İnsanoğlu maddi medeniyet alanında varoluşundan bu yana devamlı merhaleler kaydetmiştir.
23.08.2021 09:29
659 okunma
Kendimizde Vehmettiğimiz İlim, İrade ve Kudret Aslında Kimin?
Mehmet Aktan

            İnsanoğlu maddi medeniyet alanında varoluşundan bu yana devamlı merhaleler kaydetmiştir.
            İçinde yaşadığımız 21. Asırda da bilim ve teknolojide kaydettiği gelişmeler baş döndürücü bir hıza ulaşmış, akıllara durgunluk verici bir nitelik kazanmıştır.
            Atom ve atom altı parçacıkların keşfiyle;

Nükleer enerjiye,

Bilgisayar, cep telefonu, çok fonksiyonlu televizyon, teknolojinin her alanında kullanılabilen elektronik cihazlara sahip olmuştur.

Yüksek teknoloji ve elektronik cihazları kullanarak uzaya çıkabilmiş, yörüngeye oturttuğu uydular sayesinde dünyadaki iletişim imkânlarını çok üst seviyelere çıkarmıştır.

Ulaşımda jet motorlu uçaklar, yüksek hızlı trenler,   otomobiller, muazzam gemiler insanın bir yerden bir yere ulaşmasında olağanüstü kolaylık ve konforla insanlığın hizmetine sunmuştur.

Tıp ve tarımda da büyük gelişmeler sağlanmış insanlık, hızla çoğalan nüfusun ihtiyaçlarına cevap verebilme imkanını elde etmiştir.

Hülasa insanoğlu, içinde yaşadığımız çağda maddi medeniyet alanında gerçekten çok ciddi gelişmelere imza atmıştır.

Elbette bahse konu gelişmelerden yararlanma konusunda insanoğlunun adil bir paylaşım gerçekleştirdiğini ifade etmek mümkün değil. Ancak bu konu, ayrı bir inceleme konusu olduğundan, burada sadece dünyadaki nimet-külfet dengesinin mevcut olmadığını belirterek bu yazının konusuna dönmek istiyorum.

İnsanoğlu söz konusu maddi gelişmelere imza atarken, bu gelişmelere dayanak olan keşif ve buluşları zekâsı ve çalışmaları sayesinde gerçekleştirdiğini düşünmektedir. Sonuçta da böylesine olağanüstü başarıların sadece ve sadece kendisinin eseri olduğunu vehmettiğinden, kendisini putlaştırma eğilimi ortaya çıkmaktadır.

Bilgi vasıtalarının beş duyu ve akıldan ibaret olduğu, vahyin bir bilgi kaynağı olarak kabul edilemeyeceği düşüncesinden kaynaklanan sayısız felsefe akımları, işte insanın beş duyu ve aklını putlaştırması eğiliminin bir sonucudur.

Aklın ve beş duyunun çok önemli keşif ve buluşlara imza attığı içinde yaşadığımız son çağda, insanın kendine tapma eğilimi daha da güçlenmiş bu yüzden Ortaçağ’ ın derinliklerinde münferit birer felsefi inanç olarak kalmış bulunan felsefeler şimdilerde yeniden hortlayarak insanların kafalarını karıştırır olmuştur.

Değerli okuyucu;

Gerçekte insanoğlunun, beşeriyetin maddi gelişme alanındaki payının ne kadar olduğu üzerinde durmak istiyorum.

Bu konudan bahsederken, maddenin en küçük yapı taşı olarak bilinen atomun yapısı hakkında kabaca ve kısaca durmak istiyorum.

Atomlar; ancak elektron mikroskobuyla fark edilebilen son derecede küçük varlıklardır. Bu küçüklüğü kavrayamayız ama hakkında bir fikrimiz olabilsin diye, madeni 1 T.L. bünyesinde yaklaşık 15 milyar tane atom olduğunu ifade etmekle yetineceğim.

Atom; Bünyesinde (+) elektrik yüklü PROTONLAR ve POZİTRONLAR, (-) elektrik yüklü ELEKTRONLAR ile elektrik yükü bulunmayan NÖTRONLAR’ ı barındırıyor.

Protonlar, pozitronlar ve nötronlar çekirdeği oluşturuyor. Elektronlar ise, çekirdek etrafında farklı katman yörüngelerinde ışık hızıyla dairesel bir yörüngede dönüyorlar.

Çekirdekle, yörüngelerinde dönen elektronların yörüngeleri arasında, cüsselerine göre o kadar büyük bir mesafe vardır ki, bunu anlayabilmemiz için şöyle bir benzetme yapmak istiyorum.

Çekirdeğin 1 metre çapında bir büyüklüğü olsa, çekirdeğe en yakın yörünge katmanının uzaklığı 8 Km. yarıçapındaki bir mesafede bulunuyor. Başka bir deyişle, atom muazzam bir boşluktan ibaret. Ne var ki elektronlar ışık hızıyla döndükleri için, elektronları aşıp atomun içine nüfuz edilemiyor. Bu yüzden atomlar, atom altı parçacıklar keşfedilmeden önce çelik bilye gibi algılanıp, öyle tarif ediliyordu. Atomun neredeyse tamamen boşluktan ibaret olduğunu kavrayabilmek için: Dünyadaki atomların yapısı bozulup yok olsalar, dünyanın hacminin 1 metre çapında bir küre kadar kalacağını ifade etmek yeterli olacaktır herhalde!

Farklı elektrik yüküyle yüklü olan cisimler birbirini çeker, aynı elektrik yüküyle yüklü cisimler birbirini iterler.

-ÇEKİRDEKTEKİ PROTON VE POZİTRONLAR AYNI ELEKTRİK YÜKÜYLE YÜKLÜ OLDUKLARI HALDE BİRBİRLERİNİ İTMEZ, TAM TERSİNE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE BİR ARADA DURARAK NÖTRONLARLA BİRLİKTE ÇEKİRDEĞİ OLUŞTURURLAR.

AYNI ŞEKİLDE, ELEKTRONLAR DA AYNI ELEKTRİK YÜKÜYLE YÜKLÜ OLDUKLARI HALDE, BİRBİRLERİNİ İTİP YÖRÜNGEDEN ÇIKMAZLAR. Ayrıca elektronların neden düz değil de dairesel bir hareketle yörünge oluşturup, döndükleri konusunda fizik biliminin bir cevabı yok!

SORU: -Kâinattaki atom altı parçacıklar birbirini çeken iki farklı (+) ve (-) yükle yüklü oldukları halde, neden birbirini çekip nötrleşmezler?

SORU: - Kâinattaki atom altı parçacıklar neden farklı yük taşımaktadır?

SORU: - Elektronların hızı biraz azalsa, çekirdeğin çekim gücüne yenilir çekirdek üzerine düşerler. Biraz artsa, çekirdeğin çekim gücünü merkezkaç kuvveti edeniyle yener yörüngeden dışarı fırlarlar. Her iki halde de atomun yapısı bozulur. BU HALDE KÂİNAT BİR ANDA YOK OLUR!

SORU: -Elektronlar ışık hızıyla devamlı dönmek için enerjiyi nerden almaktadır? Dönme iradesini nerden almaktadır? Her yörünge katmanında farklı olmak üzere, çekirdeğe düşmeyecek, yörüngeden çıkmayacak şekilde ayarlı olması gereken dönme hızı ayarı nasıl ve ne için yapılmaktadır?

Maddenin yapı taşı olan atomla ilgili bu sorulara pozitif bilim henüz cevap verebilmiş değil. İsviçre’ nin Cern’ deki Nükleer Araştırma Merkezi’ nde ortaya çıkan gizemli bir parçacığı fiziki olarak nitelendiremedikleri için HIGGS (TANRI) PARÇACIĞI adını verdiler. Pozitif ilim, karşılaştığı sorulara cevap vermek için uğraşırken, daha çok cevapsız sorularla karşılaşıyor. Ama aczini bir türlü kabul etmiyor!

İnsanoğlu kendi zekâsına bilgisine o kadar inanıyor ki:” Kâinatı, güneş sistemini, dünyayı, cansız alemi, canlı alemi, bitkiler alemini, hayvanlar alemini, beşerî alemi, tüm organizmaları, organları, dokuları, hücreleri, molekülleri, nihayet atomu ve atom altı parçacıkları YARATAN; İLMİ, İRADESİ VE KUDRETİ MUTLAK BİR YARATAN VARDIR VE BEN O’ NA ŞEKSİZ ŞÜPHESİZ İNANIYORUM” Diyemiyor. HIGGS (TANRI PARÇACIĞI) ‘ ndan söz ediyor! Bu, şeytandaki kibrin insana nasıl bulaştığının çarpıcı bir delili değil mi?

Atomun akıl almaz harikuladelerle dolu yapısı olmasa acaba insanlığın nükleer enerjisi olur muydu? Bu günkü elektronik gelişme olabilir miydi?

İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA İNSANLIĞIN KAYDETTİĞİ TÜM GELİŞMELER: YÜCE RABBİMİZİN MADDEYE, CANLIYA, BİTKİYE, HAYVANA ve İNSANA VERDİĞİ HARİKULADE ÖZELLİKLERLE, İNSANA BAHŞETTİĞİ BEŞ DUYU, ZEKÂ, AKIL VE VAHİY SAYESİNDEDİR.

İnsanoğlunun bu gerçeği reddedip GELİŞMEYİ KENDİNDEN MENKUL ZANNETMESİ, YÜCE YARATAN’ ın Kur’ anı Kerim’ inde: “…Çok nankördür insanoğlu” mealinde geçen NANKÖRLÜĞÜNDEN kaynaklanmaktadır.

Bu yazımızda sadece maddenin en küçük yapı taşı olan atomdan söz ettik. Molekül, hücre, doku, organ, organizma, can, ruh gibi aklımızın yetmediği, havsalamızın almayacağı konulardan söz etme imkânımız olmadı.

Allah insanlığı nankörlük illetinden korusun İNŞAALLAH! Allah’ a emanet olunuz.

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya