böyle iken ne yazık ki, elbette nezihini tenzih borcumuzdur, Müslümanlar birlik ruhuna aykırı hareket edebiliyorlar. Tabiî bu da gerçek anlamda Müslümanlık olmuyor:

                Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile
                Adam aldatmaksa maksat aldanan yok nafile
                Kaç hakiki Müslüman gördümse makberdedir
                Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir.

                Aynı konuda şu mısralara bakınız.

                Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
                Toplu vurdukça sineler onu top sindiremez.
                ….
                Sen ben desin efrâd, aradan vahdeti kaldır
                Milletler için asıl kıyamet işte o zamandır.

 

SİZ DIŞARDAN BİZ İÇERDEN

Söz buraya gelmişken, uygunluğu sebebiyle ünlü Dışişleri Bakanı (sonra Sadrazam) Keçecizâde Fuat Paşa’yı bu vesileyle analım ve yine bu vesileyle onun ünlü sözünü de tekrar etmiş olalım. “Dünyanın en güçlü devleti hangisidir?” şeklinde bir konu, ya büyükelçiler toplantısında ya da doğrudan doğruya Fuat Paşa ile Napolyon III. arasında konuşulmuştur. En güçlü devlet sorusuna herkes Fransa’dır, İngiltere’dir yahut Rusya’dır gibi bir cevap beklerken, Fuat Paşa “Osmanlı Devleti’dir” demiş. Cevabın arkasından gelen “Nasıl olur ekselansları ?” şeklindeki soruyu da şu şekilde cevaplamış: “Baksanıza, bunca yıldır siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz, hâlâ ayakta. Bundan daha güçlü devlet olur mu?”

Ne yazık ki, bugün de durum pek değişmemiştir. Gönül coğrafyalarımız için, İslâm ülkeleri ve esir Türk illeri için “Umut Ülke” durumunda olan, dokuz körün bir değneği mesabesindeki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni birileri dışarıdan yıkmaya çalışırken, biz de, bitmez tükenmez çekişmelerle içerden yıkmaya çalışıyoruz. İktidar-muhalefet çekişmesinde kullanılan dil çok sivri, üslup seviyesi çok düşük, bundan sakınmalıyız. Özellikle gençlerimiz birlik şuuru içinde olmalı.

(Gelecek hafta, Elli altın kazandıran taş)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Hıyanefet
İçeride muhalefet yok..çoktan sınırlarını aşmış durumda, amaçları iktidarı eleştirmek ve yol göstermek değil.Dış düşman güçlerinin istekleri doğrultusunda içerideki bölücüler ile ve hainlerle yan yana durmaktan çekinmemektedirler.Tıpkı İttihat ve Terakkı zamanında olduğu gibi, ben onlara o bakımdan hiyanefet diyorum.Saygılarımla
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     10.05.2021 16:21:55
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya