Konuya birden girmek istemedim. Bir sohbet sırasında daha çok İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulümden konu açılmıştı. Bölgedeki savunmasız insanların uğradığı haksızlıkları konuşuyorduk. Birden laf değişti. Miryakefalon'a geldi.
18.06.2021 06:05
704 okunma
Miryakefalon, Anadolu’nun tapusudur..
Av. Sabri Turhan

Konuya birden girmek istemedim. Bir sohbet sırasında daha çok İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulümden konu açılmıştı. Bölgedeki savunmasız insanların uğradığı haksızlıkları konuşuyorduk. Birden laf değişti. Miryakefalon'a geldi. 

Miryakefalon benim öteden beri önem verdiğim bir konudur. Genel Türk tarihi içinde ve özellikle Selçuklu tarihi  içinde savaşın detaylarını çok kere  okudum. Başlı başına, sadece Miryakefalon’u konu almış, sadece savaşı anlatan  bir kitap okumamıştım. 

Ama böyle kitapların olduğunu biliyordum. Kitaplardan birisi adını “Miryakefalon Gelendosttur” diye hatırladığım  kitaptı. Bu kitabı, eski dostumuz, arkadaşımız Av.Ertuğrul Şakar’ın  babası Hüseyin Amca’ nın yazdığını duymuştum. 

O toplantıdan sonra Ertuğrul’u aradım. Sağ olsun babasının yazdığı o kitabı ve bir başka kitabı bana gönderdi. Kitabın birisi; “Gelendost İlçesinin Soy Kütüğü”, diğeri  “Gelendost tarihi”. Gelendost Tarihi benim “Miryakefalon  Gelendosttur” sandığım kitap.. 

Kitapta Gelendost Savaşı  öyle anlatılıyor  ki, sanki “ Miryakefalon  Gelendost’ta  oldu. Miryakefalon Gelendost”tur diyesiniz geliyor. 

Miryakefalon Savaşı’nı anlatan diğer kitap ise, Yılmaz Gürbüz’ün yazdığı, “Kılıçaslan  ve Çivril Savaşı” kitabı.   

Bu üç kitabı su gibi okudum. Yılmaz Gürbüz’ün kitabında  savaşın Çivril ilçesinde olduğu iddia ediliyor Gelendost Tarihi’nde ise Hüseyin Şekercioğlu (Şekercioğlu,mahlası.Aslı, Şakar)Miryakefalon Savaşı’nın Gelendost’ta olduğunu iddia ediyor. Gelendost ile Çivril’in arası  200 kilometre civarında. Bir olayın anlatımı, bu kadar farklı yerler olarak tasvir edilebilir mi ? Edilmiş.. Burada günümüz tarihçilerini şaşırtan en önemli olay, savaşın bir göl kenarında olmuş olmasındandır. Bir de her iki yerde de derin vadiler, derin delhizler ve dar boğazlar var. Tarihçiler; “düşman, dar boğazlarda kıstırıldı. Geri kaçma ihtimali  olmayan delhizler düşmanın mezarı oldu” diyor. Öyle yerler, hem Gelendost’ta  var, hem de  Çivril’de..Bunun için  savaşın olduğu yerler araştırmacıları ikiye ayırmış.. Bir de her iki yer de birer göl kenarında. Gelendost, Eğirdir Gölü’nün kuzey  doğusunda, Çivril  ise, Işıklı Gölü’nün güneyinde.. 

Yazımı birkaç bölüm halinde yayınlayacağım.Önce Gelendost Tarihi’nde  Hüseyin Amca’nın görüşlerini ve araştırmalarını yazacağım. Sonra, Yılmaz Gürbüz’ün Kılıçaslan ve Çivril  Savaşı kitabını anlatacağım.  En sonunda da iki kitabın mukayesesini yapıp, kendi görüşlerimi, belki başka şahısların da görüşlerini aktaracağım. 

Gelendost Tarihi’nde yazdığına göre, Bizans  ordusu, İmparator  Manuel komutasında 800 bin askerle 400 bin kişilik Selçuklu ordusuna saldırdı. Selçuklu ordusu, aslında, 250 bin kişi idi.2.Kılıçaslan, Abbasi Halifesi’ne  bir mektup yazarak yardım istedi. Halifenin talimatı ile bütün İslam ülkelerinden;Mısır’dan Irak’tan, Cezayir’de 150 bin kişilik yardımcı kuvvet geldi. Böylelikle  asker sayısı ancak 400 bin olabildi. Yani ordu yarı yarıya.. 

Savaş 1 milyon 200 bin kişilik iki ordu arasında oldu. Bu sebeple savaş alanı bir tek yer, bir tek ova değildi. Dinar  ile  Uluborlu arasında savaş oldu. Buna Kara Aslan Ovası Savaşı denir. Akşehir  ile Eber Gölü arasında savaş oldu. Afyon’un Çay ilçesi yakınlarındaki Bin Şehitler Savaşı denen bir savaş oldu. Düzbel diye bir yerde Düzbel Savaşı oldu. Çok yerde savaş oldu. Yazarın bildirdiğine göre, 5 büyük yerde daha savaş oldu. Bunlar, Şehitler Ovası Savaşı, Tozukan Şehitliği Savaşları ,Fatli Ovası Şehitliği Savaşları, Kapıdağı Şehitliği Savaşları,Can  Çukuru Savaşları  gibi.. 

Herkes savaşa kendine göre bir isim verdi. Bazıları bu savaşlara Düzbel Savaşları der,bazıları Bin Şehitler Savaşları der. Genel bir ittifak ile savaşın adı  Miryokefalon  Savaşları olarak tescillendi. Buna sebep,17 gün 17 gece süren savaşın son gününün Miryo çukurunda olmuş olmasıdır.Zaten Kılıçaslan: “.onları Miryo çukuruna  gömeceğim”dedi. Savasın son günü yani 17 Eylül 1176 günü Miryo çukuruna rastlar. Belki  de son gününün Miryo ile Kefalon arasında geçmesi sebebiyle  bu isim verildi savaşa.. 

Ama aslında Miryakefalon diye bir tek yerleşim yeri veya bölge  yoktur. Miryo diye bir yer vardır.Bir de Kefalon diye başka bir yer vardır. Ve ikisi arası 5 kilometre kadardır. Miryo, Gelendost’ta o zaman (Gelendi) bir yıkık kaledir. Kefalon ise şimdiki  Acıçekenler  Köyü’nün olduğu yerdir. 

 Savaş müthiş bir taktik savaşı idi. Orada Miryo Ovası’na inen 12 kilometre uzunluğuna derin bir delhiz  vardı. Bu delhiz çok dardı. Kılıçaslan, düşmanın bu vadiye  girmesini  bekledi. Arkası at, öküz ve Bizans askeri  ölüleri ile tıkanan bu boğazda Manuel,  çok büyük bir zayiat verdi. Daha önde Türk  askeri vardı Bizans askeri için   ezilmekten ve imha edilmekten başka akıbet yoktu. Zaten 17 günden beri süren gece baskınları, düşmanı yıldırmıştı. Tabi Bizans için bölgeye yabancı olma dezavantajı da vardı. 

Burada aynen Malazgirt’te olduğu gibi Bizans ordusunda bulunan Türk asıllı askerlerin bazılarının,Ulah Peçenek,Uz ve Koman unsurların   Selçuklu kuvvetleri tarafına geçmesi olayı  vardır. Bu, Bizans ordusunu çökerten sebeplerden bir başkasıdır.  

17 Eylül 1176  günü  İmparator Manuel yakalandı. Eğridir Gölü kıyısındaki Sultaniye kasrına getirildi. 

Kılıçaslan. Kendisine barış teklifinde bulundu.İmparator o kadar gururlu idi ki, yakalandığı halde savaşın  devam etmesini istiyor, mağlubiyeti kabul etmiyordu. Durum, Kılıçaslan’a iletildiğinde; “O’nu bir katıra bindirin. Savaş meydanını  gezdirin Bir durumu görsün. Bakalım o zaman ne diyecek” dedi. 

Bizans İmparatoru’nu bir katıra bindirerek savaşın en son olduğu Miryo ovasına  götürdüler. Manuel henüz ölmemiş, can çekişen, yaralı, bir bacağı, bir kolu olmayan her yerinden kanlar akan askerlerini gördü. Ağlamaklı oldu.”beni de öldürün” diye bağırdı. Gezerken, yaralı bir asker, yerinden doğruldu. 

“Bizi rezil ettin. Bir de halimizi  görmeye mi  geldin” dedi ve  “tüh sana” diye imparatorun yüzüne  tükürdü.( Gelendost Tarihi sf. 152/153) 

Geziden sonra Manuel, tekrar Sultaniye  Kasrı’na götürüldü. Burada sulh anlaşması imzalandı .Artık imparator mağlubiyeti  kabul ediyor ve Türklerin her dediğini kabul ediyordu. Bazı önemli kaleler yıkılacak, Bizans’a ait bir çok yer, yerleşime açılacaktı. Ve Bizans  yüklü miktarda tazminat ödeyecekti. 

Anlaşmayla Bizans  ordusu içindeki  bazı Türk unsurların  Batı Anadolu’ya yerleştirilmesine karar verdi  Türklere  zarar veren bazı kaleler yıkıldı. Yerleştirilenlerde bazıları  Ulahlardı.Ulahların bir kısmı şimdiki  Muğla’nın  Ula ilçesine, bazılarının da  İzmir’in Urla ilçesine yerleştirildiklerini, Ulahların bu iki ilçenin isim  kaynağı  olduğunu öne sürer yazar.

Burada biraz karışık, biraz şüpheli bir durumu da anlatmak isterim. Bizans imparatoru  yenildiği halde ve yakalandığı halde grurundan; “savaş devam edecek” derken, Kılıçaslan  niçin savaşın galibi olduğu halde barış teklifinde  bulundu. Galip, barış teklifinde bulur mu? Bu tartışılacak  bir konudur. 

Bizans tarihçileri, Kılıçaslan’ın yendiği halde arkadan Bizans’a büyük bir yardımcı kuvvet geleceği zehabına kapıldığını yazar. Zaten ordu 17 gündür savaşıyordu. Böyle bir yardımın  kendisi için felaket olacağını düşündü.  Onun için yenik imparatora  barış teklifinde bulunur. Bu, Türk tarihçilerinin  görüşü  değildir. Bu görüş, Bizans tarihçilerinin görüşüdür.

(Devam edeceğim) 

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx 

NOT: Bir çok yerde Bizans ordusunda (Uz) diye bir kavim olduğu yazılır. Bazı tarihçiler  bunun “Oğuz” olduğunu iddia eder. Bizans’ın içindeki  Türkler Oğuz Kağan’ın torunlarından değildir. Peçenekler, Oğuz değildir. Komanlar da Oğuz değildir. Kıpçaklar ve Uygurlar da..Onların (Uz) dedikleri  de oğuz değildir. Gerçekte Bizanslı, Oğuz’a “Uz” derler, Araplar da “ Guz” derler ama, Bizans bölgesindeki Türkler Oğuz değildir. Zira o tarihte Oğuz’ların Avrupa’ya  geçmiş kolu yoktu. Bu benim görüşüm. 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya