Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik yapılmasına dair Meclis başkanlığına CHP Milletvekilleri tarafından sunulan ve Komisyondan geçen değişiklik tasarısı; hayvanları Hak temelinde ele almak üzere değişiklik tekliflerini içermektedir.
18.06.2021 03:33
1.848 okunma
HAYVANLARI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN TASARISI HAKKINDA GÖRÜŞ ve TEKLİFLERİMİZ
Yorum Analiz

Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik yapılmasına dair Meclis başkanlığına CHP Milletvekilleri tarafından sunulan ve Komisyondan geçen değişiklik tasarısı; hayvanları Hak temelinde ele almak üzere değişiklik tekliflerini içermektedir. Yani mücerret bir hayvan, İnsan gibi görülerek hak sahibi olması istenmektedir. Genel Gerekçe kısmının 2. Paragrafında “yürürlükteki Yasanın hayvanları hak temelinde değil, koruma temelinde ele aldığı “nedeniyle değiştirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Hayvanlar esasen insan hayatını kolaylaştırmak üzere yaratılmış canlılardır. İnsan ile eşit olarak ele alınmak istenmesi, buna göre hayvanın hakkı olduğu ileri sürülmesi doğru olamaz. Çünkü insan eşrefi mahlûktur. Hiçbir canlı ile eşit sayılamaz.

Bizce kanun tasarısındaki yaklaşım, (doğayı insanla eşit gören anlayış) daha ziyade insan egemen batı anlayışına bir reddiye olarak düşünülmüştür. Fakat konu genel olarak çevre sosyolojisi bakımından, özel olaraksa dini ve besin zinciri yönünden bir incelemeye tabi tutulmamıştır. Hâlbuki semavi dinlerde, özellikle de İslam dininde insanın doğayla ilişkisi bir egemenlik ilişkisi değil, bir emanet ilişkisidir. Her ne kadar insan doğaya karşı öncelenmiş ise de bu, doğayı az yukarda ifade ettiğimiz insan merkezli dünya görüşünde olduğu gibi hor kullanmayı reddetmektedir. Tam tersine doğayla, onu koruyup kollama, fakat bu çerçevede kendi varlığını da idame ettirme ilişkisini salık vermektedir. İnsanların doğası itibariyle otçul ve etçil bir varlık olmaları dikkate alındığında hayvanlardan yararlanmaları gayet doğaldır. Doğanın döngüsü böyledir. Teklif edilen yasa bu döngüyü ihmal etmiş gibidir. Teklif edilen şekilde yasalaşma olursa, bunun beslenmeden dini hayata kadar birçok alanda yansımaları olacaktır. Bu yepyeni bir insan modeli demektir; doğasından ve inançlarından koparılmış bir insan modeli.

            Ancak Merhamet eksenli bir hukuk düzeninde elbette hayvanlar da canlı olmak hasebiyle korunmalı ve merhametle muamele edilmelidir. Yani insan hayvanı da korumak ile borçludur.

BU ÇERÇEVEDE TASARIYA BAKIŞIMIZ

            Tasarının 1. Madde gerekçesindeki “Hayvanların kendilerine özgü kanuni statüleri” nin var olduğunun ileri sürülmesi cümlesi de yanlıştır. Statü insanlara tanınır. Hayvanlara statü tanımak onları sosyal bir varlık olarak kabul etmek, insan mertebesine koymak demektir.

Madde 3 de; Bu kanunun asıl amacı, …. Hayvan haklarına tecavüz eden kişilere karşı caydırıcı tedbirler koyabilmek, ciddi yaptırımlar düzenleyebilmek olmalıdır.” Deniliyor. Bu şekilde yasada bir hükmün olması halinde;

  • Neler hayvanın vazgeçilmek hakkıdır?
  • İnsanların en tabii beslenme ihtiyacı olan et ve süt ürünlerinden istifade bakımından insanlara bir sınırlama mı getirilecek? Yani insanları beslemek için hayvanların kesilmesi, etlerinin tüketilmesi ne olacak?
  • Diyelim ki, bir çiftçi, hastalanan ya da sakatlanan bir çiftlik hayvanı kesmek şeklinde hayatına son verirse hangi yaptırımla karşılaşacak? "Sen hayvanı tedavi etmek yerine neden kestin?"denilirse nasıl bir durum ile karşılaşacak?
  • Bu madde gerekçesinde; cezaların idari para cezası (IPC) olarak tayin edilmesine karşı çıkılıyor. Yani hayvanlara karşı işlenecek fiillerin kabahat nev’inden çıkartılıp suç olarak nitelendirilmesi ile insanların hürriyeti bağlayıcı cezalarla cezalandırılması sağlanmak isteniyor.

Gerekçe madde 4 de ise, Güçten düşmüş hayvan tabirini genişletmek isteyen bir anlayışı dayatmak yersiz. Ancak süs hayvanı tabiri yerine, ev hayvanı deyiminin korunması gerekliliği yerinde bir düşüncedir.

Gerekçe Madde 5’teki teklif de yersiz gibi, yani Kanunda sayılan ilkelerin kaldırılıp İlkeler yerine hak teriminin konması pek bir işe yaramayacaktır. Canlılara karşı ahlaki yükümlülükleri, kanuni yükümlülük haline getirmekle hayvanlar korunmuş olmayacaktır. Böyle düşünülürse insanlara zarar veren, insan emeğini heder eden yabani hayvanları da korumak ve zarar vermeye devam etmelerine rıza göstermek gibi bir durum ortaya çıkabilir.

Madde 5/ 3. paragrafta “Kısırlaştırma, aşılama, itlafın önüne geçme gibi durumlarda, GÖNÜLLÜLERE, devlet kurumlarının desteği şart haline getirilmesi sağlanacaktır.  Kanun değişikliğinin asıl amacının sanki bu cümlede gizlendiği görülüyor. Gönüllü kişi ya da kuruluşların devlet tarafından desteklenmesi ne demek?  Zaten adı üstünde gönüllülük deniyor. O zaman bu gönüllülere kamu kaynaklarından pay verilmesi de bir çatışma ve devlet aleyhine faaliyetlere çanak tutma demek olabilir.

Madde 6 gerekçesinde bahsedilen: Hayvan bakım evlerinde hayvanın belediye adına kaydı yapıldıktan sonra, artık idari makamlar, hayvan bakımevleri içinde gizli itlaf yapamayacak ya da gelişigüzel bakımsızlıktan ölmesi halinde sorumluluktan kurtulamayacaklar” deniliyor. Ahlaken hayvanların zararlı olmadıkça itlaf edilmeleri tabii ki doğru değil. Ama hayvanların korunmasına ilişkin fiilleri hayvan hakkı olarak algılarsanız, o zaman hayvan bakımevlerinde hayvanların itlafı yapılamayacak demektir. Ahlaki olan elbette budur, ancak bakım nasıl karşılanacak? İnsanların geçici hayvan sahiplenmeleri lazım ki, bakımevleri de dolmasın.

Apartman yönetim planlarında, hayvan bulundurma yasağının kaldırılmasının istenmesi doğru değildir. Bu durumda teklif sahipleri evcilleşmiş hayvanların sokağa terkini doğru bulmuyorlar. Buna katılırız ancak, apartmanlarda hayvan beslemek istemenin de pek masum bir hareket olduğunu kabul etmek mümkün değil. İnsanların nerede ne yapılacağını bilmeleri gerekir. Apartmanlarda hayvan besleme yasağı kalkar ise komşuluk ilişkilerinde problemler daha da çoğalacaktır.

Sahiplendirmeye ilişkin teklifler uygun görülüyor. Ancak sahiplenen kişilerin hayvan bakımı için gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadıkları yanında fiziki çevre olarak da uygun çevrede olup olmadıkları da önemlidir.

Madde 8 gerekçesinde açıklandığı üzere, hayvan hakları konusunda yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmediklerinde, denetim mekanizması öngörülmesi SİYASİ AMAÇLARLA KULLANILACAK BİR DURUM ORTAYA ÇIKARTIR. Devlet yönetiminde, kurum yönetiminde denetim elbette şart ve gereklidir. Ancak burada belediyeleri sindirme ve iş yapamaz hale getirme maksadına da hizmet edecek bir durum ortaya çıkabilir.

Hayvan üretilmesi ve alım satımı konusunda teklif edilenler de ticari ve siyasi amaçları gizliyor gibi bir intiba veriyor. Hayvanlar tabii çevrede üremeli ve tabii çevresinde yaşamalı. Bazı hayvan türlerinin korunması amacı gibi gözükse de, aksine hayvanların bir kısmının ancak izin verilen şirketler tarafından alım satımı ve üretiminin yapılması gibi durumlar ortaya çıkabilir. Mesela Kangal Köpekleri, at, eşek, katır gibi yük hayvanlar, Türk köylüsü tarafından yetiştirilebiliyor, ancak denetim maksadıyla köylünün bu tür hayvanlar yetiştirmesine mani olunabilecek teklifler uygun değil.

Madde 12- de Tehlikeli hayvan ırkları konusunda ise denetimi gevşetmek isteniyor. Tehlikenin, çene ve kas yapısı olarak değerlendirilmesinin istenmesi doğru ama eksik bir ifade. Tehlikeli ırklar belirlenmeli ve meskûn yerlerde beslenmek istenmesi engellenmelidir.

 

5199 HAYVAN HAKLARI YASA TASARISI HAKKINDA TEKLİFLERİMİZ

ÖNCELİKLİ TEKLİFİMİZ: bu değişiklik tasarısı; ilgili bilim insanları ve alanından gelen uzmanlar ile Yerel Yönetim yetkilileri tarafından enine boyuna tartışılmalı ve bunun neticesine göre kanun çıkarılmalıdır. Bir sonuca bağlanmalıdır.

Diğer yandan mevcut tasarıda yer alan veya yer almasını düşündüğümüz bazı hususlara ilişkin görüş ve önerilerimiz ise özetle şunlardır:

  • Yasa tasarısında yer alan" Hayvanlar türlerine göre özgür yaşama hakkına sahiptir" ifadesi İnsan hak, özgürlük ve dokunulmazlığı ile birlikte ele alınmalı ve insanların her türlü hayvan saldırılarına karşı korunması ve hayvan saldırılarına karşı zararlarının tazmini hususları ile birlikte ele alınmalıdır.
  • Hayvanları sahiplenmeyi kurs ve sertifika şartına bağlamak, hayvan sahiplenmeyi caydırabilir. Köy yerlerinde ve çiftliklerde bulundurulan çoban köpeği, köylerde iş için beslenen at, eşek, katır vb. hayvanlar ve sahipleri için problemler doğurabilir. Bu sakıncalı durumlar giderilmelidir.
  • Evcil hayvan edinilirken veya sahiplenilirken apt. yönetiminden veya site yönetiminden bazı hayvan türleri için izin şartı getirilmelidir. Büyük köpek türleri, sürüngenler,...vb.
  • Belli şartlarda hayvanlara ötenazi uygulayabilmenin önü açılmalı ve hatta kolaylaştırılmalıdır. Uzun süreli hastalıklar, eziyet boyutunda sakatlıklar, ileri derecede yaşlılık....gibi.
  • At, eşek, katır... gibi hayvanların ileri derecede yaşlılık durumlarında, kedi, köpek ve yaban hayvanlarına yem olarak kullanılması ve sanayide bu amaçla etlerinin işlenmesine izin verilmelidir. Bu durum hayvan sahiplerini ekonomik olarak rahatlatır ve bu hayvanların etlerinin İNSANLARIN SOFRASINA gıdıa olarak gelmesini önleyebilir.
  • Ayı, kurt, tilki, çakal.....vb yaban vahşi hayvan türlerinin de yaşama  hakkı yasa ile güvence altına alınmıştır. Ancak bu hayvan türleri kırsal kesimdeki köylünün geçim kaynağı olan çiftlik ve kümes hayvanlarına büyük zararlar vermektedirler. Bu hayvanların yaşama hakkı ile köylünün uğradığı zarar birlikte düşünülmelidir. Oluşturulması düşünülen HAYVAN HAKLARI FON’undan köylünün bu tür hayvan saldırılarına karşı zararı giderilmelidir. Vahşi hayvan popülasyonunun aşırı artış gösterdiği durumlarda, hayvan hakları komisyonunun izni ile bu hayvanların itlafı sağlanmalıdır.
  • Tavşan, keklik, ördek, yaban koyunu ve keçisi ile geyik... vb. hayvanların zevk için avlanması kesinlikle yasaklanmalı ve bu hayvanlar yaban hayvanlarının besin zinciri olarak düşünülmelidir.
  • Madde 21 de Hayvan haklarını kabul eden uluslararası sözleşmelerde var olan zihniyetin ülkemizde de kabul edilmesinin istenmesi, tabirine dikkat edilmeli. Bu alanda uluslararası sözleşme, ahitleşme, üst kurum, var ise bunların ardındaki amaçlar irdelenmeli ve her uluslararası sözleşmeye katılmak, benimsemek zihniyetinden uzak durulmalıdır.
  • Suç ve cezaların bu kanun kapsamında tanımlanmaya çalışılması doğru değildir. Suç ve cezalar, TCK ve Kabahatler kanunu içinde düzenlenmelidir. Hayvanları koruma kanunu ile yeni bir özel ceza kanunu oluşturulması, hukuku uygulamak durumunda olan kurumlar ve kişilerin işlerini zorlaştırır. Ceza ve yaptırımlar ceza kanununda ya da kabahatler kanununda tanımlanmalıdır.
  • Değişiklik gerekçe madde 21 de paragraf 8 de ifade edilen durum (Dini amaçla kurban kesmek) da dikkat edilmesi gereken bir durum. Kanunda kurban kesmeyi önleyecek bir düzenleme olmamasına özel önem verilmeli, hatta teklif sahipleri nasıl açıklıkla suçların tarifini, cezanın belirlenmesini istiyorlarsa, kurban kesmenin de özel bir cümle ile paragraf ya da madde ile serbest olması gerektiği garanti altına alınmalıdır.
  • Bir takım dernek ve kurullara suç duyurusunda bulunma yetkisi tanınması, keza gönüllü derneklere davaya müdahale yetkisi verilmesini doğru bulmuyoruz. Çünkü böyle bir uygulama toplum üzerinde baskı oluşturulmasına vesile olacağı endişesini taşıyoruz.

Bir sivil toplum Kuruluşu olarak tasarı ile ilgili görüş ve önerilerimizi takdirlerinize saygı ile sunarız.

Bu kanun teklifimiz Cimere Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına, Grubu Bulunan Partilerin Başkanlarına, Milletvekillerine, Tüm Siyasi Partilere,
Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına ve Yaşanabilir Şehir Platformuna gönderilmiştir.

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Eti Mah. Strazburg Cad.No:44/10 ÇANKAYA-ANKARA

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya